Sessiz Sedasız Büyüyen Fırtına: 78 Kuşağı Ve Unutulan Adanmışlık

Günümüzün her şeyi saniyeler içinde tüketen, bireysel ikballer peşinde koşan ve siyaseti bir kariyer basamağı olarak gören dünyasından kafamızı kaldırıp geçmişe baktığımızda, zamanın ruhunu adeta bir fener gibi aydınlatan bir kuşak duruyor karşımızda: 78 kuşağı.
Onlar için siyaset, ceketini alıp meclis koridorlarında koltuk kapma yarışı değildi. Bir kartvizite sığdırılacak unvanlar, hesaplı kitaplı hamleler hiç olmadı hayatlarında. Siyaset, halk için verilen, bedeli gerektiğinde en ağır şekilde, hatta sessiz sedasız ödenen somut bir mücadele biçimiydi.
Bu kuşağın kendi içinde, hiçbir yazılı kurala dayanmayan ama harfiyen uyulan çelikten bir etiği vardı. Yozlaşmaya, lümpenliğe ve sahte kabadayılığa prim verilmezdi. "Delikanlılık", bir güç gösterisi ya da kaba kuvvet değil; sözünün eri olmak, dürüstlükten milim sapmamak ve zayıfın yanında durmaktı. Sloganların arkasını dolduran bir entelektüel derinlik hakimdi sokaklara. Kitaplar süs eşyası değil, yol haritasıydı. Felsefe, diyalektik ve tarihsel materyalizm, komün odalarında başucu metinleri olarak okunur, geceler boyu tartışılırdı.
Belki de en çarpıcı olanı, kişisel duyguların ve aşık olmanın bile toplumsal sorumluluğun gerisine itildiği o katı disiplindi. Bireysel arzuların yerini, aile bağlarından bile daha güçlü olan "yoldaşlık" hukuku almıştı. Omuz omuza durmak, ortak bir geleceğe inanmak her şeyin üzerindeydi.
Bugün, dijital ekranların arkasından dünyayı kurtarma illüzyonuna kapıldığımız bu çağda; 78 kuşağının gösterişsiz adanmışlığını, eylemiyle düşüncesini birleştiren o dürüst duruşunu ve entelektüel omurgasını hatırlamak, sadece bir nostalji değil. Aksine, kaybettiğimiz toplumsal pusulayı yeniden bulmak için dönüp bakmamız gereken en net aynalardan biri.
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?