CHP’de Büyük Yol Ayrımı...
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türk siyasi tarihinin en keskin, en karmaşık ve belki de en sancılı virajlarından birinden geçiyor. İstinaf mahkemesinin kurultay için verdiği "mutlak butlan" kararı, Ankara siyasetinde adeta taşları yerinden oynattı ve partiyi...

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türk siyasi tarihinin en keskin, en karmaşık ve belki de en sancılı virajlarından birinden geçiyor. İstinaf mahkemesinin kurultay için verdiği "mutlak butlan" kararı, Ankara siyasetinde adeta taşları yerinden oynattı ve partiyi bir gecede Kasım 2023 öncesindeki yasal statüsüne geri döndürdü. Ortaya çıkan bu tabloyu sadece soğuk mahkeme maddeleriyle okumak büyük bir hata olur çünkü karşımızda hukukun sınırları ile siyasi meşruiyetin doğası arasında sıkışmış, devasa bir güç mücadelesi var.
Mahkemenin delege iradesinin sakatlandığı gerekçesiyle verdiği bu iptal kararı, Kemal Kılıçdaroğlu’nu hukuken yeniden anahtarın sahibi konumuna getirdi. Kılıçdaroğlu cephesinden yükselen sesler, bir rövanş arayışından ziyade, partinin asırlık ahlaki değerlerini ve kurumsal kimliğini yeniden tesis etme iddiasını taşıyor. Kılıçdaroğlu'nun "suça bulaşanları barındırmayacağız" çıkışı ve partiyi en güvenli, en uygun zamanda kurultaya götüreceğini ilan etmesi, bir nevi "hakemlik ve restorasyon" döneminin işaret fişeğidir. Onun gözünde mesele basit bir liderlik yarışı değil, partinin kuruluş ilkelerinin ve kurumsal meşruiyetinin korunması meselesidir.
Madalyonun diğer yüzünde ise Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekseni duruyor. Onlar için meşruiyet, mahkeme salonlarında değil, kurultay delegelerinin özgür iradesiyle sandıkta tescillenmiştir. Bu yüzden yargı eliyle gelen bu hamleyi siyaseti dizayn etmeye yönelik bir müdahale olarak görüyorlar. Tam da bu sıkışmışlık içinde, Özgür Özel’in "yedek parti" hazırlığını resmen doğrulaması, siyaset kazanını iyice kaynattı. Özel her ne kadar bu hazırlığın bir bölünme değil, CHP’ye yönelik olası bir kapatma davasına veya seçim dışı bırakılma riskine karşı alınmış stratejik bir önlem olduğunu söylese de, bu durum kamuoyunda "Özel’e özel bir CHP mi kuruluyor?" sorularını kaçınılmaz olarak beraberinde getirdi. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak gölgesinde, iktidar yürüyüşünü korumak adına atılan bu B planı adımı, mevcut yönetimin ne denli sert bir fırtınaya hazırlandığını gösteriyor.
Nihayetinde CHP, kendi içinde iki büyük dalganın çarpışmasına sahne oluyor. Bir tarafta hukukun mühürlediği haklılıkla partinin omurgasını temizlemeye ve sarsılan düzeni onarmaya kararlı bir Kemal Kılıçdaroğlu; diğer tarafta ise toplumsal desteği ve cumhurbaşkanlığı iddiasını "yedek koridorlar" açarak da olsa sürdürmek isteyen Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ortaklığı var. Bu fırtınadan partinin tek parça halinde çıkıp çıkamayacağını, aktörlerin egoları değil hukukun sınırları ile siyasetin meşruiyet gerçeği arasında kuracakları o hassas denge belirleyecek.
YAZAR: Meliha ATEŞ
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı