18 Ağustos 2026 Salı
USD/TRY:47,93 ₺EUR/TRY:55,55 ₺ALTIN:6.709,62 ₺Bandırma:29,5 C
Köşe Yazısı

Ölüyoruz...!

Ölüm… Ne kadar eski, ne kadar tanıdık bir kelime. İnsanlık var olduğundan beri peşimizde. Antik çağlardan günümüze kadar her kültür, ölümün karşısında bir anlam aradı. Kimimiz ölüm sonrası yaşam için mezarlarımızı süsledik, kimimiz onu bir son değil, bir...

Eyup DEMİREZEN
Eyüp DEMİREZEN

Ölüm… Ne kadar eski, ne kadar tanıdık bir kelime. İnsanlık var olduğundan beri peşimizde. Antik çağlardan günümüze kadar her kültür, ölümün karşısında bir anlam aradı. Kimimiz ölüm sonrası yaşam için mezarlarımızı süsledik, kimimiz onu bir son değil, bir başlangıç olarak gördük. Ama her ne şekilde anlamlandırırsak anlamlandıralım, ölüm hep kaçınılmazdı. Öyle olması gerekiyordu.

Ama şimdi, modern dünyada, ölüm sadece kaçınılmaz değil. Artık ölüm, ihmallerin, çıkarların ve kayıtsızlığın bir sonucu. Ölüm, bizim seçimlerimizle zamansız hale geliyor. Bir düşünün…

Dün Bolu'daki otel yangını… İnsanlar güvenli bir tatil yapmayı hak etmiyor muydu? Ama maliyet düşük olsun diye yanıcı malzemelerle yapılan bir cephe,hala olup olmadıgı belli olmayan yangın merdiveni,yangın uyarıcıları,söndürücüler...Onlarca insan gecenin yarısında öldü. O insanların ölümü, bir doğa yasasının değil, insan bencilliğinin eseriydi. Malesef basınımız öyle laçka hale gelmişki (sözde bir düzine kanun ve düzenleme yapıldı) doğru ve gerçek haber yapmak imkansız hale geliyor. Kopyala yapıştır haberciliğinin sonucu bu. Aklımızın köşesinden acaba ölü sayısı doğrumu diye geçiyor .

Soma maden faciası... O işçiler gerçekten ölmeli miydi? Yerin yüzlerce metre altında, basit bir güvenlik önlemi alınmadığı için hayatlarını kaybettiler. Bu onların kaderi miydi, yoksa bizim ihmalkârlığımız mı?

Ve biz, toplum olarak… Ne yapıyoruz? Birkaç gün öfkeleniyoruz, birkaç gün üzülüyoruz. Belki sosyal medyada birkaç paylaşım yapıyoruz. Ama sonra her şey unutuluyor. Ölüm, bir istatistiğe dönüşüyor; insanlar rakam oluyor. Soma’da “301 şehit” diyoruz mesela. Ama o 301’in her biri bir hayat, bir hikâye. Arkalarında aileler, yarım kalmış hayaller var. Bizse sadece sayılarla konuşuyoruz.

Kabul ediyorum, ölümden kaçamayız. Doğa yasasıdır bu. İnsan doğar, büyür ve ölür. Ama doğa yasasını kabullenmek başka, insan eliyle yazılan trajedilere boyun eğmek başka. Biz ikinciyi yapıyoruz. Kuralları eksik bırakıyor, denetimleri gevşetiyor, “masrafları azaltalım” derken insan hayatını hiçe sayıyoruz.

Sahi, vicdanlarımız bu kadar sessiz kalabilir mi? Bir insanın canı bu kadar mı değersiz olur? Belki de sorun bu; ölümle ilgili ritüellerimiz var ama ölenlere karşı gerçek bir sorumluluk duygumuz yok. Oysa her ölüm, bize bir şey hatırlatmalı: Bizim bu dünyadaki yerimizi, sorumluluğumuzu. İnsan olmak, sadece yaşamak değil; başkasının yaşam hakkını da korumaktır.

Ama ne yapıyoruz? Ölümleri normalleştiriyoruz. Siyasetçiler sorumluluğu birbirine atıyor, medya birkaç gün gündem yapıp sonra unutuyor. Toplum olarak biz de unutuyoruz. Sanki unutmak, olanları hiç yaşanmamış gibi gösterecek. Ama göstermez. Her unutulan ölüm, bizim insanlığımızdan bir parça koparır.

Peki, bundan sonra ne olacak? Bugün sessiz kaldığımız ölümler, yarın bizim kapımıza geldiğinde ne yapacağız? Bu soruyu kendimize sormaktan ne kadar kaçabiliriz? Çünkü her ölüm, sorulmamış bir sorunun cevabıdır: “Kim suçlu?” Ve bazen, bu sorunun yanıtı aynada gördüğümüz yüzdür.

  • YAZAR: Eyüp DEMİREZEN

Devamı

İlginizi Çekebilir

POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

Köşe Yazısı

POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

​Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

13 Ağustos 2026 22:26
MUALLA SABIR GÜVEN

Köşe Yazısı

ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI

Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

13 Ağustos 2026 22:21
GÜZEL BAŞLANGIÇ

Köşe Yazısı

GÜZEL BAŞLANGIÇ

2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

11 Ağustos 2026 16:07
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Köşe Yazısı

Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

11 Ağustos 2026 15:59
BANDIRMASPOR TAM NOT

Köşe Yazısı

BANDIRMASPOR TAM NOT

İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

09 Ağustos 2026 07:14
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

Köşe Yazısı

EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

​Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

07 Ağustos 2026 18:16
BİR İHALE ÖYKÜSÜ

Köşe Yazısı

Aynı Film, Farklı İsim Olmasın

Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

06 Ağustos 2026 12:44
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

Köşe Yazısı

EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

​Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

04 Ağustos 2026 22:47
​RÜZGÂRLA GELEN "KÖR TESADÜF" VE ZEYTİN EFSUNLANMASI...

Köşe Yazısı

​RÜZGÂRLA GELEN "KÖR TESADÜF" VE ZEYTİN EFSUNLANMASI...

01 Ağustos 2026 19:12