"BEL VE BOYUN DÜZLEŞMELERİ İLE FITIK İÇ İÇE HASTALIKLAR"
Bel ve boyun düzleşmeleri ile fıtık hastalığının birbiriyle iç içe olduğunu vurgulayan Beyin ve Sinir Cerrahı Dr. Ufuk Özsoy, günlük düzenli yürüyüşlerin ve masa başında çalışanların her 30 dakikada bir kalkıp 5 dakika yürüyüş yapmasının gibi basit önlemlerle...

Bel ve boyun düzleşmeleri ile fıtık hastalığının birbiriyle iç içe olduğunu vurgulayan Beyin ve Sinir Cerrahı Dr. Ufuk Özsoy, günlük düzenli yürüyüşlerin ve masa başında çalışanların her 30 dakikada bir kalkıp 5 dakika yürüyüş yapmasının gibi basit önlemlerle bu sorunların önlenebileceğini belirtti. Dr. Özsoy, iki haftadan uzun süren bel ve boyun ağrıları durumunda mutlaka bir hekime başvurulmasını tavsiye etti.
Acıbadem Bursa Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Ufuk Özsoy, sağlıklı bir omurga yapısında boyun ve bel bölgesinde lordoz denilen bel ve boyun çukurluğunun, sırt bölgesinde ise kifoz denilen bir kamburluğun olması gerektiğini ancak bu çukurluk ve kamburluğun belli dereceleri aşması durumunda farklı omurga hastalıklarına sebep olduğunu vurguladı.
Vücudumuzu taşıyan iki ana yapının ortada ana omurga iskeleti ve etrafında bu omurga kemiklerine yapışık büyük boyun, sırt ve bel kas grupları olduğunu belirten Dr. Özsoy, “Bu büyük kas gruplarının soğuk-sıcak dengesizliği, ani zorlanma sonrası eski halini alamaması, sürekli belli pozisyonda çalışma neticesinde uzun vadede oluşan kontrolsüz kas esnemelerinin kalıcı hale gelmesi veya psikolojik etkenler gibi sebeplerden dolayı kontrolsüz kasılması sonucu bu kas grupları büzüşerek kasılır ve kasılırken de bağlı olduğu kemik yapıyı kendisine doğru çeker. Böylece omurga kemiklerinin dizilim şekli değişir. Bu, boyun ve belde lordoz denilen çukurluğun kaybolması yani kemik diziliminin daha düz hale gelmesi ve sırt omurga kemiklerinin de olması gereken içe kamburluk derecesinin azalması şeklinde kendini gösterir. Bu da sıklıkla bel ve boyun düzleşmesi şeklinde ifade edilir. Aslında bu omurga şekil bozukluğu kas gruplarındaki problemin omurgaya yansıyarak kendini göstermesi şeklidir. Bu noktada tedavi gerektiren durum omurga etrafındaki kaslardır” diye konuştu.
“Fıtık, ağrı, uyuşma ve hatta güç kaybı şeklinde ortaya çıkar”
Dr. Özsoy, fıtık denilen sağlık sorununu ise, “omurga kemikleri arasında elastik yapıda bir nevi süspansiyon görevi gören disk denilen yapıların aniden veya zamanla yırtılarak hemen komşuluğundaki omurilik ve omurilikten çıkan sinirlere baskı yapması sonucu sinirin kol ve bacakta uzandığı konum boyunca ağrı, uyuşma, keçelenme, yanma ve daha da ilerleyerek güç kaybına neden olması” şeklinde tanımladı. Düzleşme ve fıtık sorunlarının birbirinden bağımsız görünse de özünde birbiriyle iç içe olduğuna değinen Dr. Özsoy, “Boyun veya bel düzleşmesi omurgamızı doğru kullanmadığımız takdirde oluşan bir problemdir. Omurgamızda bu kas spazmına bağlı şekil bozuklukları olunca omurgamıza binen yükün dağılım dengesi bozuluyor. Şekil bozukluğu olan bölgeye daha orantısız yük dağılımı olup bu bölgelerde fıtıklaşma dediğimiz iki omurga kemiği arasındaki diskin yırtılıp omurilik kanalına doğru taşması ve sinire zarar vermesi durumu gerçekleşiyor. Yani düzleşme dediğimiz durum fıtıklaşmaya zemin hazırlayan bir etken olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu.
Dr. Özsoy, bu hastalıkların risk grubunda yer alanları “fizik gücüyle ağır işlerde çalışanlar (inşaat ustaları gibi), masa başında hareketsiz kalarak, sürekli aynı pozisyonda saatlerce çalışanlar, obezite sorunu olanlar, sigara kullananlar, osteoporoz hastaları, bel veya boyna sürekli vibrasyon veren uzun yol şoförleri ve gebeler” olarak sıraladı.
“İki hafta içinde geçmezse mutlaka hekime başvurun”
Mekanik ağrıların 2 hafta içinde yüzde 80-90 oranında kendiliğinden geçtiğini belirten Dr. Özsoy, iki hafta içinde istirahatle veya medikal tedaviyle geçmeyen bel ve boyun ağrısında diğer hastalık ihtimallerine karşı mutlaka hekime başvurmak gerektiğinin altını çizdi. Özsoy, bununla birlikte hiçbir ilacı hekim onayı olmadan kullanmamak gerektiğine dikkat çekti. Bel-boyun düzleşmesinden ve fıtık hastalığından kalıcı olarak korunmak için gündelik hayatta alınacak basit önlemlerin etkili olacağına işaret eden Dr. Özsoy, “Günlük düzenli 30 dakikalık yürüyüşler yapmak, yüzmek, ofis ortamında çalışıyorsak 30 dakikada bir kalkıp 5 dakika yürüyüş yapmak, oturduğumuz koltuk veya sandalyenin arkasına bel desteği koymak, baş öne eğik sabit pozisyonda çalışmamak, bilgisayar kasasının göz hizasına gelecek şekilde altına destek koyup yükseltmek gibi detaylara dikkat edilmeli” dedi.
“YAŞLANMAYI ÖNLEYİCİ KREM GÜNEŞ KORUYUCUDUR”
Devamı
İlginizi Çekebilir

Sağlık
NOMOFOBİ: CEP TELEFONUNDAN UZAK KALMA KORKUSU GİDEREK YAYGINLAŞIYOR
Uzmanlar, akıllı telefon kullanımının artmasıyla birlikte nomofobi vakalarının özellikle gençler arasında dikkat çekici seviyelere ulaştığını belirtiyor.

Sağlık
Planlı Sezaryen Yasaklandı
Sağlık Bakanlığı'nın yeni düzenlemesine göre, özel hastanelerde tıbbi gerekçe olmadan planlı sezaryen doğum yapılması artık yasak. Resmi Gazete’de yayımlanan kararla birlikte, doğum yapacak merkezlerde yeni kriterler de belirlendi. Özel Hastanelerde Planlı...

Sağlık
Hipertrikozis Nedir?
Hipertrikozis, vücutta aşırı kıl büyümesiyle karakterize nadir bir hastalıktır. Doğumda var olan ya da sonradan gelişen iki ana formda görülür. Genellikle "kurt adam sendromu" olarak bilinen bu durum, vücutta her bölgede ya da belirli alanlarda aşırı kıllanma...

Sağlık
Kış Mevsiminde Sağlıklı Kalmanın Yolları
Kış mevsiminde sağlıklı kalmak için bağışıklığı güçlendirme, beslenme, egzersiz ve cilt bakımı ipuçlarını keşfedin. Kış mevsimi, soğuk havanın getirdiği zorluklarla beraber sağlığımız üzerinde önemli etkiler yaratabilir. Bu dönemde bağışıklık sistemimizi...

Sağlık
“Kalp sağlığını korumak 5 adımda mümkün”
Kalp hastalıkları, günümüzde en yaygın sağlık problemlerinden biri olarak karşımıza çıkmakta ve yaşam kalitesini ciddi anlamda etkileyebilmektedir. Ancak, Kardiyoloji Uzmanı Dr. Alirıza Erbay'ın da belirttiği gibi, sağlıklı bir kalbe sahip olmak için atılacak...

Sağlık
Sensör Teknolojisi Diyabetli Çocukların Okul ve Sosyal Hayatını Kolaylaştırıyor
Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Hatun, diyabetli çocuklar için sensör teknolojisinin okul ve sosyal hayatlarını normalleştirdiğini vurguladı. Sürekli glukoz takibi sağlayan bu teknoloji, Tip 1 diyabetli çocukların günlük hayatlarını kolaylaştırırken, ailelerin endişelerini azaltıyor ve çocukların eğitim başarısını olumlu yönde etkiliyor.

Sağlık
Bol Su İç; Hayatını Kurtar !
Sağlıklı beslenmenin yaşam kalitesi açısından önemine dikkat çeken Diyetisyen Yasemin Polat, bol su tüketimini ve hareketli bir yaşam benimsemenin önemine dikkat çekti.

Sağlık
Sağlıksız Besinlerle “Krizi Tetiklemeyin”
Diyetisyen Yasemin Polat, sağlıksız beslenmenin kalp krizi riskini artırdığına dikkat çekerek, özellikle doymuş yağlar konusunda bilinçli olunması gerektiğini vurguladı. Polat, ağır ve tuzlu yemeklerden, aşırı alkol tüketiminden kaçınılması gerektiğini belirtti ve kalp krizi riskini azaltmak için uzak durulması gereken yiyecekleri sıraladı.

Sağlık
“ALS hastaları iyi bir takiple uzun yıllar yaşayabilir”
ALS hastalığı hakkında açıklamada bulunan Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Yakup Türkel, “İyi bir hastalık takibi, zamanında beslenme ve solunum desteği ile ALS hastaları uzun yıllar yaşayabilir. Günümüzde hastalıkla baş edebilmek için pek çok imkân bulunmaktadır. Bu imkânlar, her hastanın ihtiyacına göre belirlenir” dedi.