Sokak Çeşmeleri
Bandırma'nın sokaklarında dolaşırken, geçmişin izlerini taşıyan çeşme ve sebillere rastlamak az da olsa hala mümkün. Ne yazık ki, bu yapılar, kent kültürünün ve tarihinin sessiz tanıkları olarak yavaşça unutulmaya yüz tutmuş durumda. Bu çeşmeler ve sebiller, bir zamanlar sadece su ihtiyacını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda komşuluk ilişkilerinin pekiştiği, sohbetlerin yapıldığı, insanların bir araya geldiği sosyal mekânlar olarak hizmet verirdi.

Bandırma'nın tarihi sokak çeşmeleri ve sebilleri, döneminin mimari inceliklerini yansıtan, işçilikle yapılmış yapılardır. Bu yapıların çoğu, zamanla ilgisizlikten ve bakımsızlıktan harap olmuş durumda. Bir zamanlar su sesiyle hayat bulan bu mekanlar, şimdi sessiz birer harabe olarak kalmış.
Bir düşünün, eski zamanlarda sokak çeşmesinde su dolduran kadınların neşeli sohbetlerini, çocukların oyunlarını... Her biri birer anı, birer hikâye barındırır. Ancak bu hikâyeler, modern hayatın koşuşturmasında kaybolmuş gibi görünüyor. Bandırma'nın sokak çeşmeleri ve sebilleri, sadece su değil, aynı zamanda bir tarih, bir kültür mirası sunar bize. Ama biz bu mirasa ne kadar sahip çıkıyoruz?
Şimdi ise, bu yapıların bir kısmı yıkılmış, bir kısmı ise kaderine terk edilmiş durumda. Bu yapıların restore edilmesi, yeniden hayat bulması, sadece birer mimari eser olarak değil, aynı zamanda toplumsal hafızamızın bir parçası olarak da büyük önem taşıyor. Bir Çınarlı mahallesi sakini olarak Çınarlı çesmesinin kötü durumu benim ve benim gibi düşünnen bir çok mahalle sakini üzmektedir. İhsaniye çeşmesi ve değirmenciler caddesindeki Hamdi bey çeşmesi de izbe durumdadır. Sokak çeşmeleri sadece Çınarlı ve yakın mahallelerde değil Bandırma’nın her yerinde yapısı dağılmış sadece yeri belli olan , kurnası çimento ile kaplanan, yıkılan Çeşmelerle dolu .Bir zamanlar büyüklerimizin ,varlıklı insanların uçan kuşu bile düşünerek hayır için yaptıkları çeşmeler şimdilerde pek hayır olarak görülmüyor.
Bu çeşmeler ve sebillerin yeniden canlandırılması, sadece fiziksel bir restorasyon değil, aynı zamanda bir kültürün, bir geleneğin yaşatılması anlamına gelir. Bandırma'nın tarihine sahip çıkmak, bu eşsiz yapıların hak ettiği değeri görmesini sağlamak, bizim elimizde.
Belki de zaman, bu nostaljik değerleri hatırlama ve onlara hak ettikleri değeri verme zamanıdır. Bandırma'nın sokaklarında dolaşırken, bir zamanlar su sesiyle hayat bulan bu yapıların yeniden canlanması, kent kültürümüzün zenginleşmesine büyük katkı sağlayacaktır. Unutulmamalıdır ki, tarihimize sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktır.
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
MADRA DAĞI'NIN AHI: KAÇ GRAM ALTIN BİR NEFES EDER?
Balıkesir'in göğsüne yine bir hançer mi saplanıyor?Gündeme düşen iddialar ve paylaşılan veriler, kan donduran cinsten. Madra Dağı'ndaki altın madeni kapasite artırımı projesi için tam 66 bin ağacın kesilmesi gündemde. 66 bin... Rakamla yazınca kolay geliyor, değil mi? Ama o rakamın arkasında onlarca yıllık bir ekosistem, binlerce canlı türü, toprağın tutunduğu kökler ve Balıkesir'in ciğerleri yatıyor.

Köşe Yazısı
TTM' DE GÜNEŞ ALTINDA KALAN SADECE VATANDAŞ DEĞİL, YEREL YÖNETİM ANLAYIŞIDIR!
Yazın kavurucu sıcağında Balıkesir Toplu Taşıma Merkezi’ne TTM'ye yolunuz düştü mü hiç? Düşmediyse çok şey kaybetmediniz derdim ama aslında çok şey kaçırıyorsunuz.Halkın nasıl bir çileye terk edildiğini gözlerinizle görme fırsatını!

Köşe Yazısı