Peynir Kırıntısı
Geçtiğimiz akşam, Bandırma Çarşamba pazarında geçirdiğim an, toplumsal adaletsizliğin acı yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi. Pazarın kapanmasına yakın saatlerde, tezgahını toparlayan bir peynirciye yöneldim. Ancak, az bir miktar peynir kalmıştı. Almak istediğim peynirler üzerine sohbet ederken, yanımda yankılanan bir ses dikkatimi çekti.

Titrek ve utangaç bir kadın, peynirci kadına "Kırıntı peynir var mı?" diye sordu. Sesi, yaşamın zorluklarına karşı verdiği bir savaşın yansıması gibiydi. Peynirci kadın, sert bir şekilde "Yok" dedi. Kadının gözlerindeki çaresizlik, içimi burktu.
O an, bu sıradan görünmeyen ama derin anlamlar taşıyan soruya anlam vermeye çalışırken, peynirci kadına, yaşlı kadın gittikten sonra “Kadın ücretsiz peynir mi istedi?” diye sordum. Peynirci kadın, “Burada sadece kenar peynirlerini ucuza veririz,” yanıtını verdi. Bu basit açıklama ile yaşlı kadının yaşadığı zorluğu sesinin titremesinden anladım o sırada içimde bir acı hissettim.
Bu küçük olay, ülkemizde süt ürünlerinin ve hayvancılığın geldiği trajik noktayı gözler önüne sermekteydi. Bir zamanlar hayvancılıkla geçinen bir ülkede, süt ürünlerinin bu denli yüksek fiyatlarda olması, adaletsizliğin çarpıcı bir sembolü haline gelmiş durumda. Yaşlı teyze ve peynirci kadının arasındaki ki dialoğu size yazdım ama yaşadığım bu duyguyu size tarif etmemim imkanı yok .
Pazarın bu köşesinde yaşanan bu basit ama etkileyici an, toplumsal eşitsizliğin somut bir örneği bence. Bu tür olaylar, ekonomik ve sosyal adaletsizliklerin derinliğini anlamak için bir uyarı niteliği taşıyor. Toplumun en savunmasız bireylerinin yaşadığı bu tür sıkıntılar, herkesin ortak sorunu haline gelmeli .Bu konuda köklü çözümler geliştirilmelidir. Peynir kırıntısı deyip geçmeyin...
YAZAR: Eyüp DEMİREZEN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı