Roman Mahallesi: Eşitlikten Uzak Bir Hayat
Roman Mahallesi'nde yaşam, çoğu zaman dışarıdan bakıldığında romantize edilen bir hayat gibi görünür. Dar sokakları, renkli evleri ve cıvıl cıvıl insanları ile bu mahalle, sanki zamanın durduğu bir yer gibidir. Ancak, bu güzel tablonun arkasında büyük bir eşitsizlik, ayrımcılık ve mücadele gizlidir.

Roman Mahallesi'nin sakinleri, çoğu zaman toplumun en alt tabakasında yer alır. İş imkanları sınırlıdır, eğitim fırsatları yetersizdir ve sağlık hizmetlerine erişim oldukça zordur. Bu durum, mahalledeki birçok ailenin nesiller boyu yoksulluk döngüsünde sıkışıp kalmasına neden olur. Eşitlik kavramı, burada yaşayanlar için çoğu zaman erişilmesi imkansız bir hayalden öteye geçemez.
Mahalledeki çocuklar, oyun oynadıkları sokaklarda eğitimden mahrum kalırlar. Okula gidenlerin bile yeterli kaynaklara erişimi yoktur; ders kitapları ve eğitim metaryallerine ulaşma onların gelecekteki yaşamlarını da olumsuz etkiler. Eğitimsizlik, işsizliği; işsizlik ise yoksulluğu besler ve bu kısır döngü bir türlü kırılamaz.
Roman Mahallesi'nde kadın olmak ise zorlukları iki katına çıkarır. Kadınlar, hem ailelerine bakmak hem de toplumun önyargılarıyla mücadele etmek zorundadır .Çoğu zaman düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışannRoman kadinları sağlık hizmetlerine erişim, özellikle hamilelik ve doğum süreçlerinde büyük bir sorun haline gelir. Bu durum, kadınların hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını olumsuz etkiler.
Mahalledeki yaşamın bir diğer zorluğu ise sosyal dışlanmışlıktır. Roman Mahallesi sakinleri, çoğu zaman toplumun diğer kesimleri tarafından ötekileştirilir. Bu önyargılar ve ayrımcılık, mahalle sakinlerinin iş bulma, eğitim alma ve sosyal hayata katılma şanslarını daha da azaltır. Eşitlik kavramı, bu insanlar için sadece bir kelimeden ibarettir; gerçek hayatta ise karşılığı yoktur.
Roman Mahallesi'nde yaşam, dışarıdan bakıldığında renkli ve hareketli bir hayat gibi görünse de, aslında içerisinde büyük dramlar barındırır. Eşitsizlik, mahalledeki her bireyin hayatını derinden etkiler. Eğitimden sağlığa, iş imkanlarından sosyal hayata kadar her alanda eşitlikten uzak bir yaşam sürdürmek zorunda kalan mahalle sakinleri, toplumun diğer kesimleriyle aynı haklara sahip olmanın hayalini kurar.
Oysa bugün Roman Mahallelerinde şahsen mobil iletişimden tutunda temiz suya, kanalizasyondan sağlıklı bir konuta, yoldan temel gıdaya kadar büyük sorunların var olduğu kanaatindeyim .
Eşitlik kavramı, sadece bir ideal değil, herkesin hakkı olan bir değerdir. Roman Mahallesi'nin sakinlerinin de bu hakkı elde edebilmesi için toplumsal bilinç ve duyarlılığın artırılması, kaynakların adil bir şekilde dağıtılması ve ayrımcılığın son bulması gerekmektedir. Unutmayalım ki, eşit bir toplum, herkesin daha mutlu ve huzurlu yaşayabileceği bir toplumdur.
Eşitlik karşıdan “sizi çok seviyoruz” deyince olmuyor ,
"Bende roman Mahallesi'nde büyüdüm" demekle olmuyor.
Erzak verip evlerin çatılarını onartıp aydan aya 3 lira fakir parası vermek ile sorun çözülmez .Süreklilik arz eden büyük politikalar üretilip büyük kaynaklar ve bütçeler sağlanmadan bu sosyal içerme sağlanmaz ....
YAZAR: Eyüp DEMİREZEN
Paylaş
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
SİYASETİN ÖTESİNDE BİR İNSANLIK HİKÂYESİ: SERHAT GÜL
Velhasıl Gazetesi olarak ilkemiz ve vizyonumuz nettir: Bizim hiçbir siyasi partiyle doğrudan ya da dolaylı bir işimiz, angajmanımız olmaz. Gazetemizin sütunları siyasi rozetlere değil; insanlığa, vicdana, vatana ve millete karşılıksız hizmet eden değerlere açıktır. Yaşamıyla, duruşuyla ve kalbiyle toplumda iz bırakan, "önce insan" diyebilen her kimliği başımızın üstünde taşımak ve okurlarımızla buluşturmak bizim için bir sorumluluktur.

Köşe Yazısı
MÜKEMMEL FUTBOL FARKLI TARİFE: 6-0
Geçen hafta Antalyaspor’a 1-0 mağlup olan Bandırmaspor’da yedek soyunan Badji’nin neden ilk onbirde yer almadığını sorguladığım gibi sosyal medyada da bayağı eleştirilmişti. İşte neden eleştirildiği Bolu maçında daha iyi anlaşılacağını umarım.

Köşe Yazısı
BİR KELAMIYLA BİR DEVRİ ANLATAN ŞAHSİYET...
Hasan Basri Akşener: Bazı insanlar vardır; bir meclise girdiklerinde yalnız bedenleriyle değil, taptaze bir fikir rüzgârıyla gelirler. Henüz siz cümlenizi bitirmeden ne demek istediğinizi kavrayan o kıvrak zekâ, keskin bir mizah anlayışıyla birleştiğinde ortaya sıradan bir sohbet değil, âdeta tadına doyum olmaz bir edebî eser çıkar.

Köşe Yazısı
Siyasette Koltuk Kavgası, Muhalefette Umut Kaybı
Özgür Özel seçilmiş bir genel başkandı. Kabul. Kemal Kılıçdaroğlu ise bir mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na geri döndü. Buna da itirazım yok; ortada bir yargı kararı varsa elbette hukuki sonuçları tartışılabilir. Ancak mesele hukuktan ibaret değil. Yargının siyasallaştığını söyleyerek milyonların önünde “Adalet Yürüyüşü” yapan, bu yürüyüşle siyasi tarihimize geçen bir ismin, yine tartışmalı bir yargı süreci üzerinden genel başkanlık koltuğuna oturması hiç hoş olmadı.

Köşe Yazısı
ÇOK YAKINDA SİYASETTE HERKES BU İSMİ KONUŞACAK.
Neden İlkay Şimşek? Biz bağımsız bir yayın organı olarak ilkelerimiz gereği herhangi bir siyasi partinin yanında ya da karşısında durmuyoruz; tarafımız yalnızca milletimizin ve memleketimizin menfaatleridir. Ancak Türk siyasetinde iz bırakacak, samimiyeti ve birikimiyle fark yaratan, her siyasi partiden değerli ve müstesna şahsiyetleri kaleme almayı bir sorumluluk kabul ediyoruz. İşte bu yüzden, bugün merceğimize Doğru Yol Partisi Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın ;İlkay Şimşek’i alıyoruz.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR ‘A NE OLDU?
Evet; adeta çökmüş gibi Bandırmaspor, kötü futboluyla hem de kendi evinde ilk yenilgisini aldı. Oyuna, geçen maçların aksine durgun ve isteksiz başlarken, Antalyaspor ise Soner’le güzel bir pas gösterisini gol ile süsledi... Hadi bakalım çıkarın şimdi bu sıcak havada da görelim...

Köşe Yazısı
SOKAĞIN SESİNDEN İDEALİST BİR KALBE, DR. GÖKHAN ŞAHİN...
Siyaset, fildişi kulelerden ya da steril salonlardan yapıldığında milletin derdine deva olmaz. Gerçek siyaset; sokağın tozunu yutmuş, halkın nefesini duymuş, cemiyetin ve siyaset sahnesinin nabzını tutabilmiş yüreklerin işidir. İşte Dr. Gökhan Şahin, tam da bu tanımın karşılığı olarak karşımıza çıkıyor . Sokağın bağrından gelen, hem hekimliğiyle hem siyasi mücadelesiyle hem de milli duruşuyla iz bırakan verimli ve üstün bir zeka.

Köşe Yazısı
Eylül'de Gel
“Eylül'de gel…” Eylül de geldi. Ayların en romantiği. Yaşı kemale ermişlerin geriye dönüp baktığı, hüzünlenip iç çektiği ve insanın kendi kendine, “Acaba daha kaç Eylül'de ağaçların yapraklarından arındığını görmek nasip olacak?” diye sorduğu ay. İnsanın boş vermişliği öğrenmesine, hatta boş vermişliğe alışmasına yardım ve yataklık eden mevsimin öncüsü… Bunaltıcı nemden yavaş yavaş sıyrıldığımız günlerin habercisi. Ağaçların üstünde hâlâ yeşilin durduğu, ama yeşilin altında altın renginin kendini göstermeye başladığı zamanlar…

Köşe Yazısı
Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi
Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi - Gazete Duvar’da yazarken, “hangi yüzyılda yaşıyoruz” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Siyasi, ticari, beşeri nitelikleri göz önüne aldığımızda ise Avrupa’nın 17. yüzyılına benzer bir çağda yaşamakta olduğumuza dair bir kanaate sahip olmuştum. Bunu gösteren pek çok kanıt olmakla birlikte 17. yüzyılda zirveye çıkmış olan bir nitelik var ki o da tam bizim memleket iklimine göre: Cadı Avları. Cadılar hemen her yerde… Özellikle son bir yıldır Halk Fırkasına dönük soruşturmalar içimdeki 17. yüzyıl nostaljisini daha da açığa çıkardı.