BU TARTIŞMA BİTMELİ!
Susurluk CHP kongresinde başlayan kavga sosyal medyada sürüyor. İlçe başkanlığına yeniden seçilen Ümit Bekir Barut’tan hesap sormaya varan paylaşımlardan biri Tahsin Bozoğlu odaklı. Ve ne yazık ki bu tartışmayı ateşleyen de üzülerek vurguluyorum Ali Bozoğlu....

Susurluk CHP kongresinde başlayan kavga sosyal medyada sürüyor.
İlçe başkanlığına yeniden seçilen Ümit Bekir Barut’tan hesap sormaya varan paylaşımlardan biri Tahsin Bozoğlu odaklı.
Ve ne yazık ki bu tartışmayı ateşleyen de üzülerek vurguluyorum Ali Bozoğlu.
Hemen her fırsatta her konuşmasında Tahsin Bozoğlu’nun oğlu olduğunu belirttikten sonra bir yere destek açıklaması doğal olarak Tahsin Bozoğlu’nu da tartışmaların içine çekiyor.
Ali’nin Susurluk’ta iki dönem belediye başkanlığı yapmış ilçenin önemli bir bölümünün sevgisini kazanmış babası ile övünmesi en doğal hakkı.
Lakin bunu bir kalkan ya da şemsiye yapılmasına yol açması çok doğru değil.
Ali başarılı bir avukat, iyi dürüst bir kişi.
Babasının gölgesinden kurtulmalı. Kendi olarak çıkmalı siyaset sahnesine.
Çünkü sosyal demokrasi babadan oğula geçen koltukları kabul etmez.
İşte Ümit başkan da bunu söyledi konuşmasında.
Yoksa, Tahsin Bozoğlu’na hakaret etmedi, eleştirmedi.
Sadece, Ali Tahsin Bozoğlu’nun oğlu olduğunu söyledikten sonra Murat Kula’nın beyaz listesini destekliyorum açıklaması üzerine “senin baban” dedi.
Bunda ne var?
İlçe kongresinde başlayan kavganın sosyal medyaya taşan bir diğer konusu ise Emre Filiz’in gençlik adına yaptığı konuşma idi.
Sevgili Emre gençlerin önünün kesildiğini vurgularken kongredeki hemen herkesi de huzur evine gönderdi.
Bu kimsenin pek dikkatini çekmedi ama orada bulunanlar partiye yıllarca hizmet etmiş ve hizmet etmeye devam eden kişilerdi.
Ümit başkan, Emre’nin ajitasyon kokan konuşmasına daha güzel bir üslupla karşılık verebilirdi.
Hatta “Gençlerin önünü kapatmayı hiç düşünmedik, partiye üye olmak isteyen hiç kimseye engel olmadık, sanırım Emre ile diyalog eksikliğimiz olmuş" diyerek konuyu tatlı bir biçimde kapatabilirdi.
Ama yine de bu konunun sosyal medyaya taşınarak, CHP gençlere karşı imajı vermek ne kadar Chp’lilik?
En CHP’liler iyi düşünmeli.
CHP Susurluk’ta kongre yaptı.
İlçe başkanını ve yeni yönetimini seçti.
Ama güç kaybetti.
Bunda kongredeki olumsuzlukların bizzat CHP’lilerce sosyal medyada sergilenmesinin hatta alevlendirilmesinin büyük payı var.
Ne yazık ki “Ben varsam iyi, yoksam kötü" zihniyeti Susurluk CHP saflarında kendini bir kez daha hatırlattı.
Bu tartışma bitmeli !
CHP KONGRESİ’NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?