28 Ağustos 2026 Cuma
USD/TRY:48,25 ₺EUR/TRY:56,22 ₺ALTIN:7.141,82 ₺Bandırma:25,4 C
Köşe Yazısı

Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi

Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi - Gazete Duvar’da yazarken, “hangi yüzyılda yaşıyoruz” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Siyasi, ticari, beşeri nitelikleri göz önüne aldığımızda ise Avrupa’nın 17. yüzyılına benzer bir çağda yaşamakta olduğumuza dair bir kanaate sahip olmuştum. Bunu gösteren pek çok kanıt olmakla birlikte 17. yüzyılda zirveye çıkmış olan bir nitelik var ki o da tam bizim memleket iklimine göre: Cadı Avları. Cadılar hemen her yerde… Özellikle son bir yıldır Halk Fırkasına dönük soruşturmalar içimdeki 17. yüzyıl nostaljisini daha da açığa çıkardı.

Ulaş Töre SİVRİOĞLU
Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi

Meşhur antropolog Marvin Harris’in cadı avları üzerine yazdıkları ne kadar da tanıdık. İnsan Harris’in yazdıklarını okudukça buram buram memleket havasını içine çekmekte… Yurt dışında yaşayıp da memleket özlemi içinde olanlara bu çalışmayı tavsiye ediyorum. 1 Öğrenciyken Avrupa’da erken modern zamanlarda 500 bin kişinin cadılık davalarında yargılandığı iddiasına gülüp geçerdim. Ama yazılı kaynaklar gerçekten de bu sayılarda yargılanmanın olduğu yönünde gibi. Hepsi cadıların yakılmasıyla sonuçlanmasa da bu sayıda insanın bir şekilde cadı sorgucularının tezgâhından geçtiklerini gösteriyor. Peki, bir kişinin cadı olduğu nasıl anlaşılıyordu?

Burada onu “afişe eden”, diğer insanlarda, kalabalıkta, yığında olmayan bazı özelliklerdi. Mesela fazla zeki olması, fazla güzel olması, çok soru sorması, kara kedi beslemesi, vücutta bazı izler vb. Genelde cadı hakkında önce çevredekiler dedikodu çıkarmaktaydı. Günümüzde ümran ilerlediği için bu vazifeyi sosyal medya yerine getirmekte. Dedikodu ve gıybet yeterli kıvama erişip de bunlar Engizisyoncuların kulaklarına kadar ulaştıklarında soruşturma ekipleri devreye girmekteydi. Soruşturma yapanlar elbette cadılıkla itham edenler ve edilenler arasında acaba arazi-tapu meselesi mi var gibi fuzuli işlerle vakit kaybetmeden, cadılıkla suçlananları sorguya almaktaydılar. Sorgular insan vücudu ve iskelet sisteminde köklü değişikliklere yol açan mekanik aletlerle yapıldığı için de suçlananlar kendilerine dönük ithamları fazlasıyla kabul etmekte gönüllü davranmaktaydılar.

Öyle ki sorguda cadı olduğunu reddedip de etkin pişmanlıktan yararlanmayan yok gibiydi. Ama kişinin kendisinin cadı olduğunu itiraf etmesi de etkin pişmanlıktan yararlanması için yetmiyordu. Bir insan tek başına cadı olamayacağına göre başka cadıları da ele vermeliydi. Cadılar belirli günlerde Sabbat denilen toplantılar yapıp, birlikte havaya yükselip uçmaktaydılar. Doğal olarak bir cadı yakalandığında iyi niyetinin bir göstergesi olarak diğerlerin de yakalatmalıydı. Bu tür davalarda kişinin aldığı cezayı kanunlar değil sorgudaki tavrı belirler. Birkaç isim veren pişmancı kendisine dönük ithamların bir kısmından kurtulabileceğini umabilirdi. Ne kadar isim verirse de o kadar iyi bir insan olduğuna kanaat getirileceği var sayılabilirdi. Sonuçta bu 500 bin sayısına bu şekilde ulaşıldığı anlaşılıyor. Bazı iyi niyetli pişmancılar ölmüş yakınlarını ihbar ederek en azından hayatta olanları korumaya çalışmışlarsa da engizisyoncular bu taktiği yutmuyorlardı.

Onlara kanlı canlı kurbanlar gerekmekteydi.
Else Gwinner adlı bir kadın Engizisyon sorgularına haftalar boyunca direnmesiyle meşhurdu. Ekim 1601’de başlayan davasında tüm suçlamaları reddetti. Bir hafta süren işkence sonucunda şeytanla ilişki içinde olduğunu itiraf etti. Ardından itirafını geri alıp işkence sona ersin diye yalan söylediğini 1 Marvin Harris, İnekler, Domuzlar, Savaşlar ve Cadılar, Kültür Bilmeceleri, çev.Fatih Gümüş, İmge, Ankara 1995. beyan etti. Sorgucuların aklına Else’nin kızını da tutuklamak geldi. Kıza yapılan işkence sonucu kız kendisinin ve annesinin cadı olduğunu itiraf etti. Hatta çalıştığı fırında ekmekten maya ve un çaldığını bile söyledi. Aralık ayı geldiğinde Elise halen suçlamaları bir kabul bir reddediyordu. Başparmakları ezildi, vücuduna ağırlıklar bağlanıp askıya alındı. En sonunda uçarak Sabbat toplantısına katıldığını itiraf etti. Sabbat toplantısı denilince sorgucuların gözleri parladı.

Zaten dertleri ona başka isimleri söyletmekti. Elise önce bir iki isim verdi, sonra ifadesini geri çekti. Böylece sorgucuları bir kez daha hayal kırıklığına uğrattı. 21 Aralık 1601’de bu “verimsiz” sorgudan yorulmuş olan sorgucular Elise’yi yakarak cezalandırdılar.
YAZAR: Ulaş Töre SİVRİOĞLU

Devamı

İlginizi Çekebilir

SUSURLUK 'UN GÖBEĞİNDEKİ UTANÇ: HATAP

Köşe Yazısı

SUSURLUK 'UN GÖBEĞİNDEKİ UTANÇ: HATAP

Bir şehrin ortasından dere geçiyorsa, o şehir şanslıdır. Eskişehir'e Porsuk ne kattıysa, odur. İnsanlar kıyısında çay içer, fotoğraf çektirir, şehir nefes alır.

28 Ağustos 2026 11:38
“İLK YARIDA SAHADA HİÇ YOKTUK!”

Köşe Yazısı

“İLK YARIDA SAHADA HİÇ YOKTUK!”

Evet, “İlk yarıda sahada hiç yoktuk!” Evet aynen böyle söyledi yani gerçeği, Ankara Keçiörengücü Teknik Direktörü Osman Zeki Korkmaz...

26 Ağustos 2026 14:53
MALAZGİRT BİN YILLIK BİR AŞKIN VE DİRENİŞİN ADI...

Köşe Yazısı

MALAZGİRT BİN YILLIK BİR AŞKIN VE DİRENİŞİN ADI...

Malazgirt Ovası’nda yükselen toz bulutu, sadece bir ordunun değil, tarih boyunca hür yaşamış bir milletin şahlanışıydı. ​26 Ağustos 1071. ​Coğrafyanın kaderini değiştiren, bir milletin yürüyüşüne ebedi bir yön çizen o mübarek gün.

26 Ağustos 2026 13:35
Sessiz Sedasız Büyüyen Fırtına: 78 Kuşağı Ve Unutulan Adanmışlık

Köşe Yazısı

Sessiz Sedasız Büyüyen Fırtına: 78 Kuşağı Ve Unutulan Adanmışlık

23 Ağustos 2026 20:48
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim

Köşe Yazısı

Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim

Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

22 Ağustos 2026 01:28
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

Köşe Yazısı

POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

​Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

13 Ağustos 2026 22:26
MUALLA SABIR GÜVEN

Köşe Yazısı

ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI

Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

13 Ağustos 2026 22:21
GÜZEL BAŞLANGIÇ

Köşe Yazısı

GÜZEL BAŞLANGIÇ

2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

11 Ağustos 2026 16:07
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Köşe Yazısı

Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

11 Ağustos 2026 15:59