EY AHMET AKIN(3)
Atatürk Parkı’nın en gösterişli yeri giriş kapısı oldu. Özellikle “Ahmet AKIN , büyükşehir logosu ve Balıkesir benim ailem” yazısı. Anlaşılan Ahmet A

Atatürk Parkı’nın en gösterişli yeri giriş kapısı oldu. Özellikle “Ahmet AKIN , büyükşehir logosu ve Balıkesir benim ailem” yazısı.
Anlaşılan Ahmet AKIN, parkın yeni düzenlemesi ile puan toplamak istedi.
Lakin aksine…
Puan toplamak bir yana; ilçe halkından tepki aldı. Almaya devam ediyor. Çünkü; “park eskisinden daha kötü oldu” diyenler çoğunlukta.
Haklılar.
Büyük ölçüde yeşil alan yok edilmiş.
Var olan dekoratif özellikli aynı zamanda çok dayanıklı doğal granit yollar sökülüp aynı yerlere ama bu kez iki kat daha geniş dökme parke taşlar döşenmiş. Yetmemiş bu yolların yanına bir de betondan yürüyüş yolları dökülmüş.
Plansız.
Kim yürür o yolda?
Oturan onlarca insanın arasında defile yapar gibi.
Sayın AKIN; Şehir stadyumuna gitseydi keşke, yürüyüş yapmak isteyenler için eksiksiz bir düzenlemeye sahip. Yani parktaki yeşili bozup beton dökmek tam bir gereksizlik örneği.
Tıpkı dökme beton yolların genişletilmesi gibi. Ne için o yollar genişletildi var mı bir bilen?
Bir de oturma alanlarının tümünü taşla kaplamak kimin aklı? Taş yazın güneşte sıcağı çeker akşam da oturmaya gelenlere yansıtır. Bunu hesaplamamak cehalet değil, başka bir şey.
Kültür fizik yapmak için ayrılan yerlere ne demeli. Kafelerin tam karşısında.
Havuzu kapatıp, o boşluğu beton zeminli çocuk bahçesi yaratmayı kim akıl ettiyse artık.
Ne güzel parkı vardı insanların.
Düzenleyeceksen çimleri yenile. Sulama sistemini elden geçir, çocuk parklarındaki oyuncakları yenile. Tamam.
31 Mart’ta bitecekti güya. Yaz bitti. Park viran.
Panik dorukta. Kurumuş rulo çimleri ekmeye çalışıyor büyükşehir işçileri.
Sayın AKIN gel bir bak lütfen Susurluk Atatürk Parkı’nın haline. Orası Susurluk’un tek nefes aldığı yer. Halk şu aralar toz toprak çekiyor ciğerlerine.
Durdur çim ekmeyi falan. Toprak alanları sabah akşam sulasınlar toz kalkmaması için. En azından sonbahara kadar.
Ha bir de parkın yeni düzenlemesini eleştirdiğim için bana yönetim kurulu üyelerine bilgi vermeden ama üyeleri yanına dizerek “sen kimsin” diye hesap soran CHP’nin ilçe başkanı Sayın Sema ACAR , aynı şekilde yönetim kurulunu toplayarak ama bu kez üyelerin tümüne bilgi vererek bana bir özür borcunuz var. Tekrar hatırlatıyorum.
Özür deyince Murat KULA da TOKİ ile attığı iftira konusunda bir açıklama yapsa, diyorum…
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?