SİYASETİN BÜYÜK KUANTUM SIÇRAMASI..
Bugün dünya, jeopolitik kırılmaların, kutuplaşan blokların ve sığ dijital algoritmaların kıskacında yönünü arıyor.

Ankara kulislerinde ise herkes, CHP Lideri Özgür Özel ile Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Sayın ;Cenk Küpeli’nin el sıkıştığı o tek bir kareye bakıp günü birlik denklemler kuruyor. Kimileri sandık hesabı yapıyor, kimileri ittifak protokolleri karalıyor.
Oysa bu el sıkışma, sadece iki genel başkanın buluşması değil; Türkiye’nin siyasi genetiğinde uyuyan devasa bir kuantum sıçramasının ilk kıvılcımıdır. Bugün, hiçbir analistin göremediği, hiçbir yapay zekanın öngöremediği o "10 hamle sonrasını", yani siyasetin büyük mimarisini tarihe not düşüyorum.
Siyasetin ilk hamlesi, yıllardır toplumu iki kutba mahkum eden o yapay duvarların yıkılmasıdır. Doğru Yol Partisi’nin taşıdığı o köklü 'DYP Ruhu', sadece bir geçmiş nostaljisi değil, devletin kurucu ve kalkınmacı aklıdır. İkinci ve üçüncü hamlede bu akıl, ana muhalefetin dinamizmiyle kurumsal olarak kenetlendiğinde, iktidarın bugüne kadar elinde tuttuğu tüm sosyolojik ve ideolojik ezberler çöker. Toplumun marjinal kutuplara sıkışmış o sessiz çoğunluğu, merkezin yarattığı bu devasa manyetik alana doğru akmaya başlar.
İktidarın Meşruiyet Dönüşümü...
Beşinci ve altıncı hamleye geldiğimizde, bu birleşme sadece bir seçim ittifakı olmaktan çıkar; yeni bir "Toplumsal Sözleşme"ye dönüşür. Merkez sağın sarsılmaz devlet tecrübesi ile sosyal demokrasinin adalet vizyonu yan yana yürüdüğünde, iktidar bloğu tarihinin en büyük stratejik açmazıyla karşı karşıya kalır. Çünkü karşılarındaki güç artık sadece "muhalefet" değil, devletin ve milletin ta kendisidir. Bu hamle, ülkedeki tüm karar mekanizmalarını, bürokrasiyi ve sermaye akışını yeniden kodlar. Taşlar yerinden oynamaz; taşlar yeni bir dünya için yeniden dizilir.
Küresel masada yeni bir Türkiye Aksı
Bu el sıkışmanın 10 hamle sonrası, sadece iç siyasi dengelerin değişmesi ya da Çankaya’nın kazanılması değildir. Doğru Yol’un o tarih yazan kalkınmacı vizyonu ile Türkiye’nin birleştirici gücü küresel masaya oturduğunda, Doğu ile Batı, Akdeniz ile Avrasya arasında yepyeni bir "Merkez Aks" inşa edilir.
Bu ittifakın doğuracağı enerji; ekonomide üretim devrimini, diplomaside ise buyurgan odaklara karşı "tam bağımsız ve kurucu iradeyi" tetikler. Yıllardır iç çekişmelerle enerjisi tüketilen bu ülke, kendi medeniyet köklerinden aldığı o 'DYP Ruhu' özgüveniyle, küresel sistemin yeni oyun kurucusu haline gelir.

"Bir şey olur mu?" diye bekleyenler, sadece bugünün küçük dalgalarına baksınlar. Ben ise o dalgaların altındaki büyük okyanusu, merkezin o durdurulamaz çekim gücünü yazıyorum. Bu bir erime, eksilme ya da birilerine eklemlenme hikayesi asla değildir. Bu, kendi özgün kimliğimizi, asırlık devlet hafızamızı ve sarsılmaz inancımızı masanın tam merkezine koyarak Türkiye’nin önümüzdeki yüzyılını tasarlama iradesidir.
Söz bitti, illüzyonlar tükendi. Şimdi tarih, herkesle konuşabilen, devlet aklını rehber edinen ve o hiç sönmeyen 'DYP ruhunu' geleceğe taşıyanların kalemiyle yeniden yazılıyor. Biz buradayız diyen bir DYP; kökleriyle sarsılmaz özgüveniyle ve 10 hamle sonrasını gören o büyük vizyonuyla geleceği inşa ediyor. Yeni dünya düzenine az kaldı..
YAZAR: Meliha ATEŞ
Baglantilar
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı