PLANLAMA...
Ülke gündemi öyle yoğun ki yereli yazmaya fırsat yok. Oysa , yukarıdan aşağı gelen korkutarak sindirme siyaseti, özellikle gençlerin harekete geçmesi ile aşağıdan yukarıya doğru etkisiz kılındı. Korku duvarı kırıldı. Özgür ÖZEL'İN ikinci adamlıktan tam lider...

Ülke gündemi öyle yoğun ki yereli yazmaya fırsat yok.
Oysa , yukarıdan aşağı gelen korkutarak sindirme siyaseti, özellikle gençlerin harekete geçmesi ile aşağıdan yukarıya doğru etkisiz kılındı. Korku duvarı kırıldı.
Özgür ÖZEL'İN ikinci adamlıktan tam lider olmasında tabanda başlayan ve geniş kitleler ulaşan mitingler, boykotlar, imza kampanyaları... etkili oldu.
Bu şunu gösteriyor: Yerel yönetimleri boş bırakmaya gelmez. Yerel ne kadar başarılı tabanı gerektiğinde harekete geçirmek o kadar kolay .
Bu haftayı ilçemiz belediye icraatlarına ayıralım:
Yağmur " bardaktan boşanır gibiydi". Çay caddesinde de eski Beşeylül caddesinin anayola çıkışında da bırakın gölü, gölcük bile oluşmadı. Bu da gösterdi ki iyi bir planlama ile yılların sorunu çözümlenebiliyormuş.
Sanırım planlamanın başarının yarısı olduğunu anlamıştır belediye üst düzey yönetimi.
Lakin aynı yerel yöneticilerin yağmur sularını hızlı tahliye etmek konusundaki planlamayı ilçe trafiğinde, kaldırım düzenlemesinde, otopark üretmekte, ilçe parkının en verimli kullanılmasında.... gösterdiğini söylemek zor.
Bayramda araç trafiği (akışı) çöktü. Kilitlenen yerler belli. Adnan Menderes Parkın önünden meydana iniş hep sorun, bayramda patladı.
İyi düşünüldüğünde planlama yok, ya da yanlış.
Işıklardan Susurluk girişinde yeşil ışık yandığında Susurluk'a dönen araçlar ile Belediye dinlenme tesisinden çıkan araçlar tam bir curcuna yaratıyor; yine bayram trafiğinde her gün üç beş kaza oldu. Kavgalar cabası.
Kafeler caddesi Susurluk'a renk kattı. En azından gençlerin rahatlıkla gidip sohbet edebileceği yerler. Ancak tam karşısındaki kaldırımlar açık otoparka dönüşmüş durumda. O bölgede araç trafiği yoğun. İki araç geçmekte zorlanıyor. Yetmedi yaya trafiği için de kaldırım kalmamış. Planlama hatası var demeye gerek var mı? Yok.
Yine kafelerin karşısındaki park alanları bir aralar ne güzel değerlendiriliyordu. Gençler çaylarını kahvelerini sandalyelerini alıp çimlerde vakit geçiriyorlardı. Ne oldu bilmiyorum, yasaklandı. Yeni bir planlama ile kafelerin önünde kalan yerler isteyen kafelere kiralanabilir. Belediye hem gelir elde eder hem de o alanların bakımını kafelere verir hem de gençler için ferah alanlar yaratmış olur.
Parkın en görünen yerine yapılan ama bir türlü bitirilemeyen tuvalet de tam bir plansızlık örneği idi. Bu plansızlık, temel aşamasında anlaşıldı ama iş inada bindi. Yaz geliyor parka en fazla ihtiyaç duyulan zamanlar kapıda. Bir an önce yapılacak mı yıkılacak mı ne yapılacaksa yapılsın.
Fırt kafenin önündeki havuz doldurulup çim ekildi. İyi mi oldu?
Güzele güzel, iyiye iyi demeyi becerebilirsek yaşadığımız yerde huzur olur, mutluluk olur.
Örneğin Beşeylül caddesi ışıklardan giriş gayet şık olmaya başladı. Yoldan geçenleri merkeze yöneltiyor.
Feyz Çiftliği sahibi Sencer SOLAKOĞLU ilçede Susurluk tostu ve ayranı satan çok şık bir yer açtı.
İlker KAÇAN'A da Sencer Feyz Çiftliği sahibi Sencer SOLAKOĞLU gibi bir değeri Susurluk'ta küçük çaplı da olsa yatırıma teşvik ettiği için teşekkür etmek gerek. Tostu da ayranı da süper. Ama çiğ sütünü tek geçerim. Hayırlı olsun!
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı