POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Madalyonun diğer yüzünde ise iktidarın yıllardır süregelen yönetim anlayışı duruyor. Yılların getirdiği yıpranmışlık ve merkezden yürütülen mantık, yerel düzeyde gözle görülür bir tıkanıklığı beraberinde getirmiş vaziyette.
Peki, bu iki kutuplu tiyatronun ortasında kimsenin konuşmadığı, yazıp çizmediği asıl gerçek nedir?
Asıl gerçek, merkezdeki bu suni kavganın, yereldeki ve taşradaki büyük hizmet krizini maskelemek için kullanılmasıdır. Ankara’da "kim kimi daha çok rahatsız etti" kavgası sürerken; Anadolu'nun pek çok bölgesinde, beldesinde, ilçesinde vatandaş en temel altyapı hizmetlerinden, planlı imar düzenlemelerinden ve adil kamusal olanaklardan mahrum kalmaktadır. İktidar yereldeki idari eksikliklerin ve planlama hatalarının üzerini merkezi söylemlerle kapatmaya çalışırken; ana muhalefet de proje üretmek yerine sadece "rahatsızlık verme" rolüne soyunarak bu çarkın dönmesine dolaylı olarak hizmet etmektedir.
Bu tablo, Türkiye'nin neden köklü merkez sağ geleneğine ve Doğru Yol anlayışına ihtiyaç duyduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Merkez sağ akıl; polemikten vaat üretmez, icraattan sonuç üretir. Siyaset, muhatabını rahatsız etme yarışı değil; vatandaşın yolunu, altyapısını, imarını ve refahını inşa etme disiplinidir.
Bugün geldiğimiz noktada halk, genel merkezlerin sığ gündemlerine ve kayıkçı kavgalarına doymuştur. İktidarın yönetim yetersizliği ile ana muhalefetin vizyon darlığı arasında sıkıştırılan milletimiz, yeniden hizmeti ve devlet aklını merkeze alan bir yaklaşımı beklemektedir. Siyasetin ölçüsü laf kalabalığı değil, taşrada biriken sorunlara dokunacak cesaret ve icraat kabiliyetidir.
YAZAR: Meliha ATEŞ
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
RÜZGÂRLA GELEN "KÖR TESADÜF" VE ZEYTİN EFSUNLANMASI...

Köşe Yazısı
"KATRANI KAYNATSAN OLMAZKİ ŞEKER, CİNSİNİ SEVDİĞİM CİNSİNE ÇEKER"
Atalarımız her zaman ki gibi gördükleri yaşadıkları, karşılaştıkları birbirine benzer durumları anlatacak ne kadarda anlamlı bir sözde bulunmuş.