AMİK OVASI VE ARMEGEDON...
Konu, komşu, esnafı, gazetecisi olana bitene anlam veremiyor. Saniyeler içerisinde kaybolan şehirler ve binlerce kayıp Kıyamet'ten bir parçaya şahit olunan felaket. Anlayacağınız nutuklar tutuldu... Bakışlar bile değişti, Solan umutların yerlerine yüreklerin...

Konu, komşu, esnafı, gazetecisi olana bitene anlam veremiyor. Saniyeler içerisinde kaybolan şehirler ve binlerce kayıp Kıyamet'ten bir parçaya şahit olunan felaket. Anlayacağınız nutuklar tutuldu...
Bakışlar bile değişti, Solan umutların yerlerine yüreklerin sessiz çığlıkları vücut buldu. Art arda beklenen depremler, Tedirginliğin korkulu rüyası haline geldi yarınlarımızda.. Biz Kurtuluş Savaşı'nda bu denli kayıplar vermedik. Bu kadar acıyı yaşamadık. İşini iyi yapan ve hakkını veren sismologlarımız üzerine basa basa altını çiziyorlar. Biri biten diğerleri gerçekleşecek yeni depremleri. Karabasanlar çöküverdi ülkemin, milletimin üzerlerine. Domino taşları gibi devrilmeye başladı köylerimiz, kasabalar, şehirlerimiz..
Birde madalyon'un diğer yüzü var çirkin ve hain planlarin döndüğüne dair. Hâl böyle iken, yapay deprem olasılığı söylentileri Karpuz kabuğu düşmüyor da değil akıllara.. Birilerinin sahip olduğumuz topraklara gözlerini dikmiş, fırsat kolluyor olmalari sinsi oyunların döndüğünün röntgenidir.
Dini kaynaklarda belirtildiği üzere kanlı bir savaş olacak. ARMEGEDON diğer adı MELHAME-İ KÜBRA'NİN vuku bulacagi bolge ise Hatay ili sınırları içerisinde yer alan, AMİK OVASI.. Burası Yahudiler ve evanjeniklerin kıyamet savasinin kopacağına inandıkları, İslam ordusu ve küffarların karşı karşıya geleceği yerdir. Üç semavi dinde geçen "Amik ovası" Yahudilerin kutsal topraklar olarak gördükleri Verimli topraklara sahip olmanın yanı sıra , dünyanın sonu geldiğinde yapılacak olan büyük kıyamet diğer bir adı ile üçüncü dünya savaşının çıkacağı yerdir. Hristiyanlar icin en önemli 10 kutsal merkezden Kudüs ve Vatikan dışında 8'i ülkemiz sınırları içerisindedir. Yoksa, Türkiyenin kaşı, gözüne aşık değiller. Orta Anadolu'ya sahip olmak ayrıcalıktır.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk 1 Kasım 1936 tarihinde , Büyük Millet Meclisi'ni açış konuşmasında" Bu sırada milletimizi gece gündüz meşgul eden başlıca büyük mesele, hakiki sahibi öz türk olan, İskenderun , Hatay ve çevresinin mukeddaritidir. Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz". Demek oluyor ki Akdeniz'in güvenliği ve ulasal cikarinin korunması icin büyük önemi vardır. Kuzey Kıbrıs Türk devleti icin garantör devletlerinden biridir.
YAZAR: Meliha ATEŞ
" Uyanın Lütfen "
Paylaş
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Türk Mektupları 5: Marif Vekaletinin Büyük Reformu
Malumunuz memlekette maarif politikası inkıraz içinde… Saatlerin Hicazi standartlara göre ayarlanması nedeniyle kışın çocukları karanlıkta uyandırmak zor oluyor, arabanın buz tutmuş camını kolonya ile sidikten sonra uykulu veletleri karanlıkta okula taşıyoruz. Muallimler maaşlarından ve çalışma şartlarından şikâyetçi, dahası ise çalışamamaktan ve atanamamaktan…

Köşe Yazısı
SİYASETİN ÖTESİNDE BİR İNSANLIK HİKÂYESİ: SERHAT GÜL
Velhasıl Gazetesi olarak ilkemiz ve vizyonumuz nettir: Bizim hiçbir siyasi partiyle doğrudan ya da dolaylı bir işimiz, angajmanımız olmaz. Gazetemizin sütunları siyasi rozetlere değil; insanlığa, vicdana, vatana ve millete karşılıksız hizmet eden değerlere açıktır. Yaşamıyla, duruşuyla ve kalbiyle toplumda iz bırakan, "önce insan" diyebilen her kimliği başımızın üstünde taşımak ve okurlarımızla buluşturmak bizim için bir sorumluluktur.

Köşe Yazısı
MÜKEMMEL FUTBOL FARKLI TARİFE: 6-0
Geçen hafta Antalyaspor’a 1-0 mağlup olan Bandırmaspor’da yedek soyunan Badji’nin neden ilk onbirde yer almadığını sorguladığım gibi sosyal medyada da bayağı eleştirilmişti. İşte neden eleştirildiği Bolu maçında daha iyi anlaşılacağını umarım.

Köşe Yazısı
BİR KELAMIYLA BİR DEVRİ ANLATAN ŞAHSİYET...
Hasan Basri Akşener: Bazı insanlar vardır; bir meclise girdiklerinde yalnız bedenleriyle değil, taptaze bir fikir rüzgârıyla gelirler. Henüz siz cümlenizi bitirmeden ne demek istediğinizi kavrayan o kıvrak zekâ, keskin bir mizah anlayışıyla birleştiğinde ortaya sıradan bir sohbet değil, âdeta tadına doyum olmaz bir edebî eser çıkar.

Köşe Yazısı
Siyasette Koltuk Kavgası, Muhalefette Umut Kaybı
Özgür Özel seçilmiş bir genel başkandı. Kabul. Kemal Kılıçdaroğlu ise bir mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na geri döndü. Buna da itirazım yok; ortada bir yargı kararı varsa elbette hukuki sonuçları tartışılabilir. Ancak mesele hukuktan ibaret değil. Yargının siyasallaştığını söyleyerek milyonların önünde “Adalet Yürüyüşü” yapan, bu yürüyüşle siyasi tarihimize geçen bir ismin, yine tartışmalı bir yargı süreci üzerinden genel başkanlık koltuğuna oturması hiç hoş olmadı.

Köşe Yazısı
ÇOK YAKINDA SİYASETTE HERKES BU İSMİ KONUŞACAK.
Neden İlkay Şimşek? Biz bağımsız bir yayın organı olarak ilkelerimiz gereği herhangi bir siyasi partinin yanında ya da karşısında durmuyoruz; tarafımız yalnızca milletimizin ve memleketimizin menfaatleridir. Ancak Türk siyasetinde iz bırakacak, samimiyeti ve birikimiyle fark yaratan, her siyasi partiden değerli ve müstesna şahsiyetleri kaleme almayı bir sorumluluk kabul ediyoruz. İşte bu yüzden, bugün merceğimize Doğru Yol Partisi Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın ;İlkay Şimşek’i alıyoruz.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR ‘A NE OLDU?
Evet; adeta çökmüş gibi Bandırmaspor, kötü futboluyla hem de kendi evinde ilk yenilgisini aldı. Oyuna, geçen maçların aksine durgun ve isteksiz başlarken, Antalyaspor ise Soner’le güzel bir pas gösterisini gol ile süsledi... Hadi bakalım çıkarın şimdi bu sıcak havada da görelim...

Köşe Yazısı
SOKAĞIN SESİNDEN İDEALİST BİR KALBE, DR. GÖKHAN ŞAHİN...
Siyaset, fildişi kulelerden ya da steril salonlardan yapıldığında milletin derdine deva olmaz. Gerçek siyaset; sokağın tozunu yutmuş, halkın nefesini duymuş, cemiyetin ve siyaset sahnesinin nabzını tutabilmiş yüreklerin işidir. İşte Dr. Gökhan Şahin, tam da bu tanımın karşılığı olarak karşımıza çıkıyor . Sokağın bağrından gelen, hem hekimliğiyle hem siyasi mücadelesiyle hem de milli duruşuyla iz bırakan verimli ve üstün bir zeka.

Köşe Yazısı
Eylül'de Gel
“Eylül'de gel…” Eylül de geldi. Ayların en romantiği. Yaşı kemale ermişlerin geriye dönüp baktığı, hüzünlenip iç çektiği ve insanın kendi kendine, “Acaba daha kaç Eylül'de ağaçların yapraklarından arındığını görmek nasip olacak?” diye sorduğu ay. İnsanın boş vermişliği öğrenmesine, hatta boş vermişliğe alışmasına yardım ve yataklık eden mevsimin öncüsü… Bunaltıcı nemden yavaş yavaş sıyrıldığımız günlerin habercisi. Ağaçların üstünde hâlâ yeşilin durduğu, ama yeşilin altında altın renginin kendini göstermeye başladığı zamanlar…