KİMSENİN YARA BANDI OLMAYIN!
Hayat bu yarının ne getireceği belli olmaz. Kimse kimsenin yara bandı olmasın, her yaranın bir sebebi ve bir iyileşme süreci vardır. Kimi bel bağladığı işine, kimi bel bağladığı sevdiğine, kimi bel bağladığı aşına anlamlar yükler ve bu yüklediği anlamlara...

Hayat bu yarının ne getireceği belli olmaz. Kimse kimsenin yara bandı olmasın, her yaranın bir sebebi ve bir iyileşme süreci vardır. Kimi bel bağladığı işine, kimi bel bağladığı sevdiğine, kimi bel bağladığı aşına anlamlar yükler ve bu yüklediği anlamlara körü körüne bağlanır. Ve bu bağlanma süresi bağımlıları sebep olur. Kendi iç dünyasında takıntı haline getirir bu durumu, Nedensiz yüklenen anlamlar anlamını yitirdiğinde yokuş aşağı düşerken; yaralanmamak, yara almadan iyileşme imkansızdır.
Vazgeçemediklerimiz yüzünden hayatı, anı ıskalarız bilmeden. İyileşmek için bir el, bizi kendimize getirecek bir hobi, varlığımızı onurlandıracak dostluklar ararız oysaki bu dünyaya yalnız gelip yalnız gideceğimiz gerçeğiyle yüzleşmek korkusuyla geçiririz ömrümüzü. Ve elimizde koskocaman bir sıfırla vardır artık, yeniden baştan başlamak zorunda kalırız.
Bizim vazgeçtiklerimiz kimsenin umrunda olmaz o nedenle "KİMSENİN YARA BANDI OLMAYA" gerek yok. Dünyaya geldiğimiz andan itibaren bizim adımıza çoktan kararlar verilmiştir. Bunun dışındaki yaşama cam fanustan bakar gibi bakar, fonusun içindeki hapisliğimizi bitirmeye cesaret gösteremeden kayıplarımız ardından bakarız sadece sessizce. Bırakın herkes kendi yara aldığı yerden kendisini iyileştirsin, yarda bandı işlevi bitince ilk atılacak nesnedir çünkü. Ressamlar tuvallerinin içine hapseder kederlerini sevinçlerini, şairler mısra mısra şiirlerine. Gömer içindeki boşluğun tamamını beklentilerini hayallerini, müzisyenler notalarına.
Kimisinde düşler, gerçekler iç içe geçer ve yaratım aşamasında herkes kendinden eksileleri tamamlarçıktığı içsel yolculuğunda. Bazısı bir film senaryosuna, bazısı bir dansa, bazısı gökyüzüne uğurladığı bir dilek balkonunda ölümsüzleştrmek ister kendini yaşadıklarını ve yaşamadıklarıyla. Bırakın herkes kendisinde buldun şifasını. Kendini sevmeyi öğrensin. O zaman ortada iyileşince atacak bir tara bandı da kalmayacak çünkü...
YAZAR: Mualla Sabır GÜVEN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı