3 AY YOKTUM
Yaz bitti…3 ay kadar Bandırma’dan ayrı kaldıktan sonra, evimize gelmiş oldum. Ne var ne yok; bir bakalım şehrimizde göze batan önemli konular nelerdir. Ama son 3 aya değil de bakmışken son 3-5 yıla bakarsak herhalde daha uygun olacaktır diye düşündüm. Mesela...

Yaz bitti…3 ay kadar Bandırma’dan ayrı kaldıktan sonra, evimize gelmiş oldum. Ne var ne yok; bir bakalım şehrimizde göze batan önemli konular nelerdir. Ama son 3 aya değil de bakmışken son 3-5 yıla bakarsak herhalde daha uygun olacaktır diye düşündüm. Mesela geri dönüşüm stantları vardı. Evlerden bitkisel yağ atıkları toplanıyordu; hepsi kaldırılmış. Neden kaldırıldı, faydalı olmuştu onun için mi ? Uygun yerlere geri dönüşüm stantları mutlaka konulmalı. Hâlbuki tahminimden çok fazla miktarda, başta mukavva kutular olmak üzere, pet şişeler, teneke kutular ve kâğıt toplanıyor ziyan olmuyordu.
Piller belirli kutulara konuluyordu. Feribot yok oldu, tren Balıkesir’e kadar… Feribot yerine deniz otobüsü verelim dediler; işte hava şartları nedeniyle iki günden beri iptal edildi rüzgarın dinmesini bekliyor. Başka..? Adnan Menderes Meydanı’nda Tekel önü ile Kamen durağı önünde halk otobüsleri inme durağı vardı. Tekel durağı kaldırılması nasıl isabetli bir karar ise Kamen durağı o kadar isabetsiz bir karar olarak halka eziyet getirmekten başka bir işe yaramadı. Ama sonra tepkiler üzerine yanlıştan dönüldüğü isabetli oldu. Ayni yer “İndirme Peronu” olarak yeniden düzenlendi, vatandaş tersine yürümekten! kurtuldu. Ancak şimdi bu peronu boş bulan diğer araçlar park etmeye başlayınca halk otobüslerinin yanaşması sorunlu oluyor. Daha önce karşı kavşakta devamlı bir trafik aracı bulunuyordu. Çoktan beri göremiyorum. Keşke olsalar “İndirme Peronu”na park yapan araçlar önlenir. 2 yıldan beri bitirilemeyen Kuşcenneti milli parkı hala yerinde sayıyor.
Işıl ışıl yanan 800 metre uzunluğundaki, vatandaşların yaşam boyu gezintiye çıktıkları mendirekteki aydınlatma lambalarından 3 direk kırılmış diğer 10 tanesinin hiçbiri yanmadığı için mendirek tamamen karanlıkta kamıştı. Ben Bandırma’dan ayrılmadan önce hepsi yanıyordu. 3 ay sonra geldim mendirek kapkaranlık… Karanlıkta yürüyen fırıncı Hasan’ın küçük bir kaza geçirmesi nedeniyle yaptığım haber sonunda 2 gün önce 13 aydınlatma direği eskileri söküldü, yerlerine yenilerinin konulacağı müjdesini Uludağ Elektrik Dağıtım Arıza Koordinatörü Samet Vural verdi. Samet bey yetkili olduğu için demek ki direkler hakikaten yenilenecek. Şimdi gece de yürüyüş yapanlar daha güvenli yürüyüşlerde bulunabilirler. Hapçılarda herhalde başka karanlık köşeler arayacak.
Başka?.. Cumhuriyet Meydanı’nda içinde 4 çınar ağacı bulunan süz havuzu 4 yıldan beri suyu konulmadı. Böylece süs havuzu olmaktan çıktı. En az 15 yıl bakımını yapanlar yaptılar da sonra gelenler üşendiler mi? 3 ay olmadığım Bandırma’da eksiler ve artıların bir kısmı böyleydi.
YAZAR: Erdem ÖZCAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?