YETER ARTIK
Yazılıyor, çiziliyor.. Dökülen gözyaşları, edilen lanetlerin, yüreğimizi dağlayan zulmün bedduaları bitmek bilmiyor. İşlenen günahların, eziyetlerin,çekilen işkencelerin haddi hesabı aldı başını katlanarak devam ediyor. Üstlerimizde hakları varken,...

Yazılıyor, çiziliyor.. Dökülen gözyaşları, edilen lanetlerin, yüreğimizi dağlayan zulmün bedduaları bitmek bilmiyor. İşlenen günahların, eziyetlerin,çekilen işkencelerin haddi hesabı aldı başını katlanarak devam ediyor.
Üstlerimizde hakları varken, savunamamak insanlığa yakışıyor mu? Hâl ortada iken nasıl nefes alabiliyor? İnsanız diye geçiniyoruz? Ademoğlu'nun vazgeçilmez aç gözlüğü sayesinde ne tabiat kaldı, ne de hayvanların yaşayabileceği bir alan. Ha bire dikilen binalar, beton yığınlarına esir düşen nefisler. Yarın bir gün yaşanacak hiç bir karış toprağımızı da bırakmayacak bizlere ve sadık dostlarımıza..
Utanıyorum zalimin zulmünden. Ellerini ayaklarını sallaya sallaya ortalıkta cirit atan mahluklardan. Bundan önce ki yazımda yine bu konuları ele almıştım. Fakat öylesine bir konu değil ki ! Üzeri örtülemez geçiştirilemez içler acısı bir durumun içindeyiz.
Çoluğa, çocuğa cinsel taciz edenler dur durak bilmiyorken, dilsiz olan ve beklentileri sadece sevilmek olan hayvanlarda istismar ediliyor. Geçen gün Hatay'da güpe gündüz yolun ortasında zavallı köpeğe yapılan sapıklık mı? Barınak diye adlandırılan bazı kuruluşlarda aç-susuz bırakılan, canlarına kast edilenler mi? Köpeği havlamasın diye ağzını bantlayan mı? Yoksa zevk için bin bir heves ile alınan, sonrası dövülüp, ayakları, kolları kırılanından mı bahsedeyim?
Son yaşananlar batsın bu dünya denilen kırmızı cizgimizdir. İstanbul'da Bayındırlık konutlarında kedi katliamı yaşanmış kesilerek başı bedeninden ayrılmış. Neyin kafası? Nasıl bir algıdir ki bunları yaptıran? Yine geldiniz mi üzerine basa basa her defasında vurguladığım sözlerime. "AHLAK VE ŞÜKÜSUZLUK VARSA O TOPLUM ÇÖKMEYE MAHKUMDUR" Anlıyacağınız yapılmadık, denenmedik işkence yöntemi kalmadı hayvanlar üzerinde. Pekâlâ onlara bunları layık görenler hâlâ aramızdayken nasıl koyarız yastığa başlarımımızı? Bu utanç verici son olay bardağı taşıran son damla oldu Caydırıcı ceza verilmedikçe iflah olmaz-olunmaz. Daha ne bekleniyor acaba? Sorulmayacak mı hesapları?
YAZAR: Meliha ATEŞ
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı