21 Ağustos 2026 Cuma
USD/TRY:48,05 ₺EUR/TRY:56,21 ₺ALTIN:7.127,83 ₺Bandırma:26,1 C
Köşe Yazısı

FÖTRÜN ALTINDAKİ KÜTÜPHANE…

Onun fötr şapkası sadece bir imge değildi; altındaki muazzam kütüphanenin, sarsılmaz bir hafızanın çatısıydı. İslamköy’den çıkıp kerpiç bir odada,

Meliha ATEŞ
FÖTRÜN ALTINDAKİ KÜTÜPHANE…

Türkiye’de siyaset, çokça söz ve azca kitaptır. Retoriğin gürültüsü, derinliğin sessizliğini her zaman bastırır. Fakat bu topraklardan öyle bir akıl geçti ki o gürültünün ortasında bir ömrü okuyarak, biriktirerek ve bilginin mutlak gücüne inanarak inşa etti: Süleyman Demirel…

Bugün onun aramızdan ayrılışının yıl dönümü. Ama biz bugün barajlardan, meydanlardan, o bildik siyasi polemiklerden bahsetmeyeceğiz. Bugün Türkiye’nin pek konuşmadığı, belki de anlamaktan çekindiği bir portreyi; “Büyük Okur Demirel”i yazacağım.

FÖTRÜN ALTINDAKİ KÜTÜPHANE…
FÖTRÜN ALTINDAKİ KÜTÜPHANE…_1

Onun fötr şapkası sadece bir imge değildi; altındaki muazzam kütüphanenin, sarsılmaz bir hafızanın çatısıydı. İslamköy’den çıkıp kerpiç bir odada, gaz lambasının ışığında başlayan o okuma serüveni; Güniz Sokak’ın duvarlarını aşan, binlerce ciltlik bir entelektüel kaleye dönüştü.

Demirel, Türkiye’yi sadece coğrafyasıyla değil; satır satır sosyolojisiyle, tarihiyle ve felsefesiyle okumuş bir liderdi. Önüne gelen bir devlet raporunu da dünya edebiyatının en çetin eserini de aynı iştahla; satır aralarını çizerek, notlar alarak okur ve bitirirdi.

FÖTRÜN ALTINDAKİ KÜTÜPHANE…
FÖTRÜN ALTINDAKİ KÜTÜPHANE…_2

Onun zekâsı, ansiklopedik bir ezbercilik değil; bilgiyi bir devlet aklına, bir senteze dönüştürme yeteneğiydi. En gergin kriz anlarında bile hafızasından çekip çıkardığı bir veriyle, tarihsel bir anekdotla muhataplarını sarsardı. Karşısındakini ezmek için değil, devletin ağırlığını hissettirmek için konuşan bir zekâydı bu.

Şehirlerin nüfusunu, köylerin su hatlarını, barajların debisini ezbere bilen o akıl; aslında bu ülkenin kılcal damarlarını ezberlemişti.

Ve tevazu…

Bilginin getirdiği o muazzam ağırlığı, Anadolu’nun saf ve hesapsız samimiyetiyle harmanlayabilen kaç lider gördü bu tarih? Kendisine yönelen en sert eleştirileri, en acımasız mizahı bile o zeki aklıyla göğüsleyen; eleştiriyi bir düşmanlık değil, demokrasinin cilvesi sayan bir olgunluktu onunki.

Muazzam mühendislik dehasını ve devlet tecrübesini; bir köylünün sofrasında onun dilinden konuşarak, bir akademisyenin masasında ise bilimin diliyle tartışarak taçlandırırdı. Yukarıdan bakmayan, bilgiyi bir tahakküm aracı olarak kullanmayan; aksine bu millete hizmetin yakıtı hâline getiren bir tevazu…

Bugün Türkiye’de kütüphaneler dolusu okuyan, okuduğunu devletin harcına katan, zekâsını nezaketle ve müthiş bir hafıza mimarisiyle birleştiren o devlet adamlığı modelini mumla arıyoruz.

Şapkayı alıp gittiğinde, aslında arkasında sadece boş bir koltuk değil; doldurulması imkânsız bir entelektüel boşluk bıraktı.

Süleyman Demirel’i sadece bir siyasi figür olarak anmak, onun o devasa aklına haksızlıktır. O, bu toprakların yetiştirdiği en büyük, en sadık ve en derin “okurlardan” biriydi.

Ruhu şad olsun.

YAZAR: Meliha ATEŞ

Devamı

İlginizi Çekebilir

POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

Köşe Yazısı

POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

​Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

13 Ağustos 2026 22:26
MUALLA SABIR GÜVEN

Köşe Yazısı

ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI

Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

13 Ağustos 2026 22:21
GÜZEL BAŞLANGIÇ

Köşe Yazısı

GÜZEL BAŞLANGIÇ

2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

11 Ağustos 2026 16:07
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Köşe Yazısı

Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

11 Ağustos 2026 15:59
BANDIRMASPOR TAM NOT

Köşe Yazısı

BANDIRMASPOR TAM NOT

İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

09 Ağustos 2026 07:14
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

Köşe Yazısı

EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

​Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

07 Ağustos 2026 18:16
BİR İHALE ÖYKÜSÜ

Köşe Yazısı

Aynı Film, Farklı İsim Olmasın

Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

06 Ağustos 2026 12:44
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

Köşe Yazısı

EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

​Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

04 Ağustos 2026 22:47
​RÜZGÂRLA GELEN "KÖR TESADÜF" VE ZEYTİN EFSUNLANMASI...

Köşe Yazısı

​RÜZGÂRLA GELEN "KÖR TESADÜF" VE ZEYTİN EFSUNLANMASI...

01 Ağustos 2026 19:12