3 Eylül 2026 Perşembe
USD/TRY:48,32 ₺EUR/TRY:56,35 ₺ALTIN:6.970,69 ₺Bandırma:27,7 C
Son Dakika
Köşe Yazısı

Siyasette Koltuk Kavgası, Muhalefette Umut Kaybı

Özgür Özel seçilmiş bir genel başkandı. Kabul. Kemal Kılıçdaroğlu ise bir mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na geri döndü. Buna da itirazım yok; ortada bir yargı kararı varsa elbette hukuki sonuçları tartışılabilir. Ancak mesele hukuktan ibaret değil. Yargının siyasallaştığını söyleyerek milyonların önünde “Adalet Yürüyüşü” yapan, bu yürüyüşle siyasi tarihimize geçen bir ismin, yine tartışmalı bir yargı süreci üzerinden genel başkanlık koltuğuna oturması hiç hoş olmadı.

Levent GÜNDOĞAN
Siyasette Koltuk Kavgası, Muhalefette Umut Kaybı

Bunu söylemek gerekir.
CHP'nin anketlerde birinci parti olduğu bir dönemden söz ediyoruz. Bunun da bir nedeni vardı.
Çünkü toplumun geniş bir kesimi enflasyon canavarının dişleri arasında çırpınıyordu. Emekli aldığı maaşla kirasını ödemekte zorlanıyor, gençler gelecek kaygısıyla boğuşuyordu. Devlet kurumlarına duyulan güven ciddi biçimde aşınmıştı.

Özgür Özel, düzenlediği mitinglerle erken seçim çağrısını yükseltiyor; toplumun önemli bir bölümünde yeniden bir umut duygusu oluşuyordu.
Ardından başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar, tutuklamalar ve soruşturmalar geldi.
Bu gelişmeler, CHP seçmenini dağıtmak yerine tam tersine CHP'nin etrafında daha fazla kenetledi.
Tam da böyle bir süreçte “butlan” tartışması ve Kılıçdaroğlu döneminin yeniden başlatılması ihtimali ortaya çıktı.
İşte asıl kırılma burada yaşandı.

Kemal Bey, yıllar önce “adalet” diyerek yürüdüğü yollardaki tavrını bugün de gösterebilseydi...
“Bu karar siyasidir. Ancak yapılacak bir şey yok. En kısa sürede kurultaya gideriz” diyebilseydi...
Üstelik Özgür Özel'i yanına alıp CHP'li belediye başkanlarına ve bürokratlarına sahip çıkabilseydi...
Bugün bulunduğu noktaya düşmeyebilirdi.
Çünkü siyaset yalnızca hukuki haklardan ibaret değildir. Bazen siyasetin asıl ölçüsü, hukuken elde edebileceğiniz bir koltuğu siyasi ve ahlaki olarak kabul edip etmemenizdir.

Ne yazık ki bugün CHP, Özgür Özel yönetiminden umudunu kesmiş bazı siyasetçilerin yeniden koltuk aradığı bir alana dönüşmüş görüntüsü veriyor.
Kılıçdaroğlu'nun koltuğa oturur oturmaz CHP'li belediyelere yönelik soruşturmaları referans göstererek “siyaseti temizleyeceğim” yönündeki söylemleri ise CHP tabanında ciddi rahatsızlık yarattı.
Daha da önemlisi, Kemal Bey'in “bir projenin parçası olduğu” iddiasına bugüne kadar ihtimal dahi vermeyen insanların kafasında bile soru işaretleri oluşmaya başladı.
Bütün bunların sonunda Özgür Özel açısından geriye yeni bir siyasi yol aramaktan başka seçenek kalmadığı düşüncesi güçlendi.
Ve şimdi gelelim Yeni Parti'ye...

Yeni Parti'nin ülkenin asıl gündemini bir miktar unutmuş görüntüsü vermesi beni daha fazla rahatsız ediyor.
Ekonomi ortada.
Emeklinin, çalışanın, gencin, esnafın sorunları ortada.
Hukuk devletine duyulan ihtiyaç ortada.
Ama kadrolar sanki bütün bunları bir kenara bırakmış, CHP'de kalan isimlerle uğraşıyor.
Doğal olarak bu tavır Yeni Parti tabanına da yansıyor.
CHP'den ayrılmayan insanlara yönelik hakaretlerin “bini bir para.”
Oysa bu böyle olmaz.

İnsanların siyasi tercihlerini özgür bırakmak, her şeyden önce bir insanlık görevidir.
Mahalle baskısına dönüşen bu tavır, bu kez CHP'de kalan seçmeni mağdur konumuna sokuyor.
Bunu da unutmamak gerekiyor:
Millet mağduru sever.
Üstelik CHP'de kalanların tamamını bir kalemde “eski düzenin savunucuları” olarak görmek de büyük bir yanılgıdır.
Onların da derdi çağdaş, laik ve demokratik bir hukuk devletine sahip çıkmak.
Yani aslında hedef aynı.

Öyleyse bırakın tepede koltuk kavgası verenler kendi kavgalarını etsin.
Seçmen o kadar da aptal değil.
Kimin ne söylediğini, kimin ne yaptığını, kimin hangi koltuğun peşinde olduğunu zamanı geldiğinde değerlendirecektir.
Sonuçta seçim geldiğinde Yeni Parti tabanı ile CHP tabanının önemli bir bölümünün aynı noktada buluşması hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.
Belki ilk turda değil.
Ama ikinci turda...
Çünkü mesele sonunda koltuk değil, ülkenin nasıl yönetileceği meselesine dönüşecek.
Bu nedenle siyasette biraz daha akıllı olmak gerekiyor.
Ama her şeyden önce hırslardan arınmak...
Çünkü siyasette bazen kazanmak için yeni insanlara düşman olmak değil, aynı hedefe yürüyen insanları birbirine düşman etmemek gerekir.
YAZAR: Levenet GÜNDOĞAN

Paylaş

Devamı

İlginizi Çekebilir

ÇOK YAKINDA SİYASETTE HERKES BU İSMİ KONUŞACAK.

Köşe Yazısı

ÇOK YAKINDA SİYASETTE HERKES BU İSMİ KONUŞACAK.

​Neden İlkay Şimşek? ​Biz bağımsız bir yayın organı olarak ilkelerimiz gereği herhangi bir siyasi partinin yanında ya da karşısında durmuyoruz; tarafımız yalnızca milletimizin ve memleketimizin menfaatleridir. Ancak Türk siyasetinde iz bırakacak, samimiyeti ve birikimiyle fark yaratan, her siyasi partiden değerli ve müstesna şahsiyetleri kaleme almayı bir sorumluluk kabul ediyoruz. İşte bu yüzden, bugün merceğimize Doğru Yol Partisi Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın ;İlkay Şimşek’i alıyoruz.

02 Eylül 2026 13:06
BANDIRMASPOR ‘A NE OLDU?

Köşe Yazısı

BANDIRMASPOR ‘A NE OLDU?

Evet; adeta çökmüş gibi Bandırmaspor, kötü futboluyla hem de kendi evinde ilk yenilgisini aldı. Oyuna, geçen maçların aksine durgun ve isteksiz başlarken, Antalyaspor ise Soner’le güzel bir pas gösterisini gol ile süsledi... Hadi bakalım çıkarın şimdi bu sıcak havada da görelim...

02 Eylül 2026 12:35
SOKAĞIN SESİNDEN İDEALİST BİR KALBE, DR. GÖKHAN ŞAHİN...

Köşe Yazısı

SOKAĞIN SESİNDEN İDEALİST BİR KALBE, DR. GÖKHAN ŞAHİN...

Siyaset, fildişi kulelerden ya da steril salonlardan yapıldığında milletin derdine deva olmaz. Gerçek siyaset; sokağın tozunu yutmuş, halkın nefesini duymuş, cemiyetin ve siyaset sahnesinin nabzını tutabilmiş yüreklerin işidir. İşte Dr. Gökhan Şahin, tam da bu tanımın karşılığı olarak karşımıza çıkıyor . Sokağın bağrından gelen, hem hekimliğiyle hem siyasi mücadelesiyle hem de milli duruşuyla iz bırakan verimli ve üstün bir zeka.

01 Eylül 2026 14:37
Eylül'de Gel

Köşe Yazısı

Eylül'de Gel

“Eylül'de gel…” Eylül de geldi. Ayların en romantiği. Yaşı kemale ermişlerin geriye dönüp baktığı, hüzünlenip iç çektiği ve insanın kendi kendine, “Acaba daha kaç Eylül'de ağaçların yapraklarından arındığını görmek nasip olacak?” diye sorduğu ay. İnsanın boş vermişliği öğrenmesine, hatta boş vermişliğe alışmasına yardım ve yataklık eden mevsimin öncüsü… Bunaltıcı nemden yavaş yavaş sıyrıldığımız günlerin habercisi. Ağaçların üstünde hâlâ yeşilin durduğu, ama yeşilin altında altın renginin kendini göstermeye başladığı zamanlar…

01 Eylül 2026 13:41
Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi

Köşe Yazısı

Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi

Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi - Gazete Duvar’da yazarken, “hangi yüzyılda yaşıyoruz” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Siyasi, ticari, beşeri nitelikleri göz önüne aldığımızda ise Avrupa’nın 17. yüzyılına benzer bir çağda yaşamakta olduğumuza dair bir kanaate sahip olmuştum. Bunu gösteren pek çok kanıt olmakla birlikte 17. yüzyılda zirveye çıkmış olan bir nitelik var ki o da tam bizim memleket iklimine göre: Cadı Avları. Cadılar hemen her yerde… Özellikle son bir yıldır Halk Fırkasına dönük soruşturmalar içimdeki 17. yüzyıl nostaljisini daha da açığa çıkardı.

28 Ağustos 2026 16:39
SUSURLUK 'UN GÖBEĞİNDEKİ UTANÇ: HATAP

Köşe Yazısı

SUSURLUK 'UN GÖBEĞİNDEKİ UTANÇ: HATAP

Bir şehrin ortasından dere geçiyorsa, o şehir şanslıdır. Eskişehir'e Porsuk ne kattıysa, odur. İnsanlar kıyısında çay içer, fotoğraf çektirir, şehir nefes alır.

28 Ağustos 2026 11:38
“İLK YARIDA SAHADA HİÇ YOKTUK!”

Köşe Yazısı

“İLK YARIDA SAHADA HİÇ YOKTUK!”

Evet, “İlk yarıda sahada hiç yoktuk!” Evet aynen böyle söyledi yani gerçeği, Ankara Keçiörengücü Teknik Direktörü Osman Zeki Korkmaz...

26 Ağustos 2026 14:53
MALAZGİRT BİN YILLIK BİR AŞKIN VE DİRENİŞİN ADI...

Köşe Yazısı

MALAZGİRT BİN YILLIK BİR AŞKIN VE DİRENİŞİN ADI...

Malazgirt Ovası’nda yükselen toz bulutu, sadece bir ordunun değil, tarih boyunca hür yaşamış bir milletin şahlanışıydı. ​26 Ağustos 1071. ​Coğrafyanın kaderini değiştiren, bir milletin yürüyüşüne ebedi bir yön çizen o mübarek gün.

26 Ağustos 2026 13:35
Sessiz Sedasız Büyüyen Fırtına: 78 Kuşağı Ve Unutulan Adanmışlık

Köşe Yazısı

Sessiz Sedasız Büyüyen Fırtına: 78 Kuşağı Ve Unutulan Adanmışlık

23 Ağustos 2026 20:48