Türk Mektupları_2
Türk ün içki ile imtihanı hemen her seyyahın dikkatini çeken önemli konulardan biridir.

Busbecq, daha Macaristan sınırlarında Türklerin
içki merakı ile karşı karşıya gelmekte. Busbecq Türklerin şarap bulduğu zaman
“sünger gibi içtiklerine” şahit olmuş. Bu neden böyleydi? Aslında Avrupalılar Türklerden daha fazla içki içseler de
sarhoş olana kadar içme konusunda Türkler daha iddialı gibi..Meslek gereği
İngilizlerle çalışma fırsatı bulmuştum. Kazı ekibindeki İngilizler günde
ortalama 14-15 kadar bira içiyorlardı. Ama sabah molasında bir iki tane öğle
arası bir-iki böyle gidiyordu.
Sarhoş falan da olmuyorlardı. Sanki bira onlar
için ağır iş koşullarında kaybettikleri magnezyum, tuz vb mineralleri geri
kazanmanın yoluydu. Hayatın olağan
akışında sürekli karşınıza çıkan nesneler karşısında insan bir süre sonra
duyarlılığını yitirir bu evrensel bir insan davranışıdır. Amazonlarda kimsenin
kıyafet giymediği bir kabile için çıplaklığın sıradan bir olgu olması
gibi… Batılı seyyahlar da Türklerin bu aşırı içiciliği karşısında durumu bu
şekilde açıklamaya çalışmaktaydılar.…
Şarap o denli az bulunuyordu ki bulunduğu
zaman sınırsızca içilmekteydi. Bir de fıkıh gereği bir yudumla bin yudum
arasında pek fark görülmediğinden bir kere başlanmışsa sınırları zorlamak
mantıklı gelmekteydi.
Busbecq, Rumeli’de gezerken Sırplar hakkında da birkaç kelam
etmiş. Sırp cenaze ve düğün törenlerine değiniyor. Gelin ile damadın sevgi
seremonileri olmadan adeta birbirlerine düşman gibi davranması gerektiğinden
söz etmekte. Evlilikler zaten aileler arasında yapılan anlaşmalar. Ama
görüntüde de olsa damadın kızı kaçırması gerekliymiş; zira kızın gönüllü
evlenmesi ayıptır diyor.
Aslında Soylu Vahşi adlı antropolojik çalışmamda bu sevgisiz evlilik biçimleri üzerinde durmuştum. Kadının bir erkeğe gönüllüce
eş olması mazideki kültürlerde “yakışıksız” görünen bir olguydu. Kadın erkeğini
sevmemeli, onun tarafından evliliğe zorlanmalıydı. Bu elbette geleneksel
tutumdur. Yoksa illaki birbirlerini gerçekten sevenler vardı. Ama onların
hikâyeleri öylesine ilginç geliyordu ki aşk destanlarına dönüşmeleri
kaçınılmazdı. Yani bir kez daha şarap gibi aşk şarabının da doğuda ölçüsüz
biçimde içildiğini görmekteyiz. Aşk ya hiç yok ya da ölümüne aşk biçimiyle var.
Arası yok.
YAZAR: Ulaş Töre SİVRİOĞLU
KAYNAKLAR: Ogier
Ghiselin de Busbecq, Türk Mektupları Kanuni Döneminde Avrupalı Bir Elçinin
Gözlemleri (1555-1560), çev. Derin Türkömer, Türkiye İş Bankası Kültür
Yayınları, İstanbul 2021, s.12.Busbecq,
a.g.e. s.18
Töre
Sivrioğlu, Soylu Vahşinin İzinde, Kafka , İstanbul,2026.
Baglantilar
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı