PROTOKOL GEREKLİ Mİ?
Geçen haftaydı, belediyenin Oda’larla “Ortak Denetim ve Teknik İşbirliği” adıyla imzalanan protokol bana göre başka protokollere benzemiyor. Protokolün bazı başlıkları şöyle; “Sağlıklı ve Sürdürülebilir Kentleşme… Nitelikli Yapılaşma…Kültürel, Tarihi ve Doğal...

Geçen haftaydı, belediyenin Oda’larla “Ortak Denetim ve Teknik İşbirliği” adıyla imzalanan protokol bana göre başka protokollere benzemiyor.
Protokolün bazı başlıkları şöyle; “Sağlıklı ve Sürdürülebilir Kentleşme… Nitelikli Yapılaşma…Kültürel, Tarihi ve Doğal Çevre Değerlerinin Korunarak geliştirilmesi… Bunun için Ortak Denetim ve Teknik İş Birliği…”

İyi de, protokol olmadan bu konular gerçekleşemez miydi?
Görüldüğü gibi protokolün içeriği çok önemli konuları içeriyor.
Katılan Oda ve kişiler de önemli. Neden önemli; çünkü protokolde hedeflenen hedeflerde kamu yararı esas alınıyor… Çünkü kentlerin oluşumu bu teknik Oda’larla yakından ilgili…

Bazıları şöyle:
Mimarlar Odası ile İnşaat Mühendisleri Odası Balıkesir Şubesi Bandırma Temsilcileri… Makine Mühendisleri ile Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Bandırma Temsilcileri… Harita Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Bandırma Temsilciliği…
Kişilerin isimleri de var ama ben asıl protokolde yazılı, yapılacak işlere dikkat çekmek istiyorum
Mesela;” sağlıklı kentleşme ve nitelikli yapılaşma faaliyeti için gerekli mimarlık, mühendislik ve şehir planlama ile halk sağlığının, tarihi, kültürel, doğal, tarımsal korunması… Her türlü afetlere hazırlık ve risk…”
Hedefleniyormuş…İyi güzel de, bunların gerçekleşmesi için protokol şart mıydı?
Belediye başkanı Tolga Tosun da özetle “ …özellikle aktif fay hattı üzerinde yer alan şehrimizde depreme dayanıklı, çevre dostu, enerji verimliliği yüksek, kent hayatına ve dokusuna katkı sunacak yapıların oluşması...” gibi gerçekten çok önemli konulara temas edince sormadan edemedim.
Şöyle başımızı çevirip Bandırmanın genel bir görünümüne bakacak olursak ne görebiliriz?
Bunu herkesle birlikte protokolde imzası olan belediye başkanı ile Oda temsilcilerine soruyorum.
Alt yapımızın eski ve ihtiyacı karşılamadığını Başkan Tosun kendisi de ifade ederken 1-2 katlı evlerin 5-6 kata çıkması kendi kendine mi gerçekleşmiş.
Önce bir eskiye mesela 50 yıl veya daha öncesine gidecek olursak… Kurtuluş savaşı sonrası yangından sonra inşa edilen villa tipi 2-3 katlı Hacıyusuf Mahallesi’ne bakalım, sonra yine ayni tip evlerin olduğu Bahçeli Evler, 600 Evler Mahallesi, kent merkezinde İş Bankası’nın bulunduğu adaya bir bakalım; nerdeyse bir karış genişliğindeki Saatçiler Sokak’taki 1-3 katlar nasıl olmuş da 7-8 kat olmuş? Bandırma’nın bir zamanlar neşe kaynağı Romen vatandaşların mahallesi Çınarlı Mahallesi’nin enkaz yığınlarını gören var mı?

Bandırma’nın hemen her yerinden görülen bir abide şeklinde eski 1. Okul’u (Öğretmenevi ) gören var mı? Apartmanlar arasında kaybolmuş gitmiş…
Hemen her gelen belediye işe ilk plan değişikliğiyle başlamış olmalı ki bu yapılar kendi kendine mi göğe doğru yükselmiş, birinci derece deprem bölgesi Bandırma’da…
Hemen her belediye zamanında yeniden yapılan inşaatların kat adedi yanındakinden 1 kat fazla kendi kendine mi oluşuyor?
Yukarıda protokolde bahsi geçen Odalar, şehir plancıları, mimarlar ve mühendisler…projeler yapılırken yok lar mıymış?.. Ve bunun için protokol şart mıymış?
Yani mesela; protokol olmadan “Sağlıklı ve Sürdürülebilir Kentleşme…” gerçekleşemez miymiş?
YAZAR: Erdem ÖZCAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı