"KATRANI KAYNATSAN OLMAZKİ ŞEKER, CİNSİNİ SEVDİĞİM CİNSİNE ÇEKER"
Atalarımız her zaman ki gibi gördükleri yaşadıkları, karşılaştıkları birbirine benzer durumları anlatacak ne kadarda anlamlı bir sözde bulunmuş.

Hayat boyu değişir umuduyla bel bağladığımız tüm gerçekler, aslında tüm çıplaklığıyla gözümüzün önümüzdeyken bakar kör olmak işimizi kolsylaştırıyor olsa gerek ki, tepkiyi neye, kime, nasıl vereceğimizi bile şaşırır okduk. "Çobansız sürüyü kurt kapar" sözüde boşa söylenmemiş.
Bazen uzun uzun anlatılacak konular nasılda kestirmeden yol gösteren pusulamız oluyor. Koyun misali sürüyü terk edeni kurt kapıyor, sürüde kalan itaat et rahat et desturyla yola devam ediyor. Yol, mevsimler, ne getirecek bilmeden yol almak en tehlikelisi belki de tipi olabilir, kuraklık yaşanabilinir, ölümler, salgın hastalıklar sürüyü azaktıp yok edebilir. Yeni doğan yavrulara yarınlar düşünülüp hazırlık yazdan yapılmazsa telef olmaları kaçınılmazdır.
Belki de herşeyi önceden gören öngörüye sahip Mustafa Kemal Atatürk " köylü milletin efendisi" derken ankamı şimdikerde içi boşaltılıyor yeni nesillere önemi yanlış öğretiliyor. Efendilik hizmetkarlar yaratmak değil, emeğin hizmetkarı olmak, emeğin kıymetinin bilmek, yoklukla mücadele edebilmenin liderliğini yapabilmektir. Liderlik, vasfı doğuştan fıtratında vardır, sonradan kazanılacak gölge karakterlerde emir eri olmak demek değildir. Sözün özü özde olmayanı, sözde bin kere ezber etsende "Katranı kaynatsanda olmaz şeker. Cinsini sevdiğim cinsine çeker." yaptıklarınız yapacaklarınızın temenatı olmadığı sürece vaatler çölde serap gösremeten ötrye gitmez.
Hayal satmayı bırakalım iş bilenin, kılıç kuşananındır. Bilmediğimiz konularda ahkam kesmeyi bırakalım. Kim kendi olabilmeyi başarır, kim katran, kim şeker bunun ayrımını yapabilecek gözlere sahip yol alabilecek liderlik vasfındaysa sürüye çobanlık yapmaya o soyunsun. Çobanı belli olmayan sürüyü kurt kapar unutmayalım. Çoban olmayı bilmeyen çobanlıktan gelmeyen sokma akılla sürüyü yönetmeye gönüllü olmasın. Sürü yolda telef olmasın. Çıkarlar söz konusu olduğunda hep zayıf halkalar gözden çıkartılır. Halkaların çokluğu değil, iş görürlülüğü kıymetli yapar. Çoban mı? Koyun mu? Sürünün Sahibi mi? Kimin peşinden gitmeli, kim olmalıyı? Karar sizin. Saygılarımla.
YAZAR: Mualla Sabir GÜVEN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı