MESLEK ÖRGÜTLERİ VE VATANDAŞ İLİŞKİSİ....
Dört mevsimin yaşandığı, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yaşamak niye bu kadar zor gelir insana? Toprak desen tarım için biçilmiş kaftan. Denizleri muhteşem. Anadolu'su desen sıkıyorsun tarih fışkırıyor . Sanırım insanında var bir sorun!... Haklı...

Dört mevsimin yaşandığı, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yaşamak niye bu kadar zor gelir insana? Toprak desen tarım için biçilmiş kaftan. Denizleri muhteşem. Anadolu'su desen sıkıyorsun tarih fışkırıyor. Sanırım insanında var bir sorun!... Haklı olarak bir güven bunalımı yaşıyoruz. Özellikle iş alanında. Arabasını tamire götüren vatandaş ,"acaba" diyor, "gereksiz parça değişimi olacak mı?" Pazardan domates alan teyze çürük koyar mı tedirginliğinde. İnşaat yapıyorsun, tesisatçı firmanın ustası; patronuna kızmış yüklenicinin işin sabote ediyor; dirsekleri özellikle ıslak kaynatıyor. Olan müteahhitte ve müteahhitten ev alanlara oluyor.
Kalıpçı projeye uymuyor, yapı sahibi hesap sorunca;" suçu mimara atıyor". Avukat aldığı davayı içselleştiriyor. En basit bir konuyu uzatıyor da uzatıyor. Sonuçta müvekkiline zarar veriyor. Bunların tümü başımızdan geçti. Avukat hikayesini anlatalım: Tapuya güvenip bir yer satın almıştık. Bakkaldan almadık. Hatta noter vekaleti kullanmadık. Doğrudan tapu sahibinden satın aldık. Meğer on yıl önce söz konusu arsaya açılmış bir dava varmış, o dava sonucunda tapudaki arsa sahibinden başka bir kişi daha hissedar olmuş. Bundan tapunun haberi yok. Bizim nasıl olsun. Yerel mahkeme ,Yargıtay , karar düzeltme falan derken bitti dava. Kazandık. On üç yıl kaybettik ama. On üç yılda neler çektiğimizi saymaya kalksam kitap olur. En çok da bizzat dava avukatının üstümüze saldığı kişiler üzdü bizi. Sonuçta avukat değil de biz haklı çıkınca özür dilediler. Ben şöyle dedim onlara: " Benden özür dilemenize gerek yok; "Levent hoca battı, davayı kazandık bina yıkılacak" diyerek sizi bana gönderen avukattan hesap sorun. Bize dava açanlarla da görüşüyoruz , keşke daha önce tanışsaydık. On üç yıl gitmezdi boşuna. Çünkü bizim haklılığımızı en başından anlayacak donanımda insanlar. Kısaca: Vatandaş tamirciye, yüklenici tesisatçıya, kalıpçıya... ev alan yükleniciye, davacı avukata... güvenemiyor. Hep huzursuz. Bir şey var eksik. O da şu: "Meslek örgütleri sorumluluklarının farkında değil..."
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
MADRA DAĞI'NIN AHI: KAÇ GRAM ALTIN BİR NEFES EDER?
Balıkesir'in göğsüne yine bir hançer mi saplanıyor?Gündeme düşen iddialar ve paylaşılan veriler, kan donduran cinsten. Madra Dağı'ndaki altın madeni kapasite artırımı projesi için tam 66 bin ağacın kesilmesi gündemde. 66 bin... Rakamla yazınca kolay geliyor, değil mi? Ama o rakamın arkasında onlarca yıllık bir ekosistem, binlerce canlı türü, toprağın tutunduğu kökler ve Balıkesir'in ciğerleri yatıyor.

Köşe Yazısı
TTM' DE GÜNEŞ ALTINDA KALAN SADECE VATANDAŞ DEĞİL, YEREL YÖNETİM ANLAYIŞIDIR!
Yazın kavurucu sıcağında Balıkesir Toplu Taşıma Merkezi’ne TTM'ye yolunuz düştü mü hiç? Düşmediyse çok şey kaybetmediniz derdim ama aslında çok şey kaçırıyorsunuz.Halkın nasıl bir çileye terk edildiğini gözlerinizle görme fırsatını!

Köşe Yazısı