SUSURLUK’UN GELECEĞİ PARLAK. YETER Kİ…
Susurluk’ta güzel şeyler oluyor. Umut veren şeyler. Bir ara kapanan ve çürümeye terk edilen, ilçenin en önemli işletmesi konumundaki Şeker Fabrikası, gelecek yıl için yöre çiftçisi ile beş yüz bin ton pancar ekim anlaşması yaptı. …………………. Susurluk Belediyesi...

Susurluk’ta güzel şeyler oluyor. Umut veren şeyler.
Bir ara kapanan ve çürümeye terk edilen, ilçenin en önemli işletmesi konumundaki Şeker Fabrikası, gelecek yıl için yöre çiftçisi ile beş yüz bin ton pancar ekim anlaşması yaptı. …………………. Susurluk Belediyesi pancar ekti ve yöremiz topraklarının sanıldığı gibi pancar ekimine uygun olmadığı savını çürüttü. Şeker oranı ülke genelinin üzerinde olan pancar yetiştirmeyi başardı. Hangi yolları izledi, hangi gübreyi kullandı, sulamayı nasıl yaptı… bunların tümünü yöremiz çiftçisi ile paylaşacaktır mutlaka. Vizyon bu. ……………………. Susurluk’un ismini süt ve süt ürünleri ile en gözde nerdeyse Dünya çaplı marka olarak gündemde tutan Yörsan isim değiştirmek zorunda kalsa da üretime başladı. Süte talep arttı. Süt üreticisi bir nebze olsun rahatladı. Bunun yanında istihdam açısından çok önemli bir kurum oldu. Tıpkı Susurluk Şeker Fabrikası gibi. ……………………….. Çiftçinin yüzü güldü. Ne ektiyse iyi para etti. ………………. Pandeminin ardından patlayan Rusya Ukrayna savaşı da insanlığa ama en çok bize şunu öğretti:
Özellikle gıda açısından dışarıya bağlı olmayacaksın. Daha öte topraklarının değerini bileceksin.
Verimli toprağının bir karışının bile betonlaşmasana izin vermeyeceksin.
Yerli tohumdan hiç bir zaman vaz geçmeyeceksin.
Daha ucuza geliyor diye buğday, arpa, mercimek… ithal edip kendi çiftçini ezmeyeceksin.
Daha ucuza kırmızı et satmak için dışarıdan kırmızı et getirip ülkendeki kırmızı et üretimini baltalanmayacaksın.
Enflasyonu artacak diye süt fiyatlarını düşük tutup süt ineklerinin kesime gönderilmesine neden olmayacaksın.
Çünkü ülkendeki çiftçi, kırmızı et, süt üreticisi… kalmazsa bunun bedeli çok ağır olur.
Sana ucuza buğday, mercimek, kırmızı et… satanların bir oyunu bu. Hedefleri ülkende çiftçi, kırmızı et üreticisi… bırakmamak. ………………………. Yolları, köprüleri… sübvanse etmek yerine; çiftçiyi, köylüyü…. desteklemek çok daha akıllıca. En azından milyonlarca vatandaş, geçmediği köprülere hayatı boyunca gitmeyeceği havaalanlarına… dolaylı yoldan vergi ödemek yerine; kendi bağrında yaşayan çiftçisine, köylüsüne, kırmızı et, süt üreticisine destek vermiş olur. …………………. Balıkesir Türkiye’nin en önemli gıda deposu.
Susurluk’un bu deponun en büyük tedarikçisi olmaya en uygun ilçe.
Toprağı ile, çiftçisi, süt üreticisi, kırmızı et üreticisi … ile ……………………… Siyasi, makam, mevki …. gözetmeksizin bir araya gelebilen önderler lazım. İyi niyetli önderler.
Niyeti iyi olanları siyasi görüşleri, makamları… ne olursa olsun mutlak buluşurlar bir yerde
Gerisi çorap söküğü… ……………….. Sosyal anlamda da hızlı bir gelişme göze çarpıyor.
Susurluk Kent Konseyi örneğin.
Onu da bir başka hafta yazalım.
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı