"İftar sofrasında ağır yemekten kaçının"
Diyetisyen Yasemin Polat, Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülebilmesi için sahurun atlanmaması, daha enerjik ve sağlıklı olabilmek için düzenli ve dengeli beslenilerek, iftarda ağır yemekten kaçınılması önerisinde bulundu. 11 Ayın sultanı...

Diyetisyen Yasemin Polat, Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülebilmesi için sahurun atlanmaması, daha enerjik ve sağlıklı olabilmek için düzenli ve dengeli beslenilerek, iftarda ağır yemekten kaçınılması önerisinde bulundu.
11 Ayın sultanı Ramazan ayının gelmesiyle birlikte uzun saatler aç kalınan bir döneme girildi. Beslenme düzeninin oldukça değiştiği bu dönemde dengeli beslenmek çok daha büyük önem taşıyor. Normal günlerde, bireyin herhangi bir öğünde eksik aldığı besin ögesini gün içinde ara öğünlerde veya diğer ana öğünlerde tamamlama fırsatı oluyor. Ramazan ayında öğün sayısının sınırlanmasının vücuda etkileri hakkında bilgi veren Diyetisyen Yasemin Polat, “Dengeli beslenme her zaman çok önemli ama özellikle Ramazan ayında daha enerjik ve sağlıklı olabilmek için düzenli ve dengeli beslenme çok daha büyük önem taşıyor. Bazı insanlar uykularının bölünmemesi için ya geç saatlere kadar oturduktan sonra biraz yemek yiyerek; bazıları ise bir yandan da kilo vermek için hiç sahur yapmadan oruç tutabiliyor. Her iki yöntem de sağlık açısından oruç tutmak için doğru uygulamalar değildir. Çünkü tek öğün ile tutulan oruç vücudu ve metabolizmayı çok yoracağı için olumsuz yönde etkileyecektir.” şeklinde konuştu.
“GÜN İÇİNDE Kİ BESİN EKSİKLİĞİ SAHURDA MUTLAKA ALINMALI”
Sahura kalkmayı alışkanlık haline getirmenin yapılacak en doğru davranış olduğuna dikkat çeken Polat, bu şekilde hem açlık sürenin azalacağını hem de metabolizma hızının korunacağını belirtti. Ramazan ayında daha sağlıklı ve dengeli beslenmek isteyenler için püf noktalar paylaşan Polat, “Öğünlerinizi genel olarak sahur, İftar ve ara Öğün şeklinde düzenleyebilirsiniz. Böylece gün içinde almanız gereken besin ögelerini 3 öğüne bölmüş ve tek bir öğüne yüklenmemiş olursunuz. İftar öğünü de en az sahur kadar önemli, orucu bir çorba ile açmak ve bir süre ara verdikten sonra yemeğe geçmek doğru tercihtir. İftarda boş mideyi birden doldurmak ani tansiyon ve şeker yükselmelerine, mide barsak rahatsızlıklarına sebep olduğu için iftardan sahura kadar öğün sayısını artırıp, aralıklarla beslenmeye özen gösterin.” dedi.
“RAMAZANDA BOL SIVI TÜKETİMİ İLE HAREKETLİLİK ÖNEMLİ YERE SAHİP”
Oruç tutarken gün içinde sıvı ve mineral kaybı yaşandığını dile getiren Diyetisyen, bu durumu telafi edebilmek için iftar ve sahur arasında bol su ve ayrıca maden suyu içmeye özen gösterilebileceğini sözlerine ekledi. Ramazanda uzun süre açlık ve hareketsizlik, bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına neden olabileceği uyarısında bulunan Polat, şu ifadelere yer verdi; “İftardan sonra yarım saatlik yürüyüşler yapmak sindirimi kolaylaştırır. Ramazan’da ikiye düşen öğün sayısı ve uzun süren açlık ile birlikte bu hareketsizlik daha da artmış durumdadır. Hareketsiz kalan vücutta metabolizma yavaşlayarak kontrolsüz kilo alımı meydana gelebilir. Bu nedenle hareketsizliği ortadan kaldırmak için Ramazan ayında iftardan sonra 30 dakika yürüyüş yapılmalıdır. İftardan sonra yapılan bu egzersiz hem sindirime yardımcı olur hem de metabolizmayı hızlandırır.”
“YAĞ YAKIMINI ETKİLİ HALE GETİRMEK İÇİN İFTAR VE SAHURDA DENGELİ BESLENMELİ”
Oruçlu bireylerde kilo vermenin daha kolay sağlanacağına da dikkat çeken Diyetisyen Polat, “Oruç tutmak, vücutta bulunan depolanmış yağ hücrelerini harekete geçiriyor ve bu sayede de yağ yakımını hızlandırarak kilo vermenizi sağlayabilir. Bu doğrultuda açlık sırasında salgılanan noradrenalin hormonu yağ yakımını hızlandırdığı bilinir. Ancak yağ yakımını etkili hale getirmek için iftar ve sahur arasında dengeli bir beslenme programı uygulamak gerekir. Oruç tutmanın bedene faydaları sayesinde ideal kilonuza daha kolay ulaşabilirsiniz.” dedi.
“ORUÇLA BERABER ZARARLI MADDELERDEN TEMZİLENİYORUZ”
Orucun sağlığa da önemli faydaları bulunduğunu sözlerine ekleyen Polat, “Uzun süreli açlık sağlık açısından potansiyel yararları nedeniyle çok ilgi çeken ‘’otofaji’’ adı verilen bir süreci devreye sokuyor. Vücudun hasar görmüş hücreleri parçalayarak, hücresel geri dönüşüme kazandırması olarak bilinen otofaji, vücutta birikmiş zararlı maddelerin temizlenmesi, hücrelerin kendisini yenilemesi ve vücut direncinin artması için orucun bilinçli tutulması gerekir. Oruç süresince vücut aç kaldığı için hücreler çözülür ve eş zamanlı olarak büyüme hormonu salgılanır. Vücut, yeni hücreler üretirken yaşlı hücreleri de parçalayarak proteine dönüştürür. Böylece hücre yenilenmesi süreci başlamış olur. Otofaji olarak da bilinen bu sürecin, insan sağlığı için oldukça faydalı olduğu söyleniyor.” ifadelerine yer verdi.
Haber: Nevra Emine YERLİKAYA
Devamı
İlginizi Çekebilir

Sağlık
NOMOFOBİ: CEP TELEFONUNDAN UZAK KALMA KORKUSU GİDEREK YAYGINLAŞIYOR
Uzmanlar, akıllı telefon kullanımının artmasıyla birlikte nomofobi vakalarının özellikle gençler arasında dikkat çekici seviyelere ulaştığını belirtiyor.

Sağlık
Planlı Sezaryen Yasaklandı
Sağlık Bakanlığı'nın yeni düzenlemesine göre, özel hastanelerde tıbbi gerekçe olmadan planlı sezaryen doğum yapılması artık yasak. Resmi Gazete’de yayımlanan kararla birlikte, doğum yapacak merkezlerde yeni kriterler de belirlendi. Özel Hastanelerde Planlı...

Sağlık
Hipertrikozis Nedir?
Hipertrikozis, vücutta aşırı kıl büyümesiyle karakterize nadir bir hastalıktır. Doğumda var olan ya da sonradan gelişen iki ana formda görülür. Genellikle "kurt adam sendromu" olarak bilinen bu durum, vücutta her bölgede ya da belirli alanlarda aşırı kıllanma...

Sağlık
Kış Mevsiminde Sağlıklı Kalmanın Yolları
Kış mevsiminde sağlıklı kalmak için bağışıklığı güçlendirme, beslenme, egzersiz ve cilt bakımı ipuçlarını keşfedin. Kış mevsimi, soğuk havanın getirdiği zorluklarla beraber sağlığımız üzerinde önemli etkiler yaratabilir. Bu dönemde bağışıklık sistemimizi...

Sağlık
“Kalp sağlığını korumak 5 adımda mümkün”
Kalp hastalıkları, günümüzde en yaygın sağlık problemlerinden biri olarak karşımıza çıkmakta ve yaşam kalitesini ciddi anlamda etkileyebilmektedir. Ancak, Kardiyoloji Uzmanı Dr. Alirıza Erbay'ın da belirttiği gibi, sağlıklı bir kalbe sahip olmak için atılacak...

Sağlık
Sensör Teknolojisi Diyabetli Çocukların Okul ve Sosyal Hayatını Kolaylaştırıyor
Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Hatun, diyabetli çocuklar için sensör teknolojisinin okul ve sosyal hayatlarını normalleştirdiğini vurguladı. Sürekli glukoz takibi sağlayan bu teknoloji, Tip 1 diyabetli çocukların günlük hayatlarını kolaylaştırırken, ailelerin endişelerini azaltıyor ve çocukların eğitim başarısını olumlu yönde etkiliyor.

Sağlık
Bol Su İç; Hayatını Kurtar !
Sağlıklı beslenmenin yaşam kalitesi açısından önemine dikkat çeken Diyetisyen Yasemin Polat, bol su tüketimini ve hareketli bir yaşam benimsemenin önemine dikkat çekti.

Sağlık
Sağlıksız Besinlerle “Krizi Tetiklemeyin”
Diyetisyen Yasemin Polat, sağlıksız beslenmenin kalp krizi riskini artırdığına dikkat çekerek, özellikle doymuş yağlar konusunda bilinçli olunması gerektiğini vurguladı. Polat, ağır ve tuzlu yemeklerden, aşırı alkol tüketiminden kaçınılması gerektiğini belirtti ve kalp krizi riskini azaltmak için uzak durulması gereken yiyecekleri sıraladı.

Sağlık
“ALS hastaları iyi bir takiple uzun yıllar yaşayabilir”
ALS hastalığı hakkında açıklamada bulunan Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Yakup Türkel, “İyi bir hastalık takibi, zamanında beslenme ve solunum desteği ile ALS hastaları uzun yıllar yaşayabilir. Günümüzde hastalıkla baş edebilmek için pek çok imkân bulunmaktadır. Bu imkânlar, her hastanın ihtiyacına göre belirlenir” dedi.