DÜŞMANINI BİLEN HAMLESİNİDE BİLİR..
Merhabalar... Bazen ara verme gereği duyuyorum yazılarıma. Bazen de verilen o ara gözler önüne serilmeyenleri fark etmemi sağlıyor. Uzun zamandır bir takım şeyler dönüyor ortalıkta. Adım adım sessiz sinsice.. Bazılarımız kokusunu alsa da toplumsal ve...

Merhabalar... Bazen ara verme gereği duyuyorum yazılarıma. Bazen de verilen o ara gözler önüne serilmeyenleri fark etmemi sağlıyor. Uzun zamandır bir takım şeyler dönüyor ortalıkta. Adım adım sessiz sinsice.. Bazılarımız kokusunu alsa da toplumsal ve uluslararası birliktelik olmadıkça görenlerin feryatları da sessiz çığlıklarda kayboluyor..
Yazılanların üzerinden geçmektense, üstü kapalı konuları dile getirmeyi yeğlerim. Oynanan oyunlar, çevrilen senaryolar, asli faslı apaçık ortadayken ifşasına açık kapı bırakılmayan sistem ise Düşünmekten yoksun bireyler var etmek için akıl oyunlarını devreye sokuyorlar.
Görmekten çok bakmaya adapte olmuş toplumları özünden uzaklaştırarak hedeflerdeki algı meşguliyeti ile yakınlaştırıyorlar. Bu sayede ört pas edilen dönme dolapların farkındalığından yoksun kalınıyor.
Hele ki bizim toplumlumuz . 7/24 kapanmayan televizyonlar, reyting uğruna Ahlaki ve manevi değerleri baltalayan projeler yayımlanan diziler ve programlara dalmış giderken, bizlere hoş, boş vakit geçirtenler işlerinin başında yönlendirmeyi basardılar. Hırsızlığın adresi, zinanın yolu gösterilirken, cinayet nasıl islenir, eşler birbirlerini nasıl aldatırlar? zihniyetine kurban gidiyoruz. Öyle ki!
Yengesi ile birlikte olan, kayınpederine cilve yapan, baldızı ile kaçan gayri ahlaki edepsizlikler normalleştirildi. Ayrıca bu tür programların devamı oldukça kişiler yüz alıp hataları bile bile yapacaklar.
Doğruları vurgulamazsanız dilsiz şeytandan farkınız kalmıyor malasef.
Lami cimi yok, kulaklara fisıldayana dek yazmaya devam..
Hayatımızda ki tüm değişimler, Alışkanlıklar, örf ve adetlerimiz maneviyat kavramı, saygı ve sevgi bizi biz yapan değerlerin yitirilmesi 2030 da ki Büyük sıfırlama ( Great Reset, Global Reset)'in eseridir. Madein AMERİKA..
İnsanız türlü sıkıntılara maruz kalıyor ve kalacağız da. Dünyanın var oluşundan bu yana devran hep böyleydi ama sıralama hızlandırıldı.
Hayata dair yaşanan dünde kalan her şey 24 saat sonra öyle bir değişime uğruyor ki! kaybedip elimizden yitiriyoruz.
"Küreselciler "adı altındaki merdiven altı yapı, korku aşılayarak düşmanı yakında tut mantığı ile yeni dünya düzeni ve insanoğluna hakimiyet için korku salanda onlar. İklim değişikliğini ortaya koyarak, Dünya'nın var oluşundan bu yana yürüyen ilahi sistemi amaçları uğruna kendi elleriyle değiştirmek.
5 bin yılda eriyebilen buzulların birden bire erimesi, dünya nüfusunun azaltılması için çıkarılan salgınlar ve karantinalar günlük güneşlik havada birden ortaya çıkan küme bulutlarının sel ve felakete yol açması, her ne kadar deprem ülkesi olsak da 6 Şubat depremi ( o gün bugündür sarsılmayan metre karemiz kalmadı) ile başlayan 3.dunya din ve enerji savaşları bilinçli yapılan uygulamalardan başka bir şey değil.
Seksenler dizisini seyredip o günleri yâd edip özleyenler gelecekteki bugünlerin hasretini çekecekler.
Lütfen kendinize gelin, bir elin parmakları adedi kadar kendini insandan sayan insan avcılarına av olmayın. Kafanızı kaldırıp etrafınıza bakıp görmeniz yeterli..
YAZAR: Meliha ATEŞ
" Sınıflandırmayı Biz Yapıyoruz"
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı