DOSTÇA....
Adaylar belli oldu. Şimdi MECLİSE, iyi insan arıyorlar. Herkesin cenazesine gidecek. Hi ç bir d ü ğ ü n ü ka ç ırmayacak; yolda tanıdık tanımadık karşılaştığına selam verecek. Sanki meclis ü yesi değil de, cenaze işleri m ü d ü r ü ya da d ü ğ ü n...

Adaylar belli oldu.
Şimdi MECLİSE, iyi insan arıyorlar.
Herkesin cenazesine gidecek. Hi ç bir d ü ğ ü n ü ka ç ırmayacak; yolda tanıdık tanımadık karşılaştığına selam verecek. Sanki meclis ü yesi değil de, cenaze işleri m ü d ü r ü ya da d ü ğ ü n organizasyoncusu olacak.
Selam vermiyormuş:
Yaa, adam d ü ş ü n ü yor. Dalgın.
Belki, daha g ü zel bir il ç e peşinde yolda y ü r ü rken.
G ö rm ü yor belki.
Sen ge ç ö n ü ne sen ver ö nce selamı. Bu ne kapris. Onun selam vermemesi aynı zamanda senin de selam vermemen. Selam işi iletişim bilimi. Karşılıklı etkileşim olacak.
İyi insan olmak daha g ü zel bir yaşam yolunda fikir ü retmek i ç in ana kıstas olur mu? Ç eşme yaptırsın.
Susurluk'taki otopark çö z ü m ü ne katkısı olacak donanımı var mı?
Ya da il ç enin k ü lt ü rel yapısını daha yukarıya taşıyacak bilgiye sahip mi?
Hukuk ç u mu?
İmar konusunda ne kadar yetkin?
İl ç e ekonomisine y ö n verecek proje ü retmiş mi?
Susurluk'un doğal g ü zelliklerini koruyabilecek dirayete sahip mi?
Gerektiğinde kendi partisine de hayır diyebilecek ve nedenini halka anlatabilecek kapasitede mi?
En iyi insanı buldunuz. B ü y ü kşehir belediyesine gitti. B ü y ü kşehir meclisinde k ü rs ü ye ç ıkıp Susurluk'un hakkını savunabilecek, Susurluk'taki sorunların çö z ü m ü yolunda meclisi ikna edebilecek birikime ve hatipliğe sahip mi?
İyi insan.
Tamam da daha ç ok donanım, eğitim, k ü lt ü r, pratik zeka, iş hayatında başarı... yoksa????
Susurluk niye n ü fus kaybediyor?
Gen ç leri ka ç ıyor.
Kamu g ö revlilerinin y ü zde ellisi Balıkesir'de yaşıyor.
Niye?
Kızı Balıkesir'de okuyordur, eşi orada ç alışıyordur. Anlarız; lakin karı koca Susurluk'ta g ö revli onlar da Susurluk'ta yaşamayı tercih etmiyor. Şu iyi insan merakından değil mi biraz da?
Bırakın bu siyaset mantığını.
Ö n plana ç ıkmışsa mutlak arası bozulacak birileri ile.
Hırsız mı? Hayır.
Arsız mı? Hayır.
Fitneci mi, dolandırıcı mı? Hayır.
Borcuna sadık mı?
Evet. Aile hayatı d ü zg ü n m ü ? Evet.
İş hayatı nasıl? Başarılı..
Aynı zamanda İyi insan işte....
Eee?
Ama benden mal almıyor.
Başka? Beni evden ç ıkardı.
Başka? Kent Konseyi Cumhuriyet Yemeğinde beni şarkı s ö ylemeye ç ağırmadı.
Başka? Belediye Başkanı beni m ü d ü rl ü kten aldı, o da başkanı haklı buldu.
Başka, ben deden CHP'liyim; o başka partiden aday adayı oldu.
Eeee? Oy kaybettirir.
Toplasan elli kişiyi ge ç mez.
Yirmiyedi bin oyu var Susurluk'un.
Eğer elli kişinin dediğine bir de her se ç im ö ncesi ortalığa d ö k ü l ü p siyaset uzmanlığına soyunan ö zel isimleri bile yazmayı beceremeyen ö ğretmenlere bakıp; yola ç ıktıklarını bırakıp yolda bulduklarınla y ü r ü rsen hedef şaşar.
Uyarayım.
Dost ç a....
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
"Toptancı, Bakkal, Market, Hepsi Alabilecek"
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı