Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Elbette vatandaşın rahatsız olduğu bir uygulama varsa bunu dile getirmesi, eleştirmesi son derece doğaldır.
Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken başka bir konu var:
Bir olayı gerçekten anlamadan, tarafları dinlemeden ve ne olduğunu tam olarak araştırmadan bir işletmeyi hedef haline getirmek ne kadar doğru?
Birkaç kişinin yaşadığı bir tartışmayı bütün işletmeye mal etmek, ardından meseleyi siyasallaştırmak ve sosyal medyada adeta bir linç kampanyasına dönüştürmek, bana göre son derece tehlikeli bir noktaya götürüyor bizi.
Çünkü hedef alınan yalnızca işletme sahibi değil.
Orada çalışan insanlar var.
Aileleri var.
O işletmeden alışveriş yapan, hizmet alan insanlar var.
Ve her şeyden önemlisi, Susurluk'un ekonomisinden söz ediyoruz.
Bugün bir işletmeyi birkaç dakikada sosyal medyada hedef göstermek çok kolay. Bir paylaşım yapılıyor, birkaç sert yorum geliyor, ardından herkes birbirinin yazdığını tekrar ediyor.
Ama hiç kimse şu soruyu sormuyor: “Bu işletme kapanırsa ne olacak?”
Onlarca insan işini kaybederse ne olacak?
O insanların aileleri ne yapacak?
Susurluk ekonomisi bundan nasıl etkilenecek?
Bunu daha önce de yaşamadık mı?
Asıl üzücü olan da bu.
Susurluk geçmişte benzer süreçleri yaşadı.
Yörsan'ı yaşadı. Yasa'yı yaşadı.
Her birinin arkasında yalnızca bir şirket veya bir marka yoktu. Binlerce insanın emeği, ailesi, geleceği vardı.
Bugün geriye dönüp baktığımızda bunun ne kadar ağır bir kayıp olduğunu daha iyi görebiliyoruz.
Ama nedense aynı hataları tekrar tekrar yapıyoruz.
Bir işletmeyle ilgili bir sorun çıktığında önce dinlemek yerine hüküm veriyoruz.
Önce anlamak yerine suçluyoruz.
Önce çözüm aramak yerine cezalandırmayı tercih ediyoruz.
Hele bir de işin içine siyaset girince, gerçek olayın kendisi neredeyse tamamen unutuluyor.
Kahraman olmak kolay, sorumluluk almak zor
Sosyal medyada en sert yorumu yapmak kolaydır.
Bir işletmeyi hedef göstermek kolaydır.
“Kapatsınlar”, “boykot edelim” demek de kolaydır.
Ama o işletmede çalışan insanın kapısına gidip, “Yarın işsiz kalırsan ne yapacaksın?” diye sormak o kadar kolay değildir.
Birilerinin birkaç paylaşım ve birkaç sert yorumla kendisini toplumun kahramanı ilan etmesi, geride bırakacağı ekonomik ve sosyal sonuçları düşünmediği sürece kimseye fayda sağlamaz.
Benim itirazım eleştiriye değil.
Benim itirazım, düşünmeden yapılan linçe.
Yanlış varsa ortaya çıkarılsın.
Usulsüzlük varsa gerekli kurumlar incelemeyi yapsın.
Vatandaşın hakkı varsa hakkını arasın.
Ama bütün bunlar hukuk içinde ve bilgiye dayanarak yapılsın.
Bir de Susurluk meselesi var.
Beni en fazla düşündüren noktalardan biri de şu:
Bu tür olaylarda en sert eleştirileri yapanların önemli bir bölümünün yine Susurluklu olması.
Oysa kendi ilçemizde faaliyet gösteren bir işletmeye karşı biraz daha sağduyulu olmak, önce olayın tamamını anlamaya çalışmak gerekmez mi?
Susurluk zaten işsizlikle mücadele ediyor.
Gençler iş arıyor.
Esnaf ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor.
Yeni yatırım gelsin diye uğraşıyoruz.
Sonra ilçemizde yıllardır faaliyet gösteren, onlarca insan çalıştıran bir işletmeyle ilgili bir tartışma çıktığında, daha ne olduğunu tam olarak anlamadan işletmenin yok olmasını isteyebiliyoruz.
Bu nasıl bir çelişkidir?
İşletmeleri değil, sorunları kapatalım
Artık biraz farklı düşünmemiz gerekiyor.
Bir sorun çıktığında ilk refleksimiz “Bunu nasıl kapatırız?” olmamalı.
“Bu sorunu nasıl çözeriz?” olmalı.
Bir işletme hata yaptıysa düzeltsin.
Bir vatandaş haksızlığa uğradıysa hakkını arasın.
Bir çalışan mağdur olduysa hakkı korunsun.
Ama bütün bunları yaparken, işletmenin ve çalışanların da hakkını gözetelim.
Çünkü bir işletmenin kapısına kilit vurmak çok kolaydır.
O kapının arkasında ekmek bekleyen insanların hayatını yeniden kurmak ise hiç kolay değildir.
Susurluk'un artık birbirini linç etmeye değil, birbirine sahip çıkmaya ihtiyacı var.
Eleştirelim.
Sorgulayalım.
Hesap soralım.
Ama önce dinleyelim, anlayalım ve gerçeği öğrenelim.
Çünkü bugün sosyal medyada birkaç dakikada yok etmeye çalıştığımız bir işletme, yarın onlarca Susurluklu için ekmek kapısı olabilir.
Ve işin sonunda hepimiz aynı soruyla karşı karşıya kalabiliriz:
“Biz ne yaptık da bunu kaybettik?”
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı