Topal Hizmet deniz Otobüsü
Bandırma; ulaşım kolaylığı nedeniyle de ikamet edecek olanların tercih ettiği önemli bir şehirdir...Neydi o ulaşım kolaylığı... Karayolu, tren ve deniz...Önceki yıllarda hava ulaşımı da vardı... Başta İstanbul olmak üzere, İzmir ve Bursa gibi mega kentlere...

Bandırma; ulaşım kolaylığı nedeniyle de ikamet edecek olanların tercih ettiği önemli bir şehirdir...Neydi o ulaşım kolaylığı... Karayolu, tren ve deniz...Önceki yıllarda hava ulaşımı da vardı...
Başta İstanbul olmak üzere, İzmir ve Bursa gibi mega kentlere ulaşımı kolaylaştıran tren ve karayolu taşımacılığı vatandaşa büyük kolaylık sağlarken deniz yolu için ayni şeyleri söyleyemiyorum...
Çünkü deniz yolu taşımacılığında “aksama “ var...
Hem de “ne aksama!..”

Rüzgarı bol Marmara Bölgesi’nde esen rüzgar zaman zaman sert eser ve Bandırma da işte bu sert esen günlerde deniz yolu seferleri etkilenir...
Ayda, hadi bilemedin 2-3 gün seferler aksadı diyelim; özellikle geçtiğimiz aralık ayında deniz otobüs seferleri kaç gün iptal oldu sayamadım...
Konuyla ilgili bir ayrıntıya değinmek istiyorum: Bazı kişilerin “araçsız feribot” dedikleri ulaşım aracı aslında sadece yolcu taşıyan deniz otobüsleridir; yani deniz otobüsleri araç taşımaz, insan taşır; onun için adını doğru söyleyelim...
Biz, yani “esas Bandırmalılar!” İstanbul-Bandırma deniz yolu seferlerinin öyle günlerce sırf hava şartları nedeniyle iptal edilmesine pek alışık değildirler...

Nerden başlıyayım?... Bandırma-İstanbul, Bandırma-Tekirdağ gemi ulaşımı tarihi çok eskilere dayanır...Benim hatırladığım 1950 ve sonrasıdır...
Sadece yük, canlı hayvan ve yolcu taşıyan Tırhan, Etrüsk, Kadeş, Uludağ, Ayvalık ve Gemlik gemileri... Daha sonra da yolcu ve araç taşıyan, Bandırma, Tekirdağ, Adnan Menderes ve Turgut Özal ile feribotlu yıllar başladı...
Bu saydığımız tüm gemilerin çalıştığı yıllarda da şiddetli rüzgarlar esmesine rağmen iptal seferler yok gibiydi...
Daha önce de çok yazmıştım...Marmara Denizi’ne hiç uygun olmayan deniz otobüsleri, bıktıran iptal seferler nedeniyle özellikle son aylarda yolcularına çok sıkıntılı anlar yaşattığını biliyorum...
Çare belli ama üstünde fazla duran yok gibi...
Çaresinin daha önce 1000 yolcu ile 225 araç kapasiteli İDO feribotu olduğunu herkes bilir...
Yapılan bazı etkisiz çalışmalardan anladığıma göre seferlerin başlaması belediye ve bakanlık çalışmasıyla gerçekleşebileceği ortaya çıktı...Yani sadece belediye yetmiyor...

Feribot seferlerinin Bandırma ekonomisine sayısız faydalar sağladığı önceki yıllarda herkes gördü. Bunun yeniden gerçekleşmesi için birlik olmak şart..
Sadece Bandırma değil, trafik rahatlığı ve insanların daha rahat ulaşması siyaset dışı olmalı...
Araştırmam sonunda anladım ki, konu önce İDO, şimdi BADO olan İstanbul ve Bandırma Belediyesi ile Ulaştırma Bakanlığı feribot seferleri ancak birlik olunması halinde gerçekleşebilecek..
Bunun için de özellikle başta bölgemiz milletvekilleri olmak üzere parti farkı gözetmeden tüm milletvekillerimiz, bana göre bu önemli konuya birlikte ele almaları gerekiyor...
Başta Ticaret Odası ve diğer meslek odalarını da sayabiliriz...
Bandırma’ya çok önemli bir hizmet yapılmasını istiyorsanız bir olun, birlik olun herkes kazansın...
Konu siyaset dışı olmalı, hizmeti geçenler elbet de takdir edilecek ve unutulmayacaktır...
YAZAR: Erdem ÖZCAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı