Dostum ve Abime
Dostluklar ne üzerine kurulur?. Biriyle nasıl dost olunur ? Çocukken dostlukları kurmak için bir oyun ve ya bir oyuncak yeterliyken yaşlanınca dostluklar nasıl kurulur ?

Aslında bunun bir çok cevabı var diye düşünebilirsiniz .Siz buna aynı hisleri paylaşmak, aynı davayı savunmak, aynı inanca sahip olmak, aynı kavgayı etmek, aynı kaderi paylaşmak, aynı coğrafyada yaşamak gibi bir çok konuyu ekleye bilirsiniz ama en önemli şey sevmektir …
İnsan sevmeyi bilmezse her olumlu duygu boşa çıkar. Aynı sıfırın sağında veya solunda olmak gibidir sevgi... Ya katlayarak ilerlersin. Ya da gıdım gıdım büyütürsün sevgini.
İnsanın hayatına bir çok dostlar girer ama bunlardan bazıları insanda fark yaratır.
İşte bu yazımda sizlere dilim döndüğünce bunu anlatmak isterim.
Sosyal ve kültürel anlamda yıllardır çalışmalar yaptığım ilgili kişiler tarafından bilinir. Gayem benim gibi düşünen insanlarla bir araya gelip, bu şehir ve mahallem için neler yapabilirizi konuşmak olmuştur. Sivil inisiyatiflerle yakın olmanın gerekliliğini bildiğim için etkinliklerime her kurumu ve makamı davet ederim ancak katılım genelde belli düzeyde ve belli kişilerden olurdu.
Ancak bir gün etkinliğime gelen birisi vardı. Kendisini de o etkinlikte tanıdım.
Etkinliğin sonuna kadar gözleri ışıldayarak izledi ve etkinlik sonunda bizle birlikte kaldı. Yapmak istediklerimden bahsettim .
Daha sonraları yaptığım faaliyetlerime icabet etti fikirlerini ve eleştirilerini söyledi .
Etkinliklerimin ortasında kalkıp gitmez sonuna kadar izler, bizimle birlikte kalıp gecenin değerlendirmesini yapardı.
Bu benim ve bizlerin alışık olduğu birsey değildi.
Kafama takılan bir şey olduğunda çekinmeden arayabilmenin ne olduğunu onunla anlamıştım.
Mahalleme gelip kapımızın önünde bizlerle birlikte oturup çay içer. Sorunlarımızı tartışır, çözümler sunar ve uygulardı.
Dertlerimizle dertlenen bir adam bulduk karşımızda. Bizim kafamızda ki olguları yıkan bir insandı.
Pandemide mahallemde ve görev yaptığı mahallesinde fakirlerin kapılarını çaldı. Dertlerine bir nebze derman oldu .
Pandemide müzisyenler işe gidemez olunca bunu çok dert etti ve hemen kolları sıvadı. Ancak bir sorun vardı! Müzisyen ve sanatçının ruhunu biliyor, onlara yapılacak yardımın gururlarını nasıl kırmayacağının yollarını arayan bir inceliğe haizdi. Müsizyenlere destek çıkarken onların gururunu incitmedi…
Bandırma’ya aşkı yoksula yoldaş lığı ile Bandırma’nın talan edilmesine, rant kurbanı olmasına hep karşı çıktı. Bundan rahatsızlık duyan Atatürk'çü görünen troller onu üzdüyse de ruhundan hiçbir şey kaybetmedi .
Bandırmanın daha yaşanılabilir bir yer olması için yola çıktığında yönetim kurulu arkdaşları tarafından yalnız bıraktırıldı. Saçma sapan insanlarla muhatap oldu ama o hiçbir zaman yılmadı. Ben onun gözlerindeki Bandırma aşkını gördükten sonra diğerlerinin ne kadar kolpa olduğunu anladım. Derdi hiçbir zaman makam ve mevki olmayan bu adamın içindeki azim bana her zaman mihmandar olmuş ve hala olmaktadır. Ne zaman birlikte otursak bir şeyler öğrenir, çevresi ile tanışır arkadaşlıklar kurarım.
Onunla bir çok kez oturup sohbetler ettik, dostlar meclisi kurduk, bu şehir için birlikte dertlendik .
Bir gün bana 1940 yılların sonlarına doğru Washington büyük elçisi Münir Ertegün'e Amerikalı bir senatörden gelen ırkçı mektuba verdiği cevabı anlattı.
Bu benim için önemli bir hikayeydi ve daha önce duymadığım bu hikaye ikimizi de ağlattı. Hayatımızın neredeyse her anında bir ırkçılığa maruz kalan bizlerin hikayesiydi bu aslında .
İşte! dost insana bir şeyler öğretendir, gösterendir paylaşandır…
Dost yeni ufuklar açtırmalı, yeni fikirler yarattırmalıdır .
Dost kolay bulunmuyor yaşlar ilerleyince geçmişe dönük anılar kolay yazılmıyor.
Artık süslü oyuncaklarımızda yok, tek kale futbol oynayacağımız ağaçlarda kalmadı yan yana…
Dr. Murat Ergöz den bahsettiğim bu yazımda beni tanıyanlar anlamıştır ama tanımayanlar için onun benim hayatıma ve onu tanıyanların hayatında ne denli yeri olduğunu bilir Benim için kıymetli bir dost, bir abi ve bir Bandırma aşığı hekimdir. Bir önceki dönem Bandırma Kent Konseyi Başkanlığını belediye başkanının tüm baskılarına rağmen tek başına bırakılsa da gayet güzel bir şekilde yaptığı inancındayım.
Dr. Murat Ergöz sadece insanları yaşatmaya yemin etmemiş! Bandırma ya aşık, Mustafa Kemal Atatürk tutkunu bir Cumhuriyet aydınıdır.
Makamlar gelip geçicidir. Sevdası insan ve insana dair olan ne varsa! Dr.Murat Ergöz’ün bu şehir için lütufa minneti yoktur. Her daim onunla olan bizler elimizi taşın altına koymaya hazırız.
Bana serzenişte ve öğütte bulunup arkamdan gıybet yapanlara aşağıda Münir Ertegün’ün Senatöre verdiği cevabı iade ediyorum …
Senatörden gelen mektupta özetle söyle diyordu:
“Sayın bayım; Bazı kişiler bana, kara derili bir şahsı ön kapıdan evinize aldığınız bilgisini ulaştırdı. Size şunu bildirmeliyim ki, ülkemizde bu tür davranışları tasvip etmiyoruz “
Ertegün ün cevabı
“Sayın Bayım; Bizim ülkemizde dostlarımız evimizin ön kapısından girerler ,mamafih siz geldiğiniz takdirde arka kapıdan girmenizi temin ederiz “
YAZAR: Eyüp DEMİREZEN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?