FİLDİŞİ KULELERİNDEN TAŞAN KİBİR; KADIN ONURU VE TOPLUMSAL VİCDAN REYTİNG MALZEMESİ DEĞİLDİR!
İster Koç olun, ister .... ekonomik büyüklüğünüz ne olursa olsun, bu toprakların insanının onurundan, kadınının iffetinden ve mahremiyetinden daha

Milyar dolarlık yatırımlar, görkemli açılışlar ve Türkiye’nin en büyük sermaye gruplarının gövde gösterileri… Dün İzmir’de açılışı gerçekleştirilen devasa bir sağlık kuruluşu, tıp teknolojisinden ziyade, zirvedeki isimlerin ağzından dökülen ve toplumsal vicdanı derinden yaralayan talihsiz ifadelerle gündeme oturdu. Ülkenin lokomotif holdinglerinden birinin en kıdemli isminin, kadın kimliğini, hasta mahremiyetini ve toplumsal hassasiyetleri bir “fıkra” malzemesi yaparak alay konusu etmesi, sosyal medyada ve kamuoyunda haklı bir öfke dalgası başlattı.
Sormak gerekiyor kendilerine ;Ağzından çıkan her kelimenin nereye varacağını bilmesi gereken bu küresel elitler, toplumun temel direği olan kadının onurunu zedeleyen bu üslubu hangi cüretle sarf edebiliyorlar? Bu bir anlık “gaf” mıdır, yoksa fildişi kulelerinden halkın değerlerine yukardan bakan o köhne zihniyetin bir dışa vurumu mu?
Güç, kimseye toplumun feğerlerini aşağılama hakkı vermez!
İster Koç olun, ister …. ekonomik büyüklüğünüz ne olursa olsun, bu toprakların insanının onurundan, kadınının iffetinden ve mahremiyetinden daha büyük değilsiniz. Küresel sermayenin gücüne dayanarak, toplumsal hassasiyetleri basitleştirmek ve bunu elite bir açılış protokolünde kahkahalar eşliğinde sunmak, modern bir algı operasyonunun ya da derin bir kibrin göstergesidir. Sağlık dağıtacağı iddiasıyla kapılarını açan bir kurumun, daha ilk günden insan onurunu ve hasta saygınlığını zedeleyen bir üslubun gölgesinde kalması tam bir ironidir.
Bugün kamuoyu haklı olarak bu pervasızlığın arkasındaki esas niyeti sorguluyor. Bu ülkenin mayası, paranın gücüyle her şeyi satın alabileceğini sananların kibrini her zaman tasfiye etmiştir. Eğer ekonomik güç, ahlaki ve insani değerlerin önüne geçiyorsa, orada durup düşünmek gerekir. Kadın onuru, hiçbir holdingin, hiçbir seçkin zümrenin fıkra malzemesi ya da üstten bakma aracı olamaz.
Bizler, gücün büyüklüğüne bakıp eğilmeyen, paranın parıltısına kapılıp sessiz kalmayanlar olarak hakikati haykırmaya devam edeceğiz. Bu yazı, bir kurumu veya şahsı doğrudan hukuki sınırların ötesinde itham etmek için değil; toplumun ve kadının incinen gururunun sesi olmak, yetkililere ve güç sahiplerine sorumluluklarını hatırlatmak için kaleme alınmıştır.
Siz milyar dolarlık kalelerinize güvenip halkın değerlerini hafife almaya devam edin; ama unutmayın ki bu ülkenin vicdanı, sizin o devasa bütçelerinizden de, kurumsal dokunulmazlık zırhlarınızdan da çok daha büyüktür. Hakikati savunmaya ve o fildişi kulelerindeki kibri iğnelemeye sonuna kadar devam edeceğiz!
YAZAR: Meliha ATEŞ
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı