SİYASETİN ÖTESİNDE BİR İNSANLIK HİKÂYESİ: SERHAT GÜL
Velhasıl Gazetesi olarak ilkemiz ve vizyonumuz nettir: Bizim hiçbir siyasi partiyle doğrudan ya da dolaylı bir işimiz, angajmanımız olmaz. Gazetemizin sütunları siyasi rozetlere değil; insanlığa, vicdana, vatana ve millete karşılıksız hizmet eden değerlere açıktır. Yaşamıyla, duruşuyla ve kalbiyle toplumda iz bırakan, "önce insan" diyebilen her kimliği başımızın üstünde taşımak ve okurlarımızla buluşturmak bizim için bir sorumluluktur.

İşte bu anlayışla, bugün sayfalarımızda takdire şayan duruşuyla örnek bir ismi konuk etmekten onur duyuyoruz.Sayin; Serhat Gül.
Baba ocağından miras kalan Doğru Yol Partisi çizgisinde siyasi hayatını sürdüren, Erzincan asıllı ve Tekirdağ’da ikamet eden Serhat Gül; evvela bir baba. Bir kız, bir erkek olmak üzere iki evladını kendi imkânlarıyla, vatanına ve milletine hayırlı birer birey olarak yetiştirmiş; onların ayağını yere sağlam basar hale getirip iş güç sahibi yapmanın gururunu yaşamış bir vatan evladı.
Pek çok insanın çocuklarını büyüttükten sonra kendi kabuğuna çekildiği, dünyalık telaşlara veya şahsi konforuna odaklandığı bir çağda; Serhat Bey üzerindeki babalık vazifesini ikmal ettikten sonra yönünü tamamen halkına dönmüş durumdadır. Kendisiyle yaptığımız sohbetlerde sorduğumuz "Bundan sonraki hedefiniz nedir?" sorusuna tereddütsüz tek bir cevap veriyor: "Artık üzerime düşeni yaptığıma inanıyorum. Çocuklarımın her zaman arkasındayım ama bu saatten sonra tek odak noktam halkım için neler yapabileceğimdi."

Serhat Gül’ün hayat anlayışı adillikten, aklıselimden ve en önemlisi merhametten geçiyor. "Boş zamanlarımı boş işlere değil, toprağa harcarım" diyecek kadar toprağa ve üretime sevdalı. Ağaçlandırma çalışmalarına öncülük ediyor, ekip biçmeyi, doğayla hemhal olmayı bir yaşam felsefesi olarak görüyor. En büyük hayallerinden biri de doğayla iç içe, ülkesine değer katacak güzel bir çiftlik kurup bu sevgiyi yarınlara taşımak.
Ancak onun merhameti sadece insanla veya toprakla sınırlı değil... O, dili olmayan, derdini anlatamayan sessiz canların, sokaktaki hayvanların da hâmisi. Gece herkes yatağında huzurla uyurken; ülkesi, milleti, bayrağı ve kimsesiz canlar için dertlenen, çabalayan insanlardandır.
İşte bu merhamet ve toplumsal duyarlılık anlayışı, kendisini bugün çok anlamlı bir dayanışmanın da parçası yapıyor. Serhat Gül, 7 Eylül Pazartesi günü saat 21:00'de DMD hastası minik Yağız Eren’e umut olmak amacıyla düzenlenecek Instagram canlı yayınında yer alıyor.
Bu noktada hepimize çok büyük bir görev düşüyor. Lütfen bu konuda hepimiz son derece duyarlı olalım. Günümüzde bir paket sigaranın bile 120-125 liranın üzerinde olduğu bir dönemde, 100 lira gibi bir rakam belki hiçbirimizin bütçesini sarsmaz; ama bir araya geldiğinde minik bir evladımızın hayatını kurtarabilir. Damlaya damlaya göl olur anlayışıyla, herkesi bu akşamki yayına katılmaya, imkânı nispetinde 100 lirayla da olsa destek olmaya ve bu umut meşalesini büyütmeye davet ediyoruz.
Topluma örnek teşkil eden, siyaseti bir ikbal kapısı değil, halka ve canlıya hizmet vesilesi gören Serhat Bey’e teşekkür ediyoruz. İyi ki varlar. Velhasıl Gazetesi olarak, insanlık adına taşın altına elini koyan her samimi yüreğin yanında durmaya devam edeceğiz.
YAZAR: Meliha ATEŞ
Paylaş
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
MÜKEMMEL FUTBOL FARKLI TARİFE: 6-0
Geçen hafta Antalyaspor’a 1-0 mağlup olan Bandırmaspor’da yedek soyunan Badji’nin neden ilk onbirde yer almadığını sorguladığım gibi sosyal medyada da bayağı eleştirilmişti. İşte neden eleştirildiği Bolu maçında daha iyi anlaşılacağını umarım.

Köşe Yazısı
BİR KELAMIYLA BİR DEVRİ ANLATAN ŞAHSİYET...
Hasan Basri Akşener: Bazı insanlar vardır; bir meclise girdiklerinde yalnız bedenleriyle değil, taptaze bir fikir rüzgârıyla gelirler. Henüz siz cümlenizi bitirmeden ne demek istediğinizi kavrayan o kıvrak zekâ, keskin bir mizah anlayışıyla birleştiğinde ortaya sıradan bir sohbet değil, âdeta tadına doyum olmaz bir edebî eser çıkar.

Köşe Yazısı
Siyasette Koltuk Kavgası, Muhalefette Umut Kaybı
Özgür Özel seçilmiş bir genel başkandı. Kabul. Kemal Kılıçdaroğlu ise bir mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na geri döndü. Buna da itirazım yok; ortada bir yargı kararı varsa elbette hukuki sonuçları tartışılabilir. Ancak mesele hukuktan ibaret değil. Yargının siyasallaştığını söyleyerek milyonların önünde “Adalet Yürüyüşü” yapan, bu yürüyüşle siyasi tarihimize geçen bir ismin, yine tartışmalı bir yargı süreci üzerinden genel başkanlık koltuğuna oturması hiç hoş olmadı.

Köşe Yazısı
ÇOK YAKINDA SİYASETTE HERKES BU İSMİ KONUŞACAK.
Neden İlkay Şimşek? Biz bağımsız bir yayın organı olarak ilkelerimiz gereği herhangi bir siyasi partinin yanında ya da karşısında durmuyoruz; tarafımız yalnızca milletimizin ve memleketimizin menfaatleridir. Ancak Türk siyasetinde iz bırakacak, samimiyeti ve birikimiyle fark yaratan, her siyasi partiden değerli ve müstesna şahsiyetleri kaleme almayı bir sorumluluk kabul ediyoruz. İşte bu yüzden, bugün merceğimize Doğru Yol Partisi Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın ;İlkay Şimşek’i alıyoruz.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR ‘A NE OLDU?
Evet; adeta çökmüş gibi Bandırmaspor, kötü futboluyla hem de kendi evinde ilk yenilgisini aldı. Oyuna, geçen maçların aksine durgun ve isteksiz başlarken, Antalyaspor ise Soner’le güzel bir pas gösterisini gol ile süsledi... Hadi bakalım çıkarın şimdi bu sıcak havada da görelim...

Köşe Yazısı
SOKAĞIN SESİNDEN İDEALİST BİR KALBE, DR. GÖKHAN ŞAHİN...
Siyaset, fildişi kulelerden ya da steril salonlardan yapıldığında milletin derdine deva olmaz. Gerçek siyaset; sokağın tozunu yutmuş, halkın nefesini duymuş, cemiyetin ve siyaset sahnesinin nabzını tutabilmiş yüreklerin işidir. İşte Dr. Gökhan Şahin, tam da bu tanımın karşılığı olarak karşımıza çıkıyor . Sokağın bağrından gelen, hem hekimliğiyle hem siyasi mücadelesiyle hem de milli duruşuyla iz bırakan verimli ve üstün bir zeka.

Köşe Yazısı
Eylül'de Gel
“Eylül'de gel…” Eylül de geldi. Ayların en romantiği. Yaşı kemale ermişlerin geriye dönüp baktığı, hüzünlenip iç çektiği ve insanın kendi kendine, “Acaba daha kaç Eylül'de ağaçların yapraklarından arındığını görmek nasip olacak?” diye sorduğu ay. İnsanın boş vermişliği öğrenmesine, hatta boş vermişliğe alışmasına yardım ve yataklık eden mevsimin öncüsü… Bunaltıcı nemden yavaş yavaş sıyrıldığımız günlerin habercisi. Ağaçların üstünde hâlâ yeşilin durduğu, ama yeşilin altında altın renginin kendini göstermeye başladığı zamanlar…

Köşe Yazısı
Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi
Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi - Gazete Duvar’da yazarken, “hangi yüzyılda yaşıyoruz” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Siyasi, ticari, beşeri nitelikleri göz önüne aldığımızda ise Avrupa’nın 17. yüzyılına benzer bir çağda yaşamakta olduğumuza dair bir kanaate sahip olmuştum. Bunu gösteren pek çok kanıt olmakla birlikte 17. yüzyılda zirveye çıkmış olan bir nitelik var ki o da tam bizim memleket iklimine göre: Cadı Avları. Cadılar hemen her yerde… Özellikle son bir yıldır Halk Fırkasına dönük soruşturmalar içimdeki 17. yüzyıl nostaljisini daha da açığa çıkardı.

Köşe Yazısı
SUSURLUK 'UN GÖBEĞİNDEKİ UTANÇ: HATAP
Bir şehrin ortasından dere geçiyorsa, o şehir şanslıdır. Eskişehir'e Porsuk ne kattıysa, odur. İnsanlar kıyısında çay içer, fotoğraf çektirir, şehir nefes alır.