İki Bira Bi Cigara
Son dönemde ülkemizde alkol ve sigara fiyatlarındaki artış kullanıcılar üzerinde değişik etkiler yaratacağa benziyor. Ülkemizde uygulanan yüksek vergiler ve artan fiyatlar, bu maddeleri tüketen bireylerin yaşamlarında çeşitli değişikliklere yol açacak gibi duruyor. Bu yazımda, alkol ve sigara fiyatlarındaki artışın kullanıcılar üzerindeki etkilerini ve bu konudaki politikaların eleştirisini ele alacağım.

Öncelikle bu ürünleri düzenli olarak tüketen bireylerin ekonomik durumunu zorlaştırdığı kesin. Özellikle düşük gelirli kullanıcılar artan fiyatlar nedeniyle maddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, temel ihtiyaçların karşılanmasında zorluklar yaratırken, devletimizin en üst makamı “içmesinler “deyip zamları insanların sağlını ve cebini düşündükleri için mi yaptılar onu zaman gösterecek ama kazın ayağı öyle değil.
Fiyatları arttırmak bazı kullanıcıları daha ucuz ve yasadışı ürünlere yönlendirmektedir. Metil alkolden ölenlerin haberlerini çok sıklıkla duyduk yakın zamanda. Bu tür ürünlerin tüketimi, kullanıcıların sağlığını ciddi şekilde riske atabilir. Merdiven altı, denetimden uzak, muhteviyatında üretilen ve içerisinde nelerin oldu belli olmayan halk sağlını ciddi anlamda tehdit eden içecekleri yakın çevremizden ve gittiğimiz mekanlardan bilmekteyiz.
İlkokul mezunu kimyagerler yetişiyor bu ülkede desem abartmış olmam herhalde. Muhakkak bir yakınımız yada tanıdığımız evinde alkol üretiyordur. Yani zamları yapayım içmesinler demekle olmuyor. Alkol ve sigara kullanımını desteklemiyorum ama bir konuda yetki ve ya icraatta bulunurken hesap-kitap yapmak lazım gelir. Her şeyin bir matematiği ,kuralı ve fiziği vardır. İçecek adam her türlü içiyor. Sorun çözmek istiyorsak bunun yolunu bulacak bilimler belli! sosyologlar psikologlar, sağlıkçılar ve hatta hatta antropologlar, ziraat mühendisleri, kimya mühendisleri ve hukukçulara sormak danışmak lazım.
İki bira bi cigara içmek isteyen vatandaş bundan sadece pahalı olduğu için vazgeçmez. Sizce ülkemizde alkol ve sigara baskılarla yada ulaşılmaz olunca mı bırakılır? İçki kültürü deyince aklımıza ne gelmeli yada biz içmeyi bilen bir toplum muyuz ? Niye içeriz ? Bırakırsak nasıl bırakırız ? bunu zamların yanında yukarıda saydığım bilimlerle uğraşanlara sormak lazım.
Ama yiğidi öldür hakkını ver ülkemiz de sigara ve alkol kullanımı konusunda global yasaları ve uygulamaları sistemine dahil etti ancak küçük bir sorun var! Uygulama ...bu konuda büyük eksiklerimiz var. Tütün Ve alkol her dönem üzerinde durulup yasaklansa da Müslümanlıkta ne kadar yasak ve sakıncalı olsada her kesim tarafından keyifle kullanılmış ve hala kullanılmaktadır. Şarkılarımıza, halk dilimize, atasözlerimize, hikaye ,roman, şiir ve adetlerimize girmiş olan ve kavramsallaştırdığımız tütün ve alkol öyle içmesinler demekle bırakılmıyor .
“ sigaramın dumanına sarsam saklasam seni “diye başlayan türküler şarkıları hala dinleriz
“ evet ben son ve kesin umuduyum bir paket cıgaranın bir köhne camekânda sararmış alıp içmemi bekleyecek” diyen Turgut Uyar’a
“ Dedim ya, seninle ve parmaklarınla Neden olmasın, yeni yakılan bir sigarayla da anlatılabilir şiir Apansız bir yolculukla da ” diyen Edip Cansever’e
“ Ne zaman hürlüğün barışın sevginin aşkına Bir cıgara atmışsak denize Sabaha kadar yandı durdu” diyen Cemal Süreya’ya
“A cı bir tütün gibi yakıyor genzimi senden uzak olmak “ diyen Atilla İlhan a kadar bir çok şair sigara ile anlatmış duygularını .
Ömer Hayyam günümüzde yaşasaydı alkole yapılan son zamlaradan sonra bir iki dize yazardı kesin.
“ Ananın memesini bırakmışın bu sigarayı mi bırakamıcan”diyen büyükler
“ Karıyı bırakırım sigarayı bırakmam” abi diyen tiryakiler
Emzik gibi ağzında deriz bazen sigara için .Kafamız atar yada darlanırız bir dal sigara uzatırlar “yak bi cigaratakma kafana” Tuvalete cigarasız girmeyenler, mercimeği fırında sigarasız bitirmeyenler, eskiden sünnetlerde sünnet olan oğlanın ağzına bir sigara tutturulurdu. bayramlarda veya bir büyüğü ziyarette sigara ve likör ikram edilirdi. Düğünlerde delikanlılara rakılar ikram edilir ,gelin için masalar kurulur içkiler içilir mutlu bir gün yad edilir . Büyükler kaldırır kadehi en kötü günümüz böyle olsun der dikilir kadehler başa.
Büyükler derler . “Adabı vardır rakının. Önce kiminle içtiğini bileceksin, sonra kime içtiğini...”
Edebiyatımızdan sosyal yaşantımıza kadar içsellestirdiğimiz tütün ve alkol tabikide insan bünyesine zararı ispat edilmiş kötü bir alışkanlık .kanser ve kronik rahatsızlıklara yol açan sigara ve alkol sosyal yaşantımızı etkiliyor.
Kültürümüzde ne kadar da yer versek dünyada alkolizm ve sigara bağımlılığı ile ilgili güzel ve başarılı politikalar geliştiren ülkeler ve kurumlar var.
Birçok ülkede, alkol ve sigara kullanımını azaltmak amacıyla fiyatların arttırılması yaygın bir yöntemdir. Ancak, bu politikaların başarılı olabilmesi için, fiyat artışlarının yanı sıra kapsamlı sağlık programları ve bilinçlendirme kampanyalarının da yürütülmesi gerekmektedir. Örneğin, İskandinav ülkeleri, alkol ve sigara kullanımını azaltmak için hem yüksek vergiler uygulamakta hem de geniş kapsamlı sağlık programları yürütmektedir.
Norveç'te, alkol ve sigara fiyatları oldukça yüksek olmasına rağmen, devlet tarafından sunulan bağımlılık tedavileri ve bilinçlendirme kampanyaları sayesinde, bu maddelerin kullanımı büyük ölçüde azalmıştır. İsveç’e gittiğimde marketlerden alacağınız alkollü içeceklerin alkol oranı %3,5ün üzerinde olamıyor.bunun üzerindeki alkol oranınından fazla içki tüketmek istiyorsanız şehrin belli noktalarında AVM yada büyük marketlerin içerinde ayrılmış bir bölümde devlete ait “sytembolaget” adında mağazalar var. %3,5 üzeri tüm alkollü içecekleri bulmanız mümkün.
Saat 19'a kadar açık olan bu yer cumartesi saat 15'e kadar açık olup Pazar günleri kapalıdır. 20 yaşından küçüklere alkol satışı olmayan bu yerde alış verişinizi nüfus belgenizle yapabiliyorsunuz. Yani aldığınız alkol takip ediliyor. Devlet yada ilgili kurumu sizin aylık, yıllık neleri ve ne kadar tükettiğinizi biliyor. İsveçlilerle konuştuğumuzda bu olayın sevilen yanları olduğu kadar sevilmeyen yanları da var .İsveçlililer alkolle ilgili sorunlarını çözmüş gibi görünse de bunun sadece fiyat politikalarıyla çözülmeyeceğini biliyorlar.
Ülkemizde ,alkol ve tütün kullanımını azaltmak için daha kapsamlı ve etkili politikalar geliştirmelidir ve kesinlikle uygulanmalıdır .Bu politikalar, yalnızca fiyat artışına dayanmak yerine, kullanıcıları destekleyen tedavi ve bilinçlendirme programlarını da içermelidir. Norveç ve diğer İskandinav ülkeleri gibi başarılı örneklerden ilham alınarak, toplum sağlığına yönelik daha bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir.
Alkol ve sigara fiyatlarındaki artış, kullanıcılar üzerinde önemli ekonomik ve psikolojik etkiler yaratmaktadır. Türkiye'de bu politikaların başarılı olabilmesi için, fiyat artışlarına ek olarak kapsamlı halk sağlığı programları ve bilinçlendirme kampanyalarının da yürütülmesi gerekmektedir. Yüksek fiyatların yalnızca maddi bir yük oluşturduğu değil, aynı zamanda halk sağlığını koruma amacına hizmet ettiği bir sistem oluşturulmalıdır. Sadece fiyatlara yüklenmek çözüm olmaz içecek kesimin daha da fakirlesmesine ve bı fakirliğin topluma zararı sizin kazanacağınız yarardan kat ve kat fazladır hem zaman olarak hem nakit olarak ..
YAZAR: Eyüp DEMİREZEN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı