22 Ağustos 2026 Cumartesi
USD/TRY:48,08 ₺EUR/TRY:56,19 ₺ALTIN:7.107,39 ₺Bandırma:23,3 C
Köşe Yazısı

Siyasetin Değişmez Yasası...

Siyasetin Değişmez Yasası "Erken Gelen" Fırtına, Koltuk Savaşları ve Zamanlamanın Şifreleri... Ankara kulislerinde esen rüzgarları ve manşetlere aniden taşınan CHP’deki "mutlak butlan" tartışmalarını anlamak için sadece bugünün görünür metinlerine değil,...

Velhasıl Gazetesi
Meliha-Ates

Siyasetin Değişmez Yasası "Erken Gelen" Fırtına, Koltuk Savaşları ve Zamanlamanın Şifreleri...

Ankara kulislerinde esen rüzgarları ve manşetlere aniden taşınan CHP’deki "mutlak butlan" tartışmalarını anlamak için sadece bugünün görünür metinlerine değil, siyasetin yazılmamış o katı kurallarına bakmak gerekir. Siyasette hiçbir dosya tesadüfen açılmaz, hiçbir hukuki tartışma durup dururken raflardan inmez. Karaman'ın koyunu sonra çıkar oyunu..

Bir davanın ya da eski bir defterin tam da taşların yerine yeni yeni oturduğu, dengelerin hassaslaştığı bir dönemde hortlatılması, doğrudan zamanlama stratejisiyle ilgilidir. Gazeteci gözüyle bakmak, tam olarak bu satır aralarını okumayı ve görünenin arkasındaki büyük resmi inşa etmeyi gerektirir.

​Aslında Kemal Kılıçdaroğlu dönemi ve sonrasına dair bu tablonun ortaya çıkacağı çok önceden belliydi. Siyasette köklü yapıların dönüşüm sancıları öyle kısa sürede, bir kurultayla bitmez. Liderlik değişimlerinin ardından eski yapının tamamen tasfiye edilmediği, aksine bir kenarda kendi enerjisini ve rövanş zeminini biriktirdiği bilinen bir gerçektir. Geçmişte atılan keskin virajlar, tabanın sesini bazen genel merkez koridorlarında kaybeden katı ittifak modelleri ve o dönem sessizce sineye çekilen kararlar, bugünkü büyük patlamaların zeminini zaten adım adım hazırlamıştı. Görmeyi bilen, siyasi dili okuyan bir göz için geçmişteki o derin sessizlikler, bugün yaşanacak kurumsal krizlerin en net habercisiydi.

​Peki, bu tartışmalar neden tam da bugün, yani Özgür Özel yönetiminin adımlarını sıklaştırdığı, iktidar karşısında yeni bir denge ve iddia kurmaya çalıştığı bir dönemde yeniden hortladı? Soru tam olarak burada düğümleniyor. Yeni yönetimin attığı adımların, parti içi geleneksel damarları ya da mevcut statükoyu ciddi şekilde rahatsız ettiği açık. Siyasette "ayağa dolanma" faktörü her zaman dışarıdan gelmez, bazen içerideki güç odaklarının rekabeti, dışarıdaki rakiplerin en büyük kozu haline dönüşür. Özgür Özel’in ana muhalefet lideri olarak alan kazanmasını engellemenin, onu sürekli "kendi eviyle" ve iç hukuk kurallarıyla meşgul etmenin en klasik siyasi manevra olduğunu görmek gerekir. Kendi iç meselesini çözemeyen, kurumsal meşruiyet tartışmalarıyla boğuşan bir yapının, ülke genelinde güçlü ve berrak bir alternatif üretmesi bu yolla zorlaştırılmak istenir.

​Ana muhalefetin kendi içinde yaşadığı bu hukuki ve siyasi türbülans, siyaset tahtasındaki diğer tüm aktörler için de çok net neticeler doğuruyor. İlk olarak, iktidar bloku açısından bakıldığında muhalefetin enerjisini tamamen kendi içine harcaması, iktidarın üzerindeki spot ışıklarını ve toplumsal baskıyı hafifletir. Tartışmalar "ülke yönetimi, ekonomi ve gelecek projeleri" ekseninden çıkıp, "muhalefetin kendi iç hukuku ve geçmiş kurultayların meşruiyeti" çizgisine çekildiğinde, iktidar alanı ciddi şekilde rahatlar. Böylece kendi hamlelerini çok daha steril, baskıdan uzak bir ortamda yapma şansı bulur.

​Diğer taraftan, bu durum sağ ve alternatif partiler için de yeni bir alan açmaktadır. Bu bitmek bilmeyen kurumsal karmaşadan ve iç kavgalardan yorulan, istikrar arayan seçmen kitlesi, alternatif limanlara yönelme eğilimi gösterir. Kurumsal yapılara olan güven sarsıldıkça, özellikle merkez sağ ve milliyetçi çizgideki partiler, bu dalgalanmadan doğacak seçmen kaymalarını kendi hanelerine yazdırmak için oldukça uygun ve zengin bir zemin yakalamış olur. Ana gövdedeki her yüzdesel erime, çevre partilerin iştahını kabartan ve onları tahkim eden bir yakıta dönüşür.

​Özetlemek gerekirse gazeteci vizyonu, sadece dosyanın içindeki hukuki maddeleri aktarmak değil o dosyanın kapağını tam da bugün açan elin neyi hedeflediğini, bu hamlenin siyaset satrancında hangi taşları yerinden oynatacağını görmektir. Bu süreç, muhalefetin kendi içindeki en büyük ve en kritik samimiyet sınavı olmaya adaydır.

YAZAR: Meliha ATEŞ

Devamı

İlginizi Çekebilir

Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim

Köşe Yazısı

Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim

Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

22 Ağustos 2026 01:28
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

Köşe Yazısı

POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

​Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

13 Ağustos 2026 22:26
MUALLA SABIR GÜVEN

Köşe Yazısı

ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI

Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

13 Ağustos 2026 22:21
GÜZEL BAŞLANGIÇ

Köşe Yazısı

GÜZEL BAŞLANGIÇ

2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

11 Ağustos 2026 16:07
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Köşe Yazısı

Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

11 Ağustos 2026 15:59
BANDIRMASPOR TAM NOT

Köşe Yazısı

BANDIRMASPOR TAM NOT

İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

09 Ağustos 2026 07:14
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

Köşe Yazısı

EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

​Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

07 Ağustos 2026 18:16
BİR İHALE ÖYKÜSÜ

Köşe Yazısı

Aynı Film, Farklı İsim Olmasın

Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

06 Ağustos 2026 12:44
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

Köşe Yazısı

EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

​Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

04 Ağustos 2026 22:47