23 Ağustos 2026 Pazar
USD/TRY:48,08 ₺EUR/TRY:56,19 ₺ALTIN:7.107,39 ₺Bandırma:29 C
Köşe Yazısı

İŞİN ÖZÜ: “HEDEF SAPTIRMA”

Önceden ete zam gelince suçu kasaplarda bulurduk. En çok destek bulan çözüm önerisi de “meydanlarda iki kasap sallandırmaktı.” O zamanlar yine aklıselim insanlar “yem fiyatları, bakım maliyetleri, elektrik artmışsa doğal olarak et de etkilenecek. Yani kasabın...

Velhasıl Gazetesi
İŞİN ÖZÜ HEDEF SAPTIRMA”

Önceden ete zam gelince suçu kasaplarda bulurduk. En çok destek bulan çözüm önerisi de “meydanlarda iki kasap sallandırmaktı.”

O zamanlar yine aklıselim insanlar “yem fiyatları, bakım maliyetleri, elektrik artmışsa doğal olarak et de etkilenecek. Yani kasabın suçu yok. Enflasyona çözüm üretmeyen iktidarlar asıl sorumlu” diyorlardı.

Pek değişen bir şey yok.

Kasapların yerini zincir marketler aldı. Yelpaze genişledi biraz daha.

Ekmek, yağ, süt, peynir, deterjan, havlu, tuvalet kağıdı aklınıza ne gelirse uçtu gitti. İktidar faturayı kendi yarattığı ve büyüttüğü zincir marketlere kesme kolaycılığında.

Oysa fiyatı arttığında her şeyi etkileyen yakıt, enerji temel suçlu. Devleti yönetenler fiyatını kendileri belirledikleri, belirlemek zorunda kaldıkları mazotun, benzinin, doğalgazın, elektriğin fiyatını bir düşürsünler;  sonra hep birlikte yüklenelim marketlere. Bunun dışındaki her açıklama “kasap sallandırma mantığı”

Boş laf.

İktidar hedef saptırıyor, kendi açısından haklı.

Lakin belli bir kitlenin hala “sallandıracaksın bir kaç kasap” anlayışında kalması büyük sorun. Bir ara manavlara taktık. Manav çadırları kurulmuştu.

Ne oldu onlar?

Zincir marketlere alternatif tarım kredi marketleri açılacaktı.

Açıldı mı?

Oralara gitsin millet.

En çok da bu siyasi iktidar savunuyordu: ”Serbest rekabet var” Özal, Menderes…

Şimdi değme komünistlere taş çıkartacak söylemler uçuşuyor havalarda. Hızını alamayan belediye başkanları zincir market şubeleri kapatmaya başladı.

Ekmek fırında yirmi lira, kapatın fırınları da…

***

Asıl mesele, devlet kadrolarında liyakat sahibi üst düzey yönetici kalmadı. Yasama etkisiz, yürütme tek söz, yargı malum.

Ekonomide bırakın beş on yıl sonrasını, yarını göremez durumdayız. Yatırım yok, üretim yok, ithalat tek çare.

Zamanında; çiftçiye destek yerine, ders vermek için dışarıdan saman getirdik. Süt üreticisi ineklerini kesime gönderirken seyrettik. Devletin, demokratik, hukuk, sosyal nitelikleri ile oynamayın diye feryat edenleri neredeyse vatan haini ilan ettik.

Geldik bugüne!

Ne oldu?

Yine döndük kasapları meydanlarda sallandırma çözümüne.

***

Muhalefetin besleyip büyüttüğü bazı isimler de haykırmaya başladı.

Mehmet Ali Çelebi bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ile saldırıyor mesela. “Vatan diyor, millet, diyor“ Kral, yanında halt etmiş.

En sert muhalif gazetecilerin üstlendiği misyonu gözden kaçırmamak lazım. Yılmaz Özdil mesela. Akıcı üslubu muhteşem. Bir çırpıda okunuyor. Muhalif yazıları süper. Lakin iktidarın karşısında kim ciddi bir atakta. Ona düşman oluveriyor hemen. Onun da en önemli argümanı ulusalcılık. Kılıçdaroğlu’nun eşinin sözde uyurken çekilmiş fotoğrafını paylaşarak büyük gazetecilik(!) örneği verdi.

Sayın Özdil, Cumhurbaşkanlığı adaylık sürecinde Muharrem İnce’ye de takmıştı.

Sert muhalefeti ile muhalif seçmenin takdirini kazanmış bir gazetecinin iktidar için ciddi tehdit olan isimleri ele alıp yerden yere vurması da üstlenilmiş gizli bir misyon sanki.

İktidarı eleştirirken kendin çal kendin oyna olduğu için iktidar seçmeni için pek etkili değil; lakin muhalif seçmenin değer verdiği bir gazeteci olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun Covid 19 testi pozitif eşinin yorgun fotoğrafını yayınlayarak; bilimsel değerlendirmelerin yapıldığı, dünya çaplı akademisyenlerin çözüm sunduğu yeni bir heyecan dalgası estiren 3 Aralık toplantısını önemsizleştirmekte etkili.

Kemal Kılıçdaroğlu için çıkar peşinde, egoları ağır basıyor, çaldı çırptı, danışmıyor kendi başına karar alıyor diyemeyenlerin yeni bir taktiği en solcu görünümlü isimleri kullanmak.

Çelebi gibi, Cevizoğlu gibi, zaman zaman Özdil gibi…

İşin özü iktidar her fırsatta hedef saptırma peşinde.

Bunu da iyi beceriyor…

Devamı

İlginizi Çekebilir

Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim

Köşe Yazısı

Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim

Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

22 Ağustos 2026 01:28
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

Köşe Yazısı

POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

​Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

13 Ağustos 2026 22:26
MUALLA SABIR GÜVEN

Köşe Yazısı

ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI

Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

13 Ağustos 2026 22:21
GÜZEL BAŞLANGIÇ

Köşe Yazısı

GÜZEL BAŞLANGIÇ

2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

11 Ağustos 2026 16:07
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Köşe Yazısı

Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

11 Ağustos 2026 15:59
BANDIRMASPOR TAM NOT

Köşe Yazısı

BANDIRMASPOR TAM NOT

İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

09 Ağustos 2026 07:14
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

Köşe Yazısı

EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

​Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

07 Ağustos 2026 18:16
BİR İHALE ÖYKÜSÜ

Köşe Yazısı

Aynı Film, Farklı İsim Olmasın

Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

06 Ağustos 2026 12:44
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

Köşe Yazısı

EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

​Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

04 Ağustos 2026 22:47