20 Ağustos 2026 Perşembe
USD/TRY:47,96 ₺EUR/TRY:56,15 ₺ALTIN:6.926,56 ₺Bandırma:23,7 C
Köşe Yazısı

DENİZ KURDU

Ortaokuldayken, Türkçe Öğretmenim bir derste “Bir yazarın üslubunu öğrenmek istiyorsanız eserlerini artarda okumalısınız.” demişti. 11- 12 yaşlarında olmalıydım. Öncelikle hocamın bizi bu kadar muhatap alıp üslup öğretme, yazar tanıtma mücadelesine girişini...

Velhasil Haber Merkezi

Ortaokuldayken, Türkçe Öğretmenim bir derste “Bir yazarın üslubunu öğrenmek istiyorsanız eserlerini artarda okumalısınız.” demişti.

11- 12 yaşlarında olmalıydım.

Öncelikle hocamın bizi bu kadar muhatap alıp üslup öğretme, yazar tanıtma mücadelesine girişini takdir ve şaşkınlıkla hatırlıyorum. Şimdilerle böyle şeyler konuşuluyor mu ortaokul derslerinde bilmem ama 24-25 yıl geçmesine rağmen aklımdan hiç çıkamayan bir cümle oldu.

Tabi bilgiyi almak her zaman uygulamak demek değildir. Bunu uyguladığım ilk yazar Jack London’dur. Beyaz Diş romanı ile beni fazlasıyla etkilemiş olmasından olabilir. Bir kitap okudum hayatım değişti cümlesine yakın bir etki bıraktı bende; yani, bir kitap okudum ve hayata bakış açım değişti! “Hayat vardı, her yerdeydi ve meydan okuyordu.” diyordu London.

Kitap boyunca bir kurdun var olma mücadelesini okudum. Amacı sadece var olmaktı çünkü doğasında bu vardı: varlığını devam ettirmeye çalışmak. Her sorunda varoluşsal ikilemlere girmeyen, tanrım neden ben demeyen, Çehovcu bir bakış açısıyla “yaşayacağız Vanya dayı, kaderin önümüze çıkardığı zorluklara tek tek katlanacağız” diyen bir kurt vardı.

Galiba bütün taşlar kafamda yerine oturdu.

Oyundan çıkıp oyunu sorgulamak, oyunda bir değişiklik yapmak anlamına gelmiyordu. Tam tersine o gücü bulamayıp kenarda durmanın mantığa bürünmesiydi. Oyunun içinde olanların zaten bir amacı vardı; oynamak.

O kitabı okuduğumdan beri varoluşsal sancılar yaşamaya başladığımda yine oyunun dışına çıktığımı, mücadeleyi göze almamak için kenarda söylenmeyi tercih ettiğimi anlıyorum.

Bu uyanışı yaşatan yazarın diğer kitaplarını da seri olarak okuyarak üslubu hakkında fikir edinmek istedim. Sonrasında Martin Eden’i daha sonra da Demir Ökçe’yi okudum. Demir Ökçe tam bir hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Hatta arkadaşıma Deniz Kurdu’da böyle mi diye sordum(1827683449 tane eleştiri eklediğimi söylememe gerek yok sanırım)

En son da Deniz Kurdu’nu okudum ve Türkçe Öğretmenim yeniden aklıma geldi. Zira dördüncü kitapta bir bütünlük oluşturdum. Yazar hayatından da anlaşılacağı üzere tam bir kavga insanıydı ve kavgaya tutuşmuş her varlığı farklı farklı cephelerden anlatıyordu. Bazen bir kurt, bazen yazar olmaya çalışan bir genç bazen bir devrimci. Deniz Kurdu’nda Beyaz Diş’in insan versiyonunu görüyorduk. Kötü hayat koşullarında yaşamaya çalışan, yeteneklerini sivrilterek, diğerlerinin üstüne basarak var olmaya alışan biri.

Yazarı eleştirmeyi edebiyatçılara bırakarak Deniz Kurdu ’nu bitirdiğimde düşündüğüm iki şeyi söyleyerek kapatıyorum.

Her neyi tanımak istiyorsanız –yazar, insan, hayvan- ona zaman ayırmak zorundasınız. İnsan ilişkilerinin dinamiğinin her alanda olduğunu görmüş oldum böylece; o şey için zaman ayırmak. (hocama saygılar)

Tasarım olarak kötü bir dünyada yaşıyoruz. Sürekli bir savaş ve barış hali var. Dolayısıyla doğamıza uygun davranmak demek mücadelenin içinde olmak ve oyunun dışına çıkmamak demek. Ha neden yapalım diye sorabilirsiniz ki zamanında ben de çok sordum ve şu sonuca vardım; bizim gibi yok etmeden hayatta kalmaya çalışan insanlara da yer açabilmek için.

Çünkü ne kadar çoksak o kadar görünürüz ve o kadar varız.

Devamı

İlginizi Çekebilir

POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

Köşe Yazısı

POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

​Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

13 Ağustos 2026 22:26
MUALLA SABIR GÜVEN

Köşe Yazısı

ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI

Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

13 Ağustos 2026 22:21
GÜZEL BAŞLANGIÇ

Köşe Yazısı

GÜZEL BAŞLANGIÇ

2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

11 Ağustos 2026 16:07
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Köşe Yazısı

Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

11 Ağustos 2026 15:59
BANDIRMASPOR TAM NOT

Köşe Yazısı

BANDIRMASPOR TAM NOT

İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

09 Ağustos 2026 07:14
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

Köşe Yazısı

EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

​Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

07 Ağustos 2026 18:16
BİR İHALE ÖYKÜSÜ

Köşe Yazısı

Aynı Film, Farklı İsim Olmasın

Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

06 Ağustos 2026 12:44
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

Köşe Yazısı

EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

​Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

04 Ağustos 2026 22:47
​RÜZGÂRLA GELEN "KÖR TESADÜF" VE ZEYTİN EFSUNLANMASI...

Köşe Yazısı

​RÜZGÂRLA GELEN "KÖR TESADÜF" VE ZEYTİN EFSUNLANMASI...

01 Ağustos 2026 19:12