SOKAĞIN SESİNDEN İDEALİST BİR KALBE, DR. GÖKHAN ŞAHİN...
Siyaset, fildişi kulelerden ya da steril salonlardan yapıldığında milletin derdine deva olmaz. Gerçek siyaset; sokağın tozunu yutmuş, halkın nefesini duymuş, cemiyetin ve siyaset sahnesinin nabzını tutabilmiş yüreklerin işidir. İşte Dr. Gökhan Şahin, tam da bu tanımın karşılığı olarak karşımıza çıkıyor . Sokağın bağrından gelen, hem hekimliğiyle hem siyasi mücadelesiyle hem de milli duruşuyla iz bırakan verimli ve üstün bir zeka.

Tıp fakültesi sıralarında Hipokrat yemini ile insan hayatına dokunmaya başlayan Dr. Şahin, mesleki birikimini yalnızca hastane koridorlarında bırakmadı. İnsan sağlığına adanmış o hassas teraziyi, milletin geleceğine yön veren siyaset kulvarına da taşıdı. Siyasi hayatın her kademesinde, sahanın ve teşkilatın tam ortasında durarak hem bir hekimin analitik zekasını hem de usta bir siyasetçinin sevk ve idare yeteneğini ortaya koydu. Hem tıp dünyasının teşhis gücünü hem de siyasetin çözüm üreten pratikliğini bir arada yürütmek her yiğidin harcı değildir.
Onu siyaset sahnesinde farklı kılan en temel husus; mektepli zekasını alaylı samimiyetiyle buluşturabilmesidir. Sokaktan kopmayan, milletin feryadına kulağını tıkamayan bu vizyoner siyasi kimlik, köklerini Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık ve çağdaşlık meşalesinden alır. Türk milletinin ali menfaatlerini her türlü siyasi hesabın üstünde tutan o katıksız milliyetçi ruh, Dr. Gökhan Şahin’in siyasetteki her adımında, her sözünde ve her projesinde net bir şekilde kendini gösterir. Atatürk ilkelerine sadakatle bağlı, Cumhuriyet’in kazanımlarını teminat altına alma kararlılığında tavizsiz bir duruş...
Bugün Türk siyasetinin ihtiyaç duyduğu profil tam olarak budur.Hem bilimin ve aklın yolundan gitmek hem millî değerlere sıkı sıkıya sarılmak hem de halkın tam ortasında dimdik durmak. Dr. Gökhan Şahin, analitik zekasını millet sevgisi ve güçlü siyasi aktörlüğüyle harmanlayarak siyasetin ve tıp dünyasının üreten, yorulmayan dev gücü olmaya devam ediyor.
Sokağın samimiyetini siyasetin merkezine taşıyan bu içten ses, Atatürk’ün çizdiği aydınlık yolda, Türk milletine hizmet meşalesini kararlılıkla taşımayı sürdürecektir.
YAZAR: Meliha ATEŞ
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Eylül'de Gel
“Eylül'de gel…” Eylül de geldi. Ayların en romantiği. Yaşı kemale ermişlerin geriye dönüp baktığı, hüzünlenip iç çektiği ve insanın kendi kendine, “Acaba daha kaç Eylül'de ağaçların yapraklarından arındığını görmek nasip olacak?” diye sorduğu ay. İnsanın boş vermişliği öğrenmesine, hatta boş vermişliğe alışmasına yardım ve yataklık eden mevsimin öncüsü… Bunaltıcı nemden yavaş yavaş sıyrıldığımız günlerin habercisi. Ağaçların üstünde hâlâ yeşilin durduğu, ama yeşilin altında altın renginin kendini göstermeye başladığı zamanlar…

Köşe Yazısı
Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi
Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi - Gazete Duvar’da yazarken, “hangi yüzyılda yaşıyoruz” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Siyasi, ticari, beşeri nitelikleri göz önüne aldığımızda ise Avrupa’nın 17. yüzyılına benzer bir çağda yaşamakta olduğumuza dair bir kanaate sahip olmuştum. Bunu gösteren pek çok kanıt olmakla birlikte 17. yüzyılda zirveye çıkmış olan bir nitelik var ki o da tam bizim memleket iklimine göre: Cadı Avları. Cadılar hemen her yerde… Özellikle son bir yıldır Halk Fırkasına dönük soruşturmalar içimdeki 17. yüzyıl nostaljisini daha da açığa çıkardı.

Köşe Yazısı
SUSURLUK 'UN GÖBEĞİNDEKİ UTANÇ: HATAP
Bir şehrin ortasından dere geçiyorsa, o şehir şanslıdır. Eskişehir'e Porsuk ne kattıysa, odur. İnsanlar kıyısında çay içer, fotoğraf çektirir, şehir nefes alır.

Köşe Yazısı
“İLK YARIDA SAHADA HİÇ YOKTUK!”
Evet, “İlk yarıda sahada hiç yoktuk!” Evet aynen böyle söyledi yani gerçeği, Ankara Keçiörengücü Teknik Direktörü Osman Zeki Korkmaz...

Köşe Yazısı
MALAZGİRT BİN YILLIK BİR AŞKIN VE DİRENİŞİN ADI...
Malazgirt Ovası’nda yükselen toz bulutu, sadece bir ordunun değil, tarih boyunca hür yaşamış bir milletin şahlanışıydı. 26 Ağustos 1071. Coğrafyanın kaderini değiştiren, bir milletin yürüyüşüne ebedi bir yön çizen o mübarek gün.

Köşe Yazısı
Sessiz Sedasız Büyüyen Fırtına: 78 Kuşağı Ve Unutulan Adanmışlık

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.