CHP DİSİPLİN KURULU DEVREYE GİRMEZSE
Altılı masa farklı siyasi görüşleri savunduğunu söylüyor. Bence konjonktür (mevcut durum) göz önüne alındığında pek fark yok aralarında. Çünkü tümünü bir araya getiren şey, gerçek anlamda parlamenter sistemi kurma hedefi. Bir başka açıdan bakıldığında, bu...

Altılı masa farklı siyasi görüşleri savunduğunu söylüyor. Bence konjonktür (mevcut durum) göz önüne alındığında pek fark yok aralarında.
Çünkü tümünü bir araya getiren şey, gerçek anlamda parlamenter sistemi kurma hedefi. Bir başka açıdan bakıldığında, bu Türk tipi başkanlık denilen ucube sistemden kurtulma isteği.
O zaman altılı masaya destek verenler, verdiğini dile getirenler bu hedef ve isteğe kilitlenmeli.
Ekonomi yönetimi, terör sorunu, laiklik, hukukun üstünlüğünün yeniden inşası, liyakatin devlet kurumlarında olmazsa olmazlığı… daha sonraki işler. Kılıçdaroğlu’nun altılı masa felsefesi de bu aslında. Doğru da.
Lakin şu bir gerçek: HDP düşmanlığı sağcı, solcu hemen toplumun tüm kesimlerini etkisi altına almış. AK Parti iktidarı MHP ile birlikte; ekonomik gidiş, yerle bir olan eğitim, sürekli güven yitiren yargı sistemi eleştirilerine yıllardır yürüttüğü HDP politikası ile karşılık veriyor. Etkili de oluyor.
En azından altılı masaya destek vermeyen en laik, en Atatürkçülerin başkanlık sisteminin verdiği muhteşem güçten pay kapma hırsı ile sığındığı bir liman durumunda HDP düşmanlığı demiştim geçen hafta.
CHP’den milletvekili seçilen M. Ali ÇELEBİ’yi de örnek vermiştim.
Daha düne kadar, en başından bu yana derin devlet ilişkisini sağır sultanın duyduğu Çin’in finanse ettiği bir liderin peşinden giderken birden bire CHP ilçe başkanlığına soyunup aday olan seçilemeyince birilerinin icazeti ile meclis üyeliğinde yer bulan bir muhterem(!) önce bizi yazdığımız gazeteye şikayet etmiş.
Ben CHP’den belediye başkanlığına aday adayı olmuşum, başaramamışım. Sonra meclis üyesi olmak istemişim, onu da olamamışım... Falan filan. Bunları pek umursamadık.
Yazımızın altına (sanırım bir an önce Vatan Particilikten kurtulmak için) “CHP’yi savunmak adına” yaptığı “kötü yola düşmüş kız yorumu” kendini bilmezlikti. Onu da: “okuduğunu anlamamışsın Murat, ben başka şey söylüyorum, bol bol kitap oku.” öğüdü ile geçiştirmiştik.
Ancak; güneşin denize batışının güzelliğini göstermek düşüncesi ile tekne kullanırken paylaştığımız resmin altına “dümen size çok yakışıyor” yorumu bardağı taşırdı.
Önce şunu bilmesi gerekiyordu. Bizim Facebook’u yakından izleyen oğlumuz, kızımız var. Bir ailemiz var.
Ne dediğini, lafın nereye gittiğini bilmeyen maganda olarak gördüğümüz biri olsaydı bu en(!) CHP’li, engellerdik olur biterdi.
Ama bizim de üyesi olduğumuz, CHP’nin belediye meclisi üyesiydi.
Burada acil çözülüp kamuoyu ile paylaşılması gereken bir çelişki var.
Bu çelişkiyi önce Susurluk CHP İlçe Başkanı Ümit Bekir BARUT’a havale ediyorum.
Sonuç alamazsam İl Başkanı Serkan SARI’ya çağrı yapacağım. Ondan da ses çıkmazsa CHP Genel Merkezi'ne yazacağım.
Genel merkez de ilgisiz kalırsa CHP üyeliğinden istifa edeceğim.
Hakaret içermeyen her türlü eleştiriye açığım. Hoşgörülüyüm. Lakin ucuz esprilere muhatap olamam, bu kendini bilmezleri CHP adına hakaret etmelerine sessiz kalamam. Sessiz kalınan bir kadroları ile de işim olmaz.
Yazar: Levent Gündoğan
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı