KÜRESEL SATRANÇTA HARİTA MÜHENDİSLİĞİ VE TÜRKİYE’YE KURULAN KONTROLLÜ KAOS TUZAĞI..
Küresel güç odaklarının yeni dünya düzenini kurma çabası, Orta Doğu’da sahnelenen kirli bahaneler ve harita mühendisliği oyunlarıyla yeni bir boyuta taşındı. Tam da bayramın ikinci günü ABD cephesinden, Trump’tan Türkiye’ye yönelik gelen küstah tehdit...

Küresel güç odaklarının yeni dünya düzenini kurma çabası, Orta Doğu’da sahnelenen kirli bahaneler ve harita mühendisliği oyunlarıyla yeni bir boyuta taşındı.
Tam da bayramın ikinci günü ABD cephesinden, Trump’tan Türkiye’ye yönelik gelen küstah tehdit dalgası, aslında son 4-5 senedir ülkenin neden bir türlü feraha çıkartılmadığını ve bölgede işletilen bilinçli, kontrollü kaos mekanizmasının asıl hedefini bir kez daha gözler önüne serdi. Çin, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri arasında küresel hegemonya koltuğunu kaptırmamak adına perde arkasında çetin bir mücadele yürütülürken, bu büyük güç savaşının tam ortasında kalan bölgede adeta bir harita mühendisliği yapılıyor.
İran, İsrail ve Amerika ekseninde tam 40 gün süren ve bölgeyi kan gölüne çeviren savaşın ardından, güya bizzat Trump tarafından istenen ateşkes anlaşması, daha iki gün önce Avrupa’nın şımarık çocuğu İsrail tarafından yine pervasızca bozuldu. Ateşkesi dinamitlemek için öne sürülen "İran Hürmüz Boğazı'na mayın döşüyor, küresel ticareti tehlikeye atıyor" iddiaları ise Amerika ve İsrail’in kendi güvenlik duvarlarını tahkim etmek adına uydurduğu bahaneler zincirinden başka bir şey değil.
Ancak bu sefer sahadaki dengeler çok daha tehlikeli bir viraja giriyor zira savaşın yeniden alevlenmesiyle birlikte İran’ın bu defa Amerika ve İsrail unsurlarına karşı çok daha büyük ve geniş çaplı bir misilleme harekatına girişeceği stratejik kulislerde açıkça konuşuluyor.
Küresel emperyalistler ve güç odakları dünyadaki tahtlarını korumak için her yolu denerken, Netanyahu liderliğindeki İsrail yönetimi de bölgede sözde bir "Dünya Krallığı" kurma hedefi doğrultusunda artık yürümeyi bırakıp açıkça koşmaya başladı. Trump’ın açıklamalarıyla şekillenen İbrahim Anlaşmaları ekseni, yeniden dağıtılan jeopolitik kozlar, masa başında hazırlanan diplomatik taslaklar ve yeni ticaret yolları, aslında Orta Doğu haritasını kendi çıkarlarına göre yeniden çizme operasyonudur. Sahada birbirinden tamamen bağımsız ve kopukmuş gibi görünen tüm bu askeri hamleler, çatışmalar ve hamleler aslında aynı küresel satranç tahtasında oynanan büyük oyunun birbirini tamamlayan stratejik parçalarından ibarettir.
Burada asıl can alıcı ve üzerinde durulması gereken nokta ise bu ateşkes, savaş veya çatışma süreçlerinin artık sadece İran ya da İsrail’in kendi arasındaki yerel bir mesele olmaktan tamamen çıkmış olmasıdır. Yaşananlar doğrudan küresel güç dengesinin yeni haritasının kanla ve baskıyla nasıl çizildiğinin somut bir göstergesidir ve Türkiye olarak biz bu denklemin asla dışında değiliz. Sınırlarımızın hemen ötesinde enerji koridorları yeniden dizayn edilirken ve ülkemize yönelik ağır finansal baskılar şekillendirilirken, bu küresel jeopolitik baskı dalgası içeride de siyasi tartışmaları ve dengeleri kaosa sürüklemeye çalışıyor; dışarıdaki bu planlı tazyik, içerideki siyasi kelimeleri adeta geri dönülmez birer noktaya ve krize dönüştürmeyi amaçlıyor.
Tam da bu yüzden, daha iki gün önce kendi çıkarları için ateşkesi gözünü kırpmadan bozan bu küresel jeopolitik akımın neden son dönemde doğrudan Türkiye’nin iç işlerine karışmaya başladığı, ülkemizden tam olarak neyi koparmak istediği ve bu kontrollü kaosla hangi tavizleri hedeflediği sorusu bugün ulusal güvenliğimizin en kritik sorusu haline gelmiştir. YAZAR: Meliha ATEŞ
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı