ZİHİNLERDEKİ ABLUKAYI KIRMAK..
ZİHİNLERDEKİ ABLUKAYI KIRMAK.. Dünya, devlerin satranç tahtasında tehlikeli ama bir o kadar da tuhaf bir oyunu izliyor. Trump-İran eksenindeki nükleer pazarlıklar ve Hürmüz Boğazı’ndaki petrol krizi gündemi sarsarken, Amerika cephesinden her gün yeni bir...

ZİHİNLERDEKİ ABLUKAYI KIRMAK.. Dünya, devlerin satranç tahtasında tehlikeli ama bir o kadar da tuhaf bir oyunu izliyor. Trump-İran eksenindeki nükleer pazarlıklar ve Hürmüz Boğazı’ndaki petrol krizi gündemi sarsarken, Amerika cephesinden her gün yeni bir “absürtlük” haberi geliyor. Bir yanda küresel savaş tamtamları, diğer yanda magazinel krizler… Peki, bu fırtınada gerçek nerede?
Siyaset Sahnesinde Bir “Gündem Hokkabazı”
Donald Trump, adeta siyasetin ciddiyetini bir kenara bırakmış, her gün yeni bir “şov” ile karşımızda. Dünyanın kaderi nükleer dosyalara ve enerji krizlerine bağlıyken; o, Beyaz Saray koridorlarında Jimmy Kimmel’ın skeçlerine savaş açıp “derhal kovun” tamtamları çalıyor, Kamala Harris üzerinden “eşofman krizleri” yaratarak gündemi manipüle ediyor. Karşımızda her adımı bir figür, her çıkışı bir “skeç” tadında olan bir aktör var. Trump dünyayı parmağında oynatırken aslında kendi oyununu kuruyor. Ancak unutulmasın; dünya, onun egolarını tatmin edeceği bir “reality show” sahnesi değildir!
Piyon Değiliz, Oyununuzu Bozmaya Geldik!
Soykırımcı Netanyahu, Amerika’nın bu “formatı bozuk” siyasi atmosferini fırsat bilip meydanı boş sanıyor; “yağma” ve yıkım planlarıyla kendi siyasi çıkmazından kaçmaya çalışıyor. Amerika’nın gölgesine sığınıp bölgeyi kan gölüne çevirebileceğini düşünenlere kötü bir haberimiz var: Bu dünya sizin satranç tahtanız; bizler de sizin dilediğiniz gibi hareket ettirebileceğiniz piyonlarınız değiliz! Trump’ın pragmatizmi, bir gün Netanyahu’yu “günah keçisi” ilan edip sahneden atacak kadar öngörülemez olabilir; ancak bizim duruşumuz nettir.
Hürmüz’den Kalkınma Yolu’na Ekonomik Açıdan İlerlenebilir
“Kuyudaki petrol mü kuruyacak?” diye soranlara cevabımız stratejiktir: Hürmüz devre dışı kalsa bile Türkiye, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu hamleleriyle dünyaya nefes aldıracak yegâne güçtür. Irak üzerinden açılacak o “Refah Koridoru”, küresel abluka siyasetine verilmiş en net millî cevaptır. Dışarıdaki enerji savaşlarına karşı en büyük silahımız; vergi adaleti, yurt dışındaki varlıklarımızın millî ekonomiye kazandırılması ve “çıkarılmayan petrol kurumaz, millî iradeyle canlanır” ilkesidir.
Asıl Devrim İnsan Odağında Yapılıyor Türkiye’de bir ilk gerçekleşti. Kütahya’da genç ve engel tanımaz bir yürek olan Cüneyt Demircan’ın il başkanı olarak atanması, Trump’ın polemiklerinden de Netanyahu’nun zulmünden de daha büyüktür. Çünkü bu hamle, zihinlerdeki engel barikatlarını yıkarak piyon olmayı reddeden bir gençliğin şahlanışıdır.
Taze Bir Başlangıç
Her gün yeni bir absürtlükle karşımıza çıkan bu dünya düzenine karşı bizim cevabımız; yerli üretim, finansal bağımsızlık ve “Vicdan Mühendisliği”dir. Kuyudaki petrolün kurumasına izin vermeyeceğimiz gibi halkımızın umudunun kurumasına da asla müsaade etmeyeceğiz. Kimsenin piyonu değil, kendi geleceğinin mimarı olan bir Türkiye ile yola devam ediyoruz. Bakalım o zaman o sahte “şahlar”, gerçek bir millî irade karşısında nasıl mat olacak!
YAZAR: Meliha ATEŞ
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı