Zor Ama İmkansız Değil
Yazıya başlarken şunu belirtmek istiyorum. Futbolun değişmeyen ve yazılı olmayan kurallarından bir tanesi kazanan takım bozulmaz. Moral motivasyonu yüksek olur. Hadi diyelim Mert Müldür sakatlandı, tamam. Mert Günok sakatlandı, tamam.

Arda Güler yoruldu, riske etmek istemedin tamam değil ama tamam. Mert Müldür’ün yerine oynatabileceğin Zeki’den başka bir isim yok. Kalede Mert yoksa bütün sezon sadece bir maç oynayan Altay yerine, bütün sezon oynamış olan Uğurcan Çakır oynar. Arda konusu bambaşka bir durum. Yorgunsa ve riske etmek istemiyorsan skor 3-0 olduktan sonrada oyuna almayacaksın. Ayrıca bir futbolcunun maça hazır olmasını sağlayacak olanda yine teknik ekip. Bu çocuk şu anda dünyanın en büyük kulübünde oynuyor. Sezon boyunca sakatlıklarla boğuşsa da son haftalarda oynadığı futbolla kalitesini bütün dünyaya gösterdi ve dış basında da adından sıkça bahsettirdi.
Oyuna girdikten sonrada zaten takım hareketlendi. Takımın orjinal bir tane tipik santraforu var, onunda adı Cenk Tosun. Formsuz olsa da Cenk enteresan bir isim. Hiç beklemediğiniz bir anda bir şut çıkartıp skoru değiştirebilir. Sırtı kaleye dönük oynama meziyetleri olan, pas istasyonu olabilecek bir isim. Böyle bir santraforla oynadığınız zaman kanat oyuncularınızın da performansı artacaktır.
Barış Alper santrafor değil, orada oynatarak onunda becerilerini kullanmasına müsade etmiyorsunuz. Orkun ve Hakan inanılmaz derecede verimsizler. Hakan yaptığı açıklamada eleştirilere kulak asmadığını, bugünlere böyle geldiğini söylemiş. Ya hu bu adam hiç maç tekrarlarını izlemiyor mu? Ya da teknik heyetten kimse kötü oynadığını söylemiyor mu? Orkun zaten yanlış pozisyonda oynatılıyor. Sırf Hakan Çalhanoğlu sekiz numara oynasın diye Orkun’u forvet arkasına gönderiyorlar. Bir oyuncudan, bir pozisyonda verim alamıyorsan ya pozisyonunu değiştirirsin ya da o pozisyonun oyuncusunu oynatırsın. O pozisyonun ismi kim? Tabi ki Arda Güler.
Oyuncu tercihleri kötü olsada ikinci gole kadar kötüde değildik. Fakat öyle bir gol yedik ki değil bu seviyede, amatör liglerde bile nadiren görülecek bir gol. Amatörde veya okul takımlarında bile kaleciye verilen geri pasın kaleye doğru değil dışına doğru verileceğini öğretirler. Buyrun size Samet Akaydın. O golden sonra tamamen demoralize olduk ve bir dahada toparlanamadık. Topu ayağına alan hiç kimse ne yapacağını bilmiyordu. Top geldiği zamanda hemen benden gitsin diye saçma sapan işler yapıldı. Dikine kimse oynamadı, kimse sorumluluk alamadı, almak istemedi. Bir konu daha var ki değinmeden edemeyeceğim. Maç önü ısınmalar sadece sakatlanmanızı önlemez. Zeminide tanımış olursunuz. Zemin belli ki ıslak, değiştirsenize kardeşim kramponlarınızı. Ona göre seçim yapsanıza. Ayakta duramadınız.
Çekya maçı çok zor olacak. Bize ciddi sıkıntılar yaşatan Gürcistan ile berabere kaldılar ancak Gürcistan kalecisi Mamardashvili inanılmaz bir performans sergiledi. Henüz hiç bir şey bitmiş değil. Kazanırsak devam deriz. Abdülkerim’in kart cezalısı olduğunuda düşünürsek ben Ahmetcan Kaplan ve Kaan Ayhan ikilisini görmek isterim stoperde. Semih Kılıçsoy’unda artık oynaması gerekiyor.
Bana göre olması gereken 11 şöyle: Mert Günok(Uğurcan)- Mert Müldür, Kaan Ayhan, Ahmetcan Kaplan, Ferdi Kadıoğlu-İsmail Yüksek,Salih Özcan-Barış Alper Yılmaz, Arda Güler-Semih Kılıçsoy- Cenk Tosun
YAZAR: Gürol BEYGİRET
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
MADRA DAĞI'NIN AHI: KAÇ GRAM ALTIN BİR NEFES EDER?
Balıkesir'in göğsüne yine bir hançer mi saplanıyor?Gündeme düşen iddialar ve paylaşılan veriler, kan donduran cinsten. Madra Dağı'ndaki altın madeni kapasite artırımı projesi için tam 66 bin ağacın kesilmesi gündemde. 66 bin... Rakamla yazınca kolay geliyor, değil mi? Ama o rakamın arkasında onlarca yıllık bir ekosistem, binlerce canlı türü, toprağın tutunduğu kökler ve Balıkesir'in ciğerleri yatıyor.

Köşe Yazısı
TTM' DE GÜNEŞ ALTINDA KALAN SADECE VATANDAŞ DEĞİL, YEREL YÖNETİM ANLAYIŞIDIR!
Yazın kavurucu sıcağında Balıkesir Toplu Taşıma Merkezi’ne TTM'ye yolunuz düştü mü hiç? Düşmediyse çok şey kaybetmediniz derdim ama aslında çok şey kaçırıyorsunuz.Halkın nasıl bir çileye terk edildiğini gözlerinizle görme fırsatını!

Köşe Yazısı