BİRAZ VİCDAN!…
Birilerinin sofrasına meze olduk. Farkındayız. Çok da önemsedik önce. Ama sıkılmaya başladık bu muhabbetten. Daha doğrusu güvendiğimiz kişilerin kendini savunma garipliğinden. Yoksa; kendimize olan inancımız ve güvenimiz tam. Mütevazi olmaktan da vaz geçtik...

Birilerinin sofrasına meze olduk.
Farkındayız.
Çok da önemsedik önce.
Ama sıkılmaya başladık bu muhabbetten.
Daha doğrusu güvendiğimiz kişilerin kendini savunma garipliğinden.
Yoksa; kendimize olan inancımız ve güvenimiz tam.
Mütevazi olmaktan da vaz geçtik artık.
Ukala da diyebilirsiniz; umurumda değil.
O, ağızlarını şaplatarak dedikodu yapmaktan zevk alanlar var ya, hepsini bir araya toplasan bir “ben” yapmaz.
Yapamaz!
Çünkü kulvarlarımız farklı.
Ya da şöyle anlatayım: "Elma ile armudu toplayamazsınız."
Örneğin ben hiç arkadan konuşmam.
Dedikodu yapmam. “Neden” diye sorarlarsa açıklama yaparım, o kadar.
Arkadaşlarıma, " evet arkadaşımdır, severim ama... " başlayan cümlelerle zarar vermem".
Yüzüne söylerim sıkıntım varsa.
Çok önemliyse , veya kamuyla ilgiliyse yazarım.
Tarihe not düşmeyi severim.
Toplumun belleğine güvenmediğimden olsa gerek, her çıkar çatışmasında yalan yanlış konuşanlara, “ nerde yazmışım, arşiv orada, “derim.
Yerel seçimlerde partinin yerele hizmet için bir araç olduğunu yazdım yıllarca.
Ve aynı zamanda hukukun üstünlüğüne olan inancımı demokrasinin olmazsa olmazlığını, Atatürk ilke ve Devrimlerine bağlılığımı da yazdım.
Beni rakip görüp, kendilerine alan açmak için ya da taşra kıskançlığı ile iftira atanlar oldu.
Ve hiç bitmedi bu tipler. Yorulmadılar hep aynı şeyleri söyleyip , yazmaktan.
Oysa duruşum hep aynıydı. Yazdıklarım söylediklerim, hep aynıydı. Şimdi de aynı.
“Oraya girdi, buradan çıktı “ yaygarasını kopartanlar; ilkelerimize aykırı kullandığımız , yazdığımız tek cümle gösteremediler otuz yıllık yazı arşivimizden.
Hala fırsatları var.
Bulsunlar.
Yorum kısmı herkese açık.
Yazsınlar.
Uydurmasınlar.
Onurumla , kişiliğimle oynatmam.
“Tepki var“, diye savunma yapmak hiç hoş değil.
Tepki ,” kişinin daha güzel bir yaşam için çıktığı yoldaki attığı adımlarla doğru orantılıdır. “ Hani derler ya” meyve veren ağacı taşlarlar”. İşte öyle bir şey.
Bana tepki gösterenler umurumda değil, yine söylüyorum toplasan elliyi geçmez.
Lakin çok azimliler(!) ve sesleri çok yüksek çıkıyor.
Meclis üyeliği aday adaylığından çekileli bir hafta oldu.
CHP kurmayları şu tepki vardı meselesini de bitirsin, artık.
Bakın, hiç bir paylaşımınızı beğenmiyorum.
Hiç bir gezinizde yokum.
Birinci sıra adayınız Ali Bozoğlu imiş.
Ne güzel. Avukat. Soyadı Bozoğlu. Oyları silip süpürür.
Kuşkusuz iyi bir seçim. Umarım Ali’ye gösterilen tepkiler çığ gibi büyümez.
Bize “Mösyö” diyen magazin yazarı Ali ‘ye de tepki göstermişti örneğin.
Ve Ali’nin bizi hocalıktan sildiği günlerde biz Ali’yi savunmuştuk.
İşin ilginç yanı o zamanlar Ali’yi savunmamıza inceden tepki gösterenler şimdilerde Ali ile kol kola.
Olsun.
Barış, uzlaşı iyidir.
Biraz da vicdanlı olmak gerek ama.
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
"Öztaylan, 'Kim Çıkarsa Çıksın '
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı