Transhumanizm
Tavuk su içer Allah'a bakarmış... Refah partisi Bakanı Sayın; Fatih Erbakan daha ne yapsın? Yine her zamanki gibi altı dolu ifadeleri ile dikkat çekici açıklamalarına yenisini ekledi. Böylesi duyarlı ve ilgili yönetimin sahiplerini görmek istiyor halkımız, can dostlarımız..

Her canlı yaşamayı hak ederken Allah'ın biçtiği Ömrü sonlandırmak insanlık ayıbıdır. Ne gariptir ki! İnsanoğlu kimliğini merhametsizliği sayesinde kaybetti. Benlik, ve bencillik.. Şuursuzluk sıfatlarına bürünmüş duruşlar toplumların üzerine oturan kara bir lekeden başka hiç bir şey değil. Aksini iddia edenlerin aklındansa şüphe duyarım. Bakınız FİLİSTİN!!! Zulme susmak bizlere biçilmiş kaftan misali karabasan gibi üzerimize oturuyor hem de bire bir.
Sokak köpekleriyle ilgili düzenlemeye dair partisinin görüşünü açıklayan Sayın; Fatih Bey; " Hayvanların uyutulmasına karşıyız. Modern ve gelişmiş merkezlerde her türlü destek sağlanması son derece önemlidir" diyerek her canlının yaşamaya hakkı olduğunu savunması taktire şayandı. İktidarın masasına bugüne dek koyduğu tüm maddeler yeni düzenin mutlak olmasını gerektirmiyor mu?
Kainatın bir yaratıcısı ve düzeni var. Siz bu çizgiden çıktığınızda duruşunuzu kaybeder ilahi sistemi kaybedersiniz.. Ne istiyorsunuz hayvanlardan? Her canlının bir düzeni olduğu gibi onlarında düzeni olduğunu unutanlara gelince, aç gözlülüğünüz onların hayatta kalabilmeleri önünde büyük bir engel teşkil ediyor. Çünkü yaşayabilecekleri alanlar bırakmadınız. Birbiri ardına yükselen binalardan ötürü Böyle giderse ne yeşil alanlar ne de tabiat kalacak. Bu arada hayvanlar denilince bilinç altına yerleşen, ilk akla gelenler neden kedi ve köpekler oluyor? Doz kaçtı, huzur bozulmaya başladı. Şöyle mi sormalıydım? Ne gareziniz var bilhassa köpeklere?
Tarih'te tarih tutturanlar neredesiniz? Neden cıkıpta medya ve televizyonlarda? Hayvanlara verilen hakları ,Osmanlı'dan önce ve sonrası dönemi aralığında ki! farkı neden anlatmıyorsunuz iki kelam ile? Türkler İslam ile tanıştıktan sonra hayvanlara medeni yaklaşan tek milletti. Dolmabahçede'ki kuş, Üsküdar'da ki kedi hastahaneleri kurulmuş. Arşivlerde saklanan Nizamnamenin 44. maddesinde," Sülün ve keklik yumurtalarını ve kuluçkalarını alan, bulan ve bozanlardan 5 Mecidiye ceza alınacağı" ifadesiyle kuş yuvası bozmanın suç kapsamına alınırken, Sultan ll.Selim'in tüfekle zevk için avcılık yapanlara yönelik " kişisel zevk amacıyla tüfek kullanarak yapmaları adına verilen yasaklama getiriliyor. Bu satırlar Osmanlı Devleti'nin hayvanlara verdiği ehemmiyeti neden konuşulmuyor?
Osmanlı'nın hakimiyetinden önce ve sonrası hayvanlara yapılan zulümler hortlamıştır. Tarihe geçen köpek katliamı 1910 yılında İstanbul'dan hayırsız adaya götürülen 80: bin köpeğin aç ve susuz bırakıldığı ve çaresizlikten birbirlerini yiyerek ölen vahşeti neden anlatmıyorsunuz?
Yine küreselciler... Siyonizm yeni dünya düzeni için tanımladığı yeni dünya insanı modelini getirecek. Artık dört ayaklı yerine genetiği değiştirilmeye başlayan iki ayaklı hayvanlar oturacak insanlığın tahtına...
YAZAR: Meliha ATEŞ
Paylaş
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
SİYASETİN ÖTESİNDE BİR İNSANLIK HİKÂYESİ: SERHAT GÜL
Velhasıl Gazetesi olarak ilkemiz ve vizyonumuz nettir: Bizim hiçbir siyasi partiyle doğrudan ya da dolaylı bir işimiz, angajmanımız olmaz. Gazetemizin sütunları siyasi rozetlere değil; insanlığa, vicdana, vatana ve millete karşılıksız hizmet eden değerlere açıktır. Yaşamıyla, duruşuyla ve kalbiyle toplumda iz bırakan, "önce insan" diyebilen her kimliği başımızın üstünde taşımak ve okurlarımızla buluşturmak bizim için bir sorumluluktur.

Köşe Yazısı
MÜKEMMEL FUTBOL FARKLI TARİFE: 6-0
Geçen hafta Antalyaspor’a 1-0 mağlup olan Bandırmaspor’da yedek soyunan Badji’nin neden ilk onbirde yer almadığını sorguladığım gibi sosyal medyada da bayağı eleştirilmişti. İşte neden eleştirildiği Bolu maçında daha iyi anlaşılacağını umarım.

Köşe Yazısı
BİR KELAMIYLA BİR DEVRİ ANLATAN ŞAHSİYET...
Hasan Basri Akşener: Bazı insanlar vardır; bir meclise girdiklerinde yalnız bedenleriyle değil, taptaze bir fikir rüzgârıyla gelirler. Henüz siz cümlenizi bitirmeden ne demek istediğinizi kavrayan o kıvrak zekâ, keskin bir mizah anlayışıyla birleştiğinde ortaya sıradan bir sohbet değil, âdeta tadına doyum olmaz bir edebî eser çıkar.

Köşe Yazısı
Siyasette Koltuk Kavgası, Muhalefette Umut Kaybı
Özgür Özel seçilmiş bir genel başkandı. Kabul. Kemal Kılıçdaroğlu ise bir mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na geri döndü. Buna da itirazım yok; ortada bir yargı kararı varsa elbette hukuki sonuçları tartışılabilir. Ancak mesele hukuktan ibaret değil. Yargının siyasallaştığını söyleyerek milyonların önünde “Adalet Yürüyüşü” yapan, bu yürüyüşle siyasi tarihimize geçen bir ismin, yine tartışmalı bir yargı süreci üzerinden genel başkanlık koltuğuna oturması hiç hoş olmadı.

Köşe Yazısı
ÇOK YAKINDA SİYASETTE HERKES BU İSMİ KONUŞACAK.
Neden İlkay Şimşek? Biz bağımsız bir yayın organı olarak ilkelerimiz gereği herhangi bir siyasi partinin yanında ya da karşısında durmuyoruz; tarafımız yalnızca milletimizin ve memleketimizin menfaatleridir. Ancak Türk siyasetinde iz bırakacak, samimiyeti ve birikimiyle fark yaratan, her siyasi partiden değerli ve müstesna şahsiyetleri kaleme almayı bir sorumluluk kabul ediyoruz. İşte bu yüzden, bugün merceğimize Doğru Yol Partisi Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın ;İlkay Şimşek’i alıyoruz.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR ‘A NE OLDU?
Evet; adeta çökmüş gibi Bandırmaspor, kötü futboluyla hem de kendi evinde ilk yenilgisini aldı. Oyuna, geçen maçların aksine durgun ve isteksiz başlarken, Antalyaspor ise Soner’le güzel bir pas gösterisini gol ile süsledi... Hadi bakalım çıkarın şimdi bu sıcak havada da görelim...

Köşe Yazısı
SOKAĞIN SESİNDEN İDEALİST BİR KALBE, DR. GÖKHAN ŞAHİN...
Siyaset, fildişi kulelerden ya da steril salonlardan yapıldığında milletin derdine deva olmaz. Gerçek siyaset; sokağın tozunu yutmuş, halkın nefesini duymuş, cemiyetin ve siyaset sahnesinin nabzını tutabilmiş yüreklerin işidir. İşte Dr. Gökhan Şahin, tam da bu tanımın karşılığı olarak karşımıza çıkıyor . Sokağın bağrından gelen, hem hekimliğiyle hem siyasi mücadelesiyle hem de milli duruşuyla iz bırakan verimli ve üstün bir zeka.

Köşe Yazısı
Eylül'de Gel
“Eylül'de gel…” Eylül de geldi. Ayların en romantiği. Yaşı kemale ermişlerin geriye dönüp baktığı, hüzünlenip iç çektiği ve insanın kendi kendine, “Acaba daha kaç Eylül'de ağaçların yapraklarından arındığını görmek nasip olacak?” diye sorduğu ay. İnsanın boş vermişliği öğrenmesine, hatta boş vermişliğe alışmasına yardım ve yataklık eden mevsimin öncüsü… Bunaltıcı nemden yavaş yavaş sıyrıldığımız günlerin habercisi. Ağaçların üstünde hâlâ yeşilin durduğu, ama yeşilin altında altın renginin kendini göstermeye başladığı zamanlar…

Köşe Yazısı
Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi
Türk Mektupları 4: Engizisyon Nostaljisi - Gazete Duvar’da yazarken, “hangi yüzyılda yaşıyoruz” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Siyasi, ticari, beşeri nitelikleri göz önüne aldığımızda ise Avrupa’nın 17. yüzyılına benzer bir çağda yaşamakta olduğumuza dair bir kanaate sahip olmuştum. Bunu gösteren pek çok kanıt olmakla birlikte 17. yüzyılda zirveye çıkmış olan bir nitelik var ki o da tam bizim memleket iklimine göre: Cadı Avları. Cadılar hemen her yerde… Özellikle son bir yıldır Halk Fırkasına dönük soruşturmalar içimdeki 17. yüzyıl nostaljisini daha da açığa çıkardı.