17 Ağustos 2026 Pazartesi
USD/TRY:47,90 ₺EUR/TRY:55,51 ₺ALTIN:6.800,46 ₺Bandırma:23 C
Köşe Yazısı

ÇINARLI MAHALLESİ KENTSEL DÖNÜŞÜM BEKLİYOR

İnsanoğlu mağarada yaşamayı bırakalı çok oldu. Devletler kurup, devletler yıktı. Sınırlar kaç defa değişti ve değişmeye devam edecek. Krallıkların yerini teknoloji ve sanayi krallıkları aldı. Yeri geldi ihtişamlı şehirler kurup, yeri geldi taş üstünde taş...

Velhasıl Gazetesi
17-23 Nisan 2023

İnsanoğlu mağarada yaşamayı bırakalı çok oldu.  Devletler kurup, devletler yıktı. Sınırlar kaç defa değişti ve değişmeye devam edecek.

Krallıkların yerini teknoloji ve sanayi krallıkları aldı. Yeri geldi ihtişamlı şehirler kurup, yeri geldi taş üstünde taş bırakmadı, yeri geldi neredeyse tüm insanları öldürmeye ant içti insanoğlu.

Sanayi devrimiyle, imparatorlukların yıkılıp, sınırların çizildiği günümüzdeki devletlerin şekillendiği yakın tarihimizde kırsal kesim ve şehirli kesim arasında hala devam eden bir kimlik kavgası var.

Şehirli olmak ya da köylü olmak.

***

40’lı yaşlarda olanlar bilirler kerpiç tuğlalı, kireç sıvalı evleri. Önlerinde kocaman bir bahçe. Şehrin varoşlarında derme çatma yapılan avlulu evleri.

Kimi tavuk bakar, kimi keçi kimi koyun ama peynirin en hasını, domatesin en güzelini, meyvenin en tatlısını yerdik. Tek katlı evimizi baharda annemler, ninemler topraktan harç yapıp çatlayan yerlerini elleriyle sıvarlar, delikleri tıkarlardı.

Yoksullukta olsa özlemle anlatılan hikayelerdir hala.

Şimdi kentlileşme ile birlikte kentin gerekliliklerine uyum sağlama durumu çıktı ortaya. Yeni bir evin, güzel araban ve cebinde alışveriş yapacak, tüketecek, eskimeden yenisini alacak paran olacak. Birileri değişimin adına yenilik deyip, sana da bu değişimi takip etme zorunluluğu hissini verecek.

Evin akıllı olacak, kocaman odaları, ebeveyn banyoları, güvenlikli duvarları, sana ait otoparkı, havuzu vesaire vesaire. Bunları almaya paran yoksa köydeki tarlanı bahçeni satıp, yetmiyorsa kredi çekip borç alıp o evlerde yaşama zorunluluğunda hissedeceksin kendini.

Yeni nesil köyde kalmak istemiyor illa şehirde evin olacak. Tarla ve hayvan işleri artık gençlere uygun değil. Artık kız anaları damatlarına “aman kızım köyde tarlaya mı gidecek, damda hayvan mı bakacak? Şehirde sigortalı bir işe gir, güzel bir ev al güzel güzel geçinin” diyor damat adaylarına.

***

Ömrünü şehirlerde tüketmiş, tabiri caizse tuzu kuru insanlarda tam tersi. Şehrin stresinden, kirliliğinden, kalabalığından bıkmış ki oda tek göz oda bir yerim olsun emekli maaşım yeter. Biraz toprak olsun, ekeyim biçeyim vakit geçsin...

İşte ülkemizde, köyden kente başlayan göçle birlikte şehirli olmaya giden Anadolu’nun saf ve temiz köylüsü, tüketim toplumuna ayak uydurmaya çalışırken, taşı toprağı altın olan şehirlerden aradığını hiçbir zaman bulamadı.

Neredeyse hep sömürüldü.

Toprağını sattığı için köyüne dönme şansı olmayan insanlarla dolu şehirler. Köyle şehir arasında değişimi yakalamakta zorlandı.

Değişim ve değişimi talep edenlerin dünyası burası. Amerikan rüyasıyla başlayan kentlileşme bizde gecikmeyle de olsa 100 yıl sonra yavaş yavaş ruh bulmaya başladı.

Ama bir sorun var, biz Amerika değiliz.

Amerikan yardımları alsak bile hala kafamız köydeydi. Varoşlara kerpiçten evler diktik. Siyasi dönemlerden istifade edip tapu aldık. Ama hala şehrin sokaklarında tavuklar kazlar hindiler kenarlarında inekler koyunlar geziniyordu.

Sonra biraz palazlandık, şak diye beton evlere geçtik. Biraz daha palazlandık. Şak diye üstüne kat çıktık.

Palazlandıkça kat çıktık.

Ne imar planı, ne proje...

Maalesef Türkiye’nin çoğu hala bu evlerde oturuyor.

***

Çınarlı Mahallesi sakinleri kentsel dönüşüm bekliyor.

Sonra 99 depremi

Yeni şehircilik dedik, yeşil kentler dedik, akıllı kentler dedik, tarım arazilerine imar verdik, neredeyse derelerin içine ev yaptık.

3 katlık yere 5 kat diktik. Sonra gittik affettik. Kentsel Dönüşüm şart dedik garibanları yerlerinden ettik. Öyle yaptık böyle yaptık kentleri istediğimiz gibi dönüştüremedik.

6 Şubat 2023 yine büyük deprem.

Hatay ve bölgesini gören biri olarak söylüyorum, dönüştürmemiz gereken kentler değil, vicdanımızın ta kendisi.

Acaba elin Japon’u şehirlerde,  çoluk çocuk neden 30 metrekare evde yaşıyor diye sordunuz mu kendinize.

Çünkü Japon depremin değil, binanın öldürdüğünü biliyor.

Bina alırken ilk önce canını düşünüyor. Adamlar büyük depremlere dayanacak sağlamlıkta ev yapma derdinde. Önceliği metrekareyi arttırmaya değil sağlamlığı arttırmaya veriyor. Japonlar bilmiyor mu 150 metrekare ev yapmayı.

Bandırma deprem riski altında.

Ben artık akıllı kentten, yeşil kentten daha ismini bilmediğim janjanlı şehircilik planlarından vazgeçtim. Bari şu Çınarlı Mahallesinde kentsel dönüşüm adı altında başlattığınız dönüşümde binalardaki otopark zorunluluğunu kaldırın da müteahhitler inşaatlara başlasın, biz de güvenli evlerimize girelim.

Derdiniz insansa, şehri bir tarafa doğru büyütürken merkezdeki mahalleleri harabelikten kurtarın artık.

Büyük depremi beklemeyin...

ÖZÜR DİLİYORUM

Devamı

İlginizi Çekebilir

POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

Köşe Yazısı

POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

​Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

13 Ağustos 2026 22:26
MUALLA SABIR GÜVEN

Köşe Yazısı

ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI

Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

13 Ağustos 2026 22:21
GÜZEL BAŞLANGIÇ

Köşe Yazısı

GÜZEL BAŞLANGIÇ

2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

11 Ağustos 2026 16:07
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Köşe Yazısı

Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

11 Ağustos 2026 15:59
BANDIRMASPOR TAM NOT

Köşe Yazısı

BANDIRMASPOR TAM NOT

İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

09 Ağustos 2026 07:14
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

Köşe Yazısı

EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

​Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

07 Ağustos 2026 18:16
BİR İHALE ÖYKÜSÜ

Köşe Yazısı

Aynı Film, Farklı İsim Olmasın

Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

06 Ağustos 2026 12:44
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

Köşe Yazısı

EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

​Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

04 Ağustos 2026 22:47
​RÜZGÂRLA GELEN "KÖR TESADÜF" VE ZEYTİN EFSUNLANMASI...

Köşe Yazısı

​RÜZGÂRLA GELEN "KÖR TESADÜF" VE ZEYTİN EFSUNLANMASI...

01 Ağustos 2026 19:12