Küresel Aktörlerin Gölge Oyunu
Çapraz Ateşteki Kafkasya: ABD-İran-İsrail Üçgeninde Azerbaycan’ın Denge Stratejisi ve Küresel Aktörlerin Gölge Oyunu Ortadoğu ve Kafkasya hattında yükselen tansiyonu salt bir "din veya rejim" çatışması olarak okumak, modern uluslararası ilişkiler denklemini...

Çapraz Ateşteki Kafkasya: ABD-İran-İsrail Üçgeninde Azerbaycan’ın Denge Stratejisi ve Küresel Aktörlerin Gölge Oyunu
Ortadoğu ve Kafkasya hattında yükselen tansiyonu salt bir "din veya rejim" çatışması olarak okumak, modern uluslararası ilişkiler denklemini ıskalamak anlamına gelir. Bugün ABD, İsrail, İran ve Azerbaycan ekseninde yaşanan krizlerin temelinde; enerji koridorlarının kontrolü, nükleer caydırıcılık hezeyanları ve yeni çok kutuplu dünya düzeninde köprü başlarını tutma savaşı yatıyor. Bu denklemde sıkça göz ardı edilen Çin'in sessiz hegemonyası, Türkiye'nin paradoksal dış politikası ve Rusya'nın asimetrik yatırımları, meselenin asıl çerçevesini oluşturuyor.
Gölgedeki Hegemon: Çin Neden Denklemde Olmak Zorunda?
Bölgedeki krizi analiz ederken Çin'i dışarıda bırakmak, resmin yarısını görmemektir. Bugün İran'ın ABD yaptırımlarına rağmen ayakta kalabilmesinin ve agresif bir vekalet savaşı (proxy war) yürütebilmesinin tek fiziki nedeni Çin'dir. Pekin yönetimi, ucuz İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda. Çin, "Kuşak ve Yol" inisiyatifi için Ortadoğu'da istikrar istiyor gibi görünse de, ABD'nin dikkatinin ve askeri kaynağının İran-İsrail gerilimiyle Ortadoğu'ya hapsolmasından stratejik olarak büyük fayda sağlıyor. Tayvan ve Pasifik'te eli rahatlayan Çin, bir yandan da İran'ı ekonomik olarak kendisine bağımlı kılarak bölgesel bir koçbaşı gibi kullanıyor.
Türkiye'nin "Paradoksal" Pragmatizmi ve Rusya'nın Asimetrik Hamleleri
Krizin en karmaşık aktörlerinden biri şüphesiz Türkiye. Ankara'nın söylem düzeyinde İsrail'e karşı en sert cephede yer almasına rağmen, reel politikada bir NATO ülkesi olarak Batı güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeği masada duruyor. İstihbarat paylaşımı, bölgesel güvenlik ve Doğu Akdeniz'deki güç dengelerinde Türkiye'nin İsrail ve Batı ile zımni (örtülü) bir ortak hareket alanı bulunuyor. Retorikteki düşmanlık, arka plandaki jeopolitik zorunlulukları tamamen kesemiyor.
Öte yandan Rusya, Ukrayna'da yıpranmış gibi görünse de bölgesel nüfuzunu klasik askeri yöntemlerden ziyade "stratejik bağımlılıklar" üzerinden sürdürüyor. Bunun en somut örneği Mersin'deki Taşucu/Akkuyu Nükleer Güç Santrali yatırımıdır. Rusya, bir NATO ülkesinin topraklarında, nesiller boyu sürecek devasa bir enerji ve teknoloji altyapısı kurarak sadece ticari bir hamle yapmıyor; olası krizlerde kullanılmak üzere kalıcı bir diplomatik ve ekonomik kalkan inşa ediyor. Benzer bir stratejiyi, İran ile kurduğu "Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru" ile Kafkasya'da da uyguluyor.
İran-İsrail Geriliminin Gerçek Nedeni ve Azerbaycan'ın Net Konumu
İran ve İsrail arasındaki savaşın temel nedeni Filistin meselesi değil; nükleer kapasiteye ulaşmak üzere olan bir İran'ın, İsrail'in "bölgedeki tek nükleer güç olma" tekeline ve varoluşsal güvenliğine doğrudan tehdit oluşturmasıdır. İran ise İsrail'i "Çevreleme Stratejisi" (Hizbullah, Husiler, Hamas) ile sınırlarından uzak tutmaya çalışıyor.
Peki, Azerbaycan bu devasa ateş çemberinin neresinde duruyor? Bakü'nün konumu tesadüfi değil, oldukça keskin bir "aktif dengeleme" (active balancing) stratejisinin ürünüdür.
İsrail ile Stratejik Ortaklık: Azerbaycan, Karabağ'ın azat edilmesinde kritik rol oynayan yüksek teknoloji silahları ve istihbarat desteğini İsrail'den sağlarken, petrolünün önemli bir kısmını bu ülkeye satıyor. Bakü için İsrail, İran'ın güneyden gelen baskısına karşı en güçlü jeopolitik kaldıraçlardan biri.
İran'a Karşı Teyakkuz: Tahran, sınırında güçlü ve milliyetçi bir Azerbaycan istemiyor. Kendi içindeki milyonlarca Güney Azerbaycanlı Türk'ün uyanışından korkan İran, Zengezur Koridoru'nun açılmasına "kırmızı çizgimizdir" diyerek karşı çıkarken, geçmişte Ermenistan'a verdiği destekle niyetini açıkça belli etmişti.
Şuşa Beyannamesi'nin Güvencesi: Azerbaycan, İran'ın provokasyonlarına ve ABD'nin bölgedeki kararsız tutumuna karşı sırtını Türkiye ile imzaladığı Şuşa Beyannamesi'ne dayamış durumda.
Sonuç olarak; Azerbaycan bu denklemde ne ABD'nin taşeronu ne de İsrail'in sıçrama tahtasıdır. Bakü, kendi ulusal güvenliğini ve Karabağ'daki kazanımlarını korumak için, Rusya'yı kışkırtmadan, İran'ı caydırarak ve Türkiye-İsrail eksenindeki teknolojik/askeri gücü kullanarak bölgede ayakta kalan nadir istikrar adalarından biri konumundadır. Küresel güçler satranç oynarken, Azerbaycan hayatta kalma ve büyüme stratejisini tamamen rasyonel ulusal çıkarları üzerine inşa etmiştir.
YAZAR: Elshan Nasirov
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı