AMAN Kİ NE AMAN !...
Artık terörist başı denmiyor pek. İmralı aşağı, İmralı yukarı. Normal. Sonuçta önce ona dendi ki; "örgütüne çağrı yap silah bıraksın". HDP aracı oldu. İmralı dinledi. PKK silah bırakacağını açıkladı. Güzel şeyler bunlar. Eğer amaç, gerçekten terörü bitirip,...

Artık terörist başı denmiyor pek. İmralı aşağı, İmralı yukarı.
Normal.
Sonuçta önce ona dendi ki; "örgütüne çağrı yap silah bıraksın".
HDP aracı oldu. İmralı dinledi. PKK silah bırakacağını açıkladı.
Güzel şeyler bunlar.
Eğer amaç, gerçekten terörü bitirip, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde eşit vatandaşlık ilkelerinin eksiksiz hayata geçirilmesi ise.
Gerçekten İnsan Hakları Evrensel bildirgesinde sırlanmış maddeler tartışmaya alan bırakmayacak biçimde uygulanacaksa.
Lakin ülkede çok önemli bir görüş; asıl hedefin seçimler olduğu yönünde.
Anketlerin ekonomik krizin etkisi ile iktidarı yıprattığı açık.
Bunun yanında ülkenin en önemli işadamlarının polisler eşliğinde savcılığa götürülmesi ve bu iş insanlarına yurt dışı yasağı getirilmesi; gazetecilerin tutuklanması... kamuoyunda" ne oluyor, nereye gidiyoruz" kuşkusuna yol açtı.
En başından bu yana Türkiye Cumhuriyeti'nde eşit vatandaşlık , insan hakları, düşünce özgürlüğü... ilkelerinin pratiğe geçirilmesi ile terörün biteceğini savunanlar bir yandan umutlu; diğer yandan yine hayal kırıklığı yaşanacağından korkuyor.
Ama en çok HDP'ye merhaba dedi diye CHP'lilere terörist damgasını vurup onların mitinglerini taşlayan en milliyetçilerin kafası karışık.
Bir de CHP'liler var.
Sonuçta CHP, sosyal demokrat olduğunu , insan haklarından yana tavır koyduğunu , düşünce özgürlüğünden taviz vermeyeceğini, eşit vatandaşlık hakkını savunduğunu dile getiren bir parti.
Şimdi ne yapacak?
Bu kez o mu başlayacak terörist başı başlıklı konuşmalara?
Bu kez o mu soyunacak en milliyetçi siyasete?
MHP, "AK Parti ile ittifak kurduğu dönemde" bir ayrışma yaşamıştı. Bu ayrışma sonucu İyi Parti doğmuştu.
Liderlerine saygıda kusur etmeme geleneği ağır basanlar MHP'de kaldı.
Büyük olasılık Bahçeli'nin çağrısına sert tepki vermeyeceklerdir.
CHP'de ise süreç iyi yönetilemezse en milliyetçi CHP'liler ile gerçek anlamdaki sosyal demokrat, solcu, devrimci olup CHP'de mücadele vermeye çalışan CHP'liler arasında sert tartışmalar yaşanacağı kesin.
Bir başka kesin olan şey ise Ak Parti, liderinin torbasında turplardan çok daha fazlası var...
Yani ekonomik kriz, emekli maaşları, fakirleşme, yüksek enflasyon... seçimlerde etkili olsa da belirleyici olmayacak sanki...
Aman ki ne aman!...
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Paylaş
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
SİYASETİN ÖTESİNDE BİR İNSANLIK HİKÂYESİ: SERHAT GÜL
Velhasıl Gazetesi olarak ilkemiz ve vizyonumuz nettir: Bizim hiçbir siyasi partiyle doğrudan ya da dolaylı bir işimiz, angajmanımız olmaz. Gazetemizin sütunları siyasi rozetlere değil; insanlığa, vicdana, vatana ve millete karşılıksız hizmet eden değerlere açıktır. Yaşamıyla, duruşuyla ve kalbiyle toplumda iz bırakan, "önce insan" diyebilen her kimliği başımızın üstünde taşımak ve okurlarımızla buluşturmak bizim için bir sorumluluktur.

Köşe Yazısı
MÜKEMMEL FUTBOL FARKLI TARİFE: 6-0
Geçen hafta Antalyaspor’a 1-0 mağlup olan Bandırmaspor’da yedek soyunan Badji’nin neden ilk onbirde yer almadığını sorguladığım gibi sosyal medyada da bayağı eleştirilmişti. İşte neden eleştirildiği Bolu maçında daha iyi anlaşılacağını umarım.

Köşe Yazısı
BİR KELAMIYLA BİR DEVRİ ANLATAN ŞAHSİYET...
Hasan Basri Akşener: Bazı insanlar vardır; bir meclise girdiklerinde yalnız bedenleriyle değil, taptaze bir fikir rüzgârıyla gelirler. Henüz siz cümlenizi bitirmeden ne demek istediğinizi kavrayan o kıvrak zekâ, keskin bir mizah anlayışıyla birleştiğinde ortaya sıradan bir sohbet değil, âdeta tadına doyum olmaz bir edebî eser çıkar.

Köşe Yazısı
Siyasette Koltuk Kavgası, Muhalefette Umut Kaybı
Özgür Özel seçilmiş bir genel başkandı. Kabul. Kemal Kılıçdaroğlu ise bir mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na geri döndü. Buna da itirazım yok; ortada bir yargı kararı varsa elbette hukuki sonuçları tartışılabilir. Ancak mesele hukuktan ibaret değil. Yargının siyasallaştığını söyleyerek milyonların önünde “Adalet Yürüyüşü” yapan, bu yürüyüşle siyasi tarihimize geçen bir ismin, yine tartışmalı bir yargı süreci üzerinden genel başkanlık koltuğuna oturması hiç hoş olmadı.

Köşe Yazısı
ÇOK YAKINDA SİYASETTE HERKES BU İSMİ KONUŞACAK.
Neden İlkay Şimşek? Biz bağımsız bir yayın organı olarak ilkelerimiz gereği herhangi bir siyasi partinin yanında ya da karşısında durmuyoruz; tarafımız yalnızca milletimizin ve memleketimizin menfaatleridir. Ancak Türk siyasetinde iz bırakacak, samimiyeti ve birikimiyle fark yaratan, her siyasi partiden değerli ve müstesna şahsiyetleri kaleme almayı bir sorumluluk kabul ediyoruz. İşte bu yüzden, bugün merceğimize Doğru Yol Partisi Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın ;İlkay Şimşek’i alıyoruz.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR ‘A NE OLDU?
Evet; adeta çökmüş gibi Bandırmaspor, kötü futboluyla hem de kendi evinde ilk yenilgisini aldı. Oyuna, geçen maçların aksine durgun ve isteksiz başlarken, Antalyaspor ise Soner’le güzel bir pas gösterisini gol ile süsledi... Hadi bakalım çıkarın şimdi bu sıcak havada da görelim...

Köşe Yazısı
SOKAĞIN SESİNDEN İDEALİST BİR KALBE, DR. GÖKHAN ŞAHİN...
Siyaset, fildişi kulelerden ya da steril salonlardan yapıldığında milletin derdine deva olmaz. Gerçek siyaset; sokağın tozunu yutmuş, halkın nefesini duymuş, cemiyetin ve siyaset sahnesinin nabzını tutabilmiş yüreklerin işidir. İşte Dr. Gökhan Şahin, tam da bu tanımın karşılığı olarak karşımıza çıkıyor . Sokağın bağrından gelen, hem hekimliğiyle hem siyasi mücadelesiyle hem de milli duruşuyla iz bırakan verimli ve üstün bir zeka.

Köşe Yazısı
Eylül'de Gel
“Eylül'de gel…” Eylül de geldi. Ayların en romantiği. Yaşı kemale ermişlerin geriye dönüp baktığı, hüzünlenip iç çektiği ve insanın kendi kendine, “Acaba daha kaç Eylül'de ağaçların yapraklarından arındığını görmek nasip olacak?” diye sorduğu ay. İnsanın boş vermişliği öğrenmesine, hatta boş vermişliğe alışmasına yardım ve yataklık eden mevsimin öncüsü… Bunaltıcı nemden yavaş yavaş sıyrıldığımız günlerin habercisi. Ağaçların üstünde hâlâ yeşilin durduğu, ama yeşilin altında altın renginin kendini göstermeye başladığı zamanlar…

Köşe Yazısı
Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi
Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi - Gazete Duvar’da yazarken, “hangi yüzyılda yaşıyoruz” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Siyasi, ticari, beşeri nitelikleri göz önüne aldığımızda ise Avrupa’nın 17. yüzyılına benzer bir çağda yaşamakta olduğumuza dair bir kanaate sahip olmuştum. Bunu gösteren pek çok kanıt olmakla birlikte 17. yüzyılda zirveye çıkmış olan bir nitelik var ki o da tam bizim memleket iklimine göre: Cadı Avları. Cadılar hemen her yerde… Özellikle son bir yıldır Halk Fırkasına dönük soruşturmalar içimdeki 17. yüzyıl nostaljisini daha da açığa çıkardı.