Velhasıl Gazetesi NİYE???
Susurluk’un kuzu eti meşhurdu. Onu da İvrindi’ye kaptırmak üzereyiz. Varsa yoksa tost, ayran. Yıllar öncesi kamyon kamyon ahşap sandalye satardık. O da bitti. Askeri alan dört yıllık üniversite için tarihi bir fırsattı. Oraya da Toki, Hastane yaptık. Az bir...

Susurluk’un kuzu eti meşhurdu. Onu da İvrindi’ye kaptırmak üzereyiz.
Varsa yoksa tost, ayran.
Yıllar öncesi kamyon kamyon ahşap sandalye satardık. O da bitti.
Askeri alan dört yıllık üniversite için tarihi bir fırsattı. Oraya da Toki, Hastane yaptık.
Az bir yer kalmış; hükümet binası taşınacak diyorlar. Tuz biber misali.
Susurluk’ta zaten doğru dürüst bir meydan, şık bir çarşı hiç olmadı. Merkez de eski kışlaya taşınınca Yeni Mahalle kırsal olur artık.
Tost da Ayvalık’a kaydı kayacak. Ayvalık tostu. Bir hayli ünlendi.
Hiç düşündünüz mü, niye gelişemiyor Susurluk?
Niye, kendiliğinden meşhur olmuş kuzumuzu Susurluk kuzusu damgası ile pazarlayacak bir örgütlenme olmuyor?
Niye, ahşaba yeniden dönüldüğü şu günlerde güç birliği yapılamıyor?
Niye merkez mahallelerde yüzlerce yıkık dökük ev varken ilçenin gelişebilecek en güzel yerine Toki konduruluyor?
Niye belediye öncülüğünde ada içi düzenlemelerle kooperatifler kurulup, vatandaşın arsası değerlendirilirken aynı zamanda Toki’den çok daha kaliteli ve Toki’den daha ucuz konutlar yapılamıyor?
Niye, Susurluk’a kente yakışır bir meydan düzenlemesi yapılamadı?
Niye?….
Niye?…
Çünkü fikir üretenleri, Susurluk için bir şeyler yapmaya çalışanları… yıldırmada çok başarılı bir lobi var.
Onlar; kim işinde başarılı, onunla ilgili bir komple teorisi uydururlar.
Kim biraz ön plana çıkmış, hemen yalanlar üzerine onunla ilgili dedikodu inşa ederler.
İkiyüzlüdürler, yüzünüze gülerler, arkanızdan kuyunuzu kazarlar.
Bu bir hastalıktır.
Çok tehlikeli bir toplumsal virüstür.
Tedavisi zor gibi görünse de basittir aslında.
Buna sekiz yüz yıl önce Ömer Hayyam kesin bir tedavi yöntemi önermiştir mesela.
“Kör cehalet çirkefleştirir insanları. Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verecek bir cevabım var elbet. Lakin, bir lafa bakarım laf mı diye. Bir de söyleyene bakarım adam mı diye “
Bu kadar!…
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı