Boşanma sürecinden en çok etkilenen taraf çocuklar
Boşanma sürecinin travma etkisi oluşturabileceğine dikkat çeken Psikiyatrist Dr. Başak Mutluer, “Bu, evlilik sürecinin yasını tutmakla eşdeğer bir süreç olabilir. Çalışmalara göre, boşanma, eşin vefatı sonrası geride kalan eşin yaşadığı stresin yüzde...

Boşanma sürecinin travma etkisi oluşturabileceğine dikkat çeken Psikiyatrist Dr. Başak Mutluer, “Bu, evlilik sürecinin yasını tutmakla eşdeğer bir süreç olabilir. Çalışmalara göre, boşanma, eşin vefatı sonrası geride kalan eşin yaşadığı stresin yüzde yetmişine eşdeğer bir strese sebep oluyor. Boşanma sürecinde en çok etkilenenlerin çocuklar olduğunu ve eşlerin çocukların yararını gözetmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Günümüzde boşanma oranlarının arttığını vurgulayan Acıbadem Bursa Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Başak Mutluer, pandemi süresince işten çıkarılmalara bağlı ekonomik güçlükler, kapanma dönemlerinde evde geçirilen vaktin artması, evdeki iş yükünün değişmesi, çocuklu ailelerde ebeveynlerin eğitim sürecindeki yükümlülüklerinin artması gibi durumların bir grup ailede çiftleri ortak hedefler istikametinde birbirine yakınlaştırdığını, pek çok ailede ise çiftlerin birbirinden uzaklaşarak boşanmalarına yol açtığını dile getirdi.
“Yakın çevrenin müdahalesi de bir boşanma sebebi”
Psikiyatri Uzmanı Dr. Başak Mutluer, boşanmanın hukuki bir süreç olmakla birlikte kişilerin psikolojisiyle doğrudan ilgili olduğuna değinerek, en sık karşılaşılan boşanma sebeplerini, yakın çevrenin evliliğe müdahalesi, aldatma, ekonomik sorunlar, şiddet, genç yaşta evlenmek, eğitim düzeyinin düşük olması, iş yaşamı ve çocuk bakımından kaynaklanan beklentileri karşılamaya çabalamak ve bunlara bağlı olarak çiftlerin yoğun stres altında olmaları olarak sıraladı. Dr. Mutluer, olumsuz hayat tecrübeleri sonucunda eşler tarafından algılanan mutluluğun azalması ve evliliğin kurtarılamayacak derecede ağır zarar görmesi dışında, evlilik tatmininin olmadığı durumlarda da boşanma sürecine gidildiğini ifade etti.
“Evlilik sürecinin yas dönemi”
Boşanma sürecine girmiş ailelerin büyük kayıplar ve değişim yaşadığına dikkat çeken Dr. Mutluer, “Eşler hayat arkadaşlarını, hayatlarındaki rollerini, desteklerini, güçlerini, statülerini, güvenlerini, alıştıkları hayatlarını, arkadaşlarını kaybederler. Bu dönemde kaos, başarısızlık, çözümsüzlük, ümitsizlik, hayal kırıklığı, keder, öfke, suçlama, agresiflik, savunma, belirsizlik, korku, şaşırma, ne yapacağını bilmemek, kaybolmuşluk gibi başa çıkması zor duygular ortaya çıkar. Bu süreç devam eden evlilik sürecinin yasını tutmakla eşdeğer sayılabilir. Bu dönemde yaşanan yoğun duygular, etraftan yöneltilen yanlış yönlendirmeler, ego merkezli düşünce yapısı ve sosyal etmenler boşanma sürecini karmaşıklaştırır. Bu karışıklık çözüm yollarının üretilmesini ve uzlaşmanın sağlanmasını büyük ölçüde zorlaştırır. İnsanların olaylardan ders alarak olgunlaşmasına ve onları bekleyen yeni hayat düzenlerine başlamasına engel olabilir. Bu süreçte yaşanan çatışmaların çözülmeden bırakılması kişilerin aynı sorunlu kalıpları diğer ilişkilerinde de tekrar etmelerinin önünü açar” diye konuştu.
“Sağlıklı boşanma nedir?”
Aile bireylerinin ilişkileri koparmadan, mevcut saygıyı ve sevgiyi yitirmeden, kendilerini ve başkalarının ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak bu süreci yaşamasına “sağlıklı boşanma” denildiğini belirten Dr. Mutluer, “Sağlıklı boşanmanın gerçekleştiği ailelerde kişiler daha olgunlaşmış, kendine güvenen, güçlü; geçmişle barışmış ve aynı zamanda geleceğe dair umutlu insanlar olarak hayatlarına devam ederler. Boşanma, kazanan ve kaybedenin olduğu bir süreç olarak değerlendirilirse aile bireyleri olumsuz etkilenir. Aile terapilerinde bu sürecin barışçıl, her birey için kısmen de olsa bir kazanç sağlayan, varsa özellikle çocukların koruma altına alındığı bir ortamın sağlanması için çalışılır” dedi.
Boşanma sırasındaki duygusal denge bulma sürecinin kişiden kişiye farklılıklar gösterdiğine değinen Dr. Mutluer, yas sürecinde gözlemlenen inkar, öfke, depresyon ve kabullenme evrelerinin boşanmada da görülebileceğini ve bu evrelerin bazen psikiyatrik destek almayı gerektirecek düzeyde olabileceğini söyledi.
“Terapist hakem değildir”
Bu süreçte terapistin nötr olarak, görüş bildirmeden ve bir taraf olmaktan kaçınarak danışanı eğitmek ve ihtiyaçlarını karşılamasına yardım etmek için çiftin sürecine eşlik ettiğini vurgulayan Dr. Mutluer, “Terapist karar vermez. Aralarındaki anlaşmazlıklar için hakem ya da avukat rolünde değildir. Terapist doğru-yanlış, iyi-kötü, hastalıklı-sağlıklı insanları ayırt etmeye çalışmaz. Terapist aile içi ilişkileri, etki tepki döngüsünü fark ederek adil bir şekilde kişilerin gerçek ihtiyaçlarının karşılanmasına yardım eder. Bunu; danışanların duygularını kontrol altına alması, ulaşmak istediği hedefleri ve adımları belirlemesi, yardım alabileceği bir destek sistemi geliştirmesi, zararlı düşünce kalıplarını belirleyip değiştirmesi, daha pozitif duygular geliştirmesi için çiftlere yardımcı olarak sağlar. Eğer çocuklu bir aile ise çocukların yararı gözetilir” diye konuştu.
Bazen eşlerden birinin yaşadığı duygusal acıya tepki olarak boşanma kararı alabileceğini ve terapistin böyle durumlarda yaşanan yoğun duyguların anlaşılması ve çözülmesine yardımcı olarak daha olgun ve sağlıklı bir karara varılmasını hedeflendiğinden bahseden Dr. Mutluer, “Kısa vadeli ayrılık denemeleri gündeme gelebilir. Ucu açık ya da zamanlı ayrılık denemesi, evden ayrılma ya da boşanma öncesi uzun ayrılık kararları planlanabilir. Boşanma sürecine giren çiftlerin terapiye geldiklerinde, birlikte kalıp evliliği kurtarmak; birlikte kalıp, taraflardan biri ya da ikisi boşanmaya hazırlanmak; birlikte kalıp, evliliği kurtarmak isteyip istemediklerine karar vermek; birlikte kalmak ama ilişkiyi kurtarmak için çalışmamak ya da boşanmaya karar vermek gibi hedefleri olabilir. Her bir eşin beklentisi ve ihtiyaçları adil bir şekilde gözetilerek hedefleri istikametinde ilerlenmeye çalışılır” dedi.
“Travma etkisi oluşturabilir”
Dr. Mutluer, yapılan değerlendirmelerde boşanmada; eşin vefatı sonrası geride kalan eşin yaşadığı stresin yüzde 70’ine eşdeğer bir stres ortaya çıktığının tespit edildiğini aktararak ekonomik kayıplar, sosyal statü kaybı, hayat şartlarının, bireysel alışkanlıkların, uyku biçiminin, aile içi tartışmaların, aile toplantılarının sayısının değişimi, duygusal kayıplar, güven kaybı, sosyal çevre kaybı gibi faktörler eklendiğinde ise bu etkilenmenin, bir travma etkisi oluşturacak ölçüde arttığını anlattı. Bu süreçte en çok etkilenen bireylerin çocuklar olduğunun altını çizen Dr. Mutluer, eşlerin, çocukların ihtiyaçları için ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi.
“Çocuklar kendini sorumlu tutabilir”
Küçük çocukların, boşanmadan kendilerini sorumlu tutma eğiliminde olduğunu belirten Dr. Mutluer, “Ebeveynlerin birbirleriyle iletişimde çocukları aracı olarak kullanmaları, çocukların yaşlarından beklenenin çok üstünde sorumluluk altına girmelerine neden olur. Terk edilme korkusu yaşayabilirler. Ergenlerde görülen intihar girişimlerinde boşanma sonrası yaşanan ebeveyn çatışmaları önemli bir etkendir. Gerek duyulursa aileler, çocukları için Çocuk ve Ergen Psikiyatristi’ne yönlendirilir” diye konuştu.
Dr. Mutluer, belirsizliklerin yaşandığı bu dönemde yavaş hareket etmek; sürpriz ataklardan kaçınmak; temel kuralları ve sınırları belirlemek gerektiğini vurgulayarak “Çift/Aile Terapisti’nden boşanma için olduğu gibi evlilikte yaşanan sorunların üstesinden gelebilmek adına da destek alınabileceği unutulmamalıdır” dedi.
(İHA)
Gökyüzünde heyecanlandıran görüntü: Meteor düştü iddiası
Devamı
İlginizi Çekebilir

Sağlık
NOMOFOBİ: CEP TELEFONUNDAN UZAK KALMA KORKUSU GİDEREK YAYGINLAŞIYOR
Uzmanlar, akıllı telefon kullanımının artmasıyla birlikte nomofobi vakalarının özellikle gençler arasında dikkat çekici seviyelere ulaştığını belirtiyor.

Sağlık
Planlı Sezaryen Yasaklandı
Sağlık Bakanlığı'nın yeni düzenlemesine göre, özel hastanelerde tıbbi gerekçe olmadan planlı sezaryen doğum yapılması artık yasak. Resmi Gazete’de yayımlanan kararla birlikte, doğum yapacak merkezlerde yeni kriterler de belirlendi. Özel Hastanelerde Planlı...

Sağlık
Hipertrikozis Nedir?
Hipertrikozis, vücutta aşırı kıl büyümesiyle karakterize nadir bir hastalıktır. Doğumda var olan ya da sonradan gelişen iki ana formda görülür. Genellikle "kurt adam sendromu" olarak bilinen bu durum, vücutta her bölgede ya da belirli alanlarda aşırı kıllanma...

Sağlık
Kış Mevsiminde Sağlıklı Kalmanın Yolları
Kış mevsiminde sağlıklı kalmak için bağışıklığı güçlendirme, beslenme, egzersiz ve cilt bakımı ipuçlarını keşfedin. Kış mevsimi, soğuk havanın getirdiği zorluklarla beraber sağlığımız üzerinde önemli etkiler yaratabilir. Bu dönemde bağışıklık sistemimizi...

Sağlık
“Kalp sağlığını korumak 5 adımda mümkün”
Kalp hastalıkları, günümüzde en yaygın sağlık problemlerinden biri olarak karşımıza çıkmakta ve yaşam kalitesini ciddi anlamda etkileyebilmektedir. Ancak, Kardiyoloji Uzmanı Dr. Alirıza Erbay'ın da belirttiği gibi, sağlıklı bir kalbe sahip olmak için atılacak...

Sağlık
Sensör Teknolojisi Diyabetli Çocukların Okul ve Sosyal Hayatını Kolaylaştırıyor
Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Hatun, diyabetli çocuklar için sensör teknolojisinin okul ve sosyal hayatlarını normalleştirdiğini vurguladı. Sürekli glukoz takibi sağlayan bu teknoloji, Tip 1 diyabetli çocukların günlük hayatlarını kolaylaştırırken, ailelerin endişelerini azaltıyor ve çocukların eğitim başarısını olumlu yönde etkiliyor.

Sağlık
Bol Su İç; Hayatını Kurtar !
Sağlıklı beslenmenin yaşam kalitesi açısından önemine dikkat çeken Diyetisyen Yasemin Polat, bol su tüketimini ve hareketli bir yaşam benimsemenin önemine dikkat çekti.

Sağlık
Sağlıksız Besinlerle “Krizi Tetiklemeyin”
Diyetisyen Yasemin Polat, sağlıksız beslenmenin kalp krizi riskini artırdığına dikkat çekerek, özellikle doymuş yağlar konusunda bilinçli olunması gerektiğini vurguladı. Polat, ağır ve tuzlu yemeklerden, aşırı alkol tüketiminden kaçınılması gerektiğini belirtti ve kalp krizi riskini azaltmak için uzak durulması gereken yiyecekleri sıraladı.

Sağlık
“ALS hastaları iyi bir takiple uzun yıllar yaşayabilir”
ALS hastalığı hakkında açıklamada bulunan Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Yakup Türkel, “İyi bir hastalık takibi, zamanında beslenme ve solunum desteği ile ALS hastaları uzun yıllar yaşayabilir. Günümüzde hastalıkla baş edebilmek için pek çok imkân bulunmaktadır. Bu imkânlar, her hastanın ihtiyacına göre belirlenir” dedi.