PAPAĞANLAŞTIRMA
İnternet kavramının hayatımızın her aşamasına dahil olmasıyla birlikte bize bir çok şey kattı. Ama bizi farkında olmadan değiştirdi, dönüştürdü ve yönlendirdi. Elimizin altında bulunan cep telefonları, her zaman, her yerde ve hatta her saatte neredeyse en...

İnternet kavramının hayatımızın her aşamasına dahil olmasıyla birlikte bize bir çok şey kattı. Ama bizi farkında olmadan değiştirdi, dönüştürdü ve yönlendirdi.
Elimizin altında bulunan cep telefonları, her zaman, her yerde ve hatta her saatte neredeyse en yakın arkadaşımız, yoldaşımız oluverdi.
Hayatımızın bir çok karesini paylaştığımız, eşi dostu, güncel haberleri takip ettiğimiz ya da vakit geçirmek için oyun oynadığımız birer sanal dünya yarattık neredeyse her birimiz. Bu yüzdendir ki dünyada en çok internet kullanan ülkeler arasında daima üst sıralarda hatta sosyal medya kullanımında çoğu zaman lider durumdayız.
Türkiye'nin son bir kaç yılda ki ciddi artışa rağmen ortalama eğitim süresi 9 yıl. Toplam nüfusun sadece yüzde 5'i kitap okurken kitap okuma sıralamasında 180 ülke arasında 140. sırada. Dünya ortalamasından 1,5 saat fazla ve günlük toplam ortalama 4,5 saat televizyon izliyor. İnternetin günlük ortalama kullanımı da 8 saat civarında.
Bütün veriler ve gözle görülen bir gerçek bize şunu söylüyor; okumuyor, seyrediyor ve dinliyoruz.
Çok az kitap okuyan, yoğun ve yaygın internet ve televizyon kullanan toplumların, ekonomik ve sosyal hayatı nasıl etkileniyor?
Hatırlarsanız bir önceki ABD başkanlık seçiminde Rusya'nın, Trump lehine sosyal medya üzerinden manipülasyon yaparak seçim sonuçlarına etki ettiği iddiası halen konuşuluyor.
Kitap okuma oranının ve eğitim seviyesinin bizden çok daha iyi durumda olduğu ABD'de böyle bir ihtimal ciddi şekilde tartışılırken televizyon ve sosyal medya ülkemiz siyasetinde ne kadar etkili olmuştur acaba?
Çok yakında Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri süreçlerini yaşadık. Anımsayın, bu süreçten aklınızda neler kaldı?
Rakip partileri ve siyasetçileri terör örgütleri ile yan yana göstermek için, bağlamından koparılmış küçük parçalara bölünmüş görsellerle çok başka anlamlar yüklenecek hale getirmek, alaycı bir üslupla animasyon ve seslendirmeler yapmak, hatta farklı görüntüleri bir araya getirerek oluşturulan montaj videolar çok masumane sayılamazlar herhalde.
Sosyal medyanın tüm mecralarında, kimi amatörce bir çoğu da profesyonelce hazırlanmış sayısız görsel, sabahtan akşama kadar seçmenin üzerine hiç bir kontrole tabi tutulmadan fütursuzca boca edildi malumunuz.
Peki, tüm bu yapılanlar seçmen kitlesi üzerinde ne kadar etkili oldu? Tabi ki bunu net olarak ölçmek mümkün değil. Ancak kitap okumayı sevmeyen, medya okur yazarlığı olmayan bir toplumun kendisine gösterilenin ne kadarının gerçek ne kadarının manipülasyon olduğunu sağlıklı değerlendirmesi beklenemez.
İnternet ve bu kadar çok kanallı televizyonun olmadığı zamanlarda belirli bir eğitim seviyesine ulaşamamış insanların, doğal olarak fikri altyapıları da yetersiz olduğundan kararlarını daha çok bizzat yaşadıklarından ve yakın çevreden etkilenerek almaktaydılar. Ancak günümüz modern çağında doğru ya da yanlış birçok bilgi kendisi istemese de cep telefonları aracılığıyla zorla gözüne gözüne sokuluyor.
Düne kadar bilgi dağarcığını aşan konularda birkaç kelime konuşmaktan kaçınan insanlar, sosyal medyada dayatılan bölük pörçük bilgi kırıntılarından kendilerine neredeyse bir ideoloji yarattılar.
PAPAĞANİZM.
Bilgin yoksa duyduğunu, gördüğünü ne anlama geldiğini bilmeden, yerli yersiz bulunduğun ortamlarda papağan gibi sıralar durursun, kendini bilgili gösterirsin. Sonra da kendi söylediğine kendin inanırsın.
Seçmenlerin birçoğunun, kendisini olumsuz yönde etkileyen birçok faktörü göz ardı ederek, terör riski algısıyla ülke güvenliği konusunda oluşturulan korku ikliminden etkilendiği hemen herkesçe gözlemlenmiş, seçmen tercihlerinin oluşmasına önemli katkı sağlamıştır.
Sonuçta geldiğimiz nokta, hangi siyasi zeminin tarafında olursa olsun, sorgulamayan bireyler topluluğuna çıkmaktadır.
Bu da papağanı kafeste besleyenin işine yarar...
BABADAN OĞUL’A
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?