BALIKESİR SGK İL MÜDÜRÜNE AÇIK MEKTUP
Sayın Müdür, Adınızı bilmiyorum. Google’ye “Balıkesir SGK il müdürlüğü”yazsaydım öğrenebilirdim. Ancak; benim için adınız önemli değil. Müdürlüğünüz önemli. Çünkü kurumun sağlıklı işleyişinden veya ağır aksaklığından o kurumun yöneticisi sorumludur. Bu...

Sayın Müdür,
Adınızı bilmiyorum.
Google’ye “Balıkesir SGK il müdürlüğü”yazsaydım öğrenebilirdim.
Ancak; benim için adınız önemli değil. Müdürlüğünüz önemli.
Çünkü kurumun sağlıklı işleyişinden veya ağır aksaklığından o kurumun yöneticisi sorumludur.
Bu mektubu yazma nedenime gelince:
“Eşim EYT yasasından yararlanarak emekli olabilmek için Susurluk Şubesi aracılığı ile kurumunuza başvuruda bulundu.
Üç aya yakın bir süre geçti. Sonuç yok.
Çok önemli değil. Allah’a şükür eşim de ben de kurumunuzun tahsis edeceği emekli aylığına şimdilik pek ihtiyaç duymuyoruz.
Lakin başvurumuzun ne zaman sonuçlanacağını merak etmek de hakkımız, diye düşünmekteyiz.
Bunu sormak için bir kaç kez kurumunuza geldim.
Dosyanın, SGK Emekilik işlemlerine bakan bölümde olduğunu öğrendim.
Bağlı olduğunuz bakanın EYT’lilere Nisan sonu, en geç Mayıs sonu vaadlerini geçtik. Haziran sonu olsun.
Benim derdim, kurumunuzdaki başıbozukluk.
Kimsenin kimseden haberi yok gibi geldi bana.
Mesela eşim Bağkur’dan emekli olacak, ancak dosyası SGK’da.
Yanlışlık olmuştur; ya da benim muhasebecim yanlış hesaplamıştır.
Ona da takılmıyorum.
Ak Parti iktidarının ilk yıllarındaki kamu kurumlarının güler yüzlü, ilgili personeli yerini asık suratlı ilgisiz çalışanlarına bırakmış. Bu beni üzdü biraz.
Yüz yüze gelmek istemedim.
Telefonla ulaşmayı denedim. Günlerce ve günde en az beş kez.
Ve sonuçta şu yargıyı edindim; ‘ Sizin telefon sisteminiz, arayan kişilerin vaktini çalmak ve onları çileden çıkarmak için dizayn edilmiş.’
Arıyorsunuz, aradığınız bölümü tuşluyorsunuz, bekliyorsunuz belli bir süre yanıt yok. Operatöre bağlanıyorsunuz bekliyorsunuz , karşıdan gelen canlı sese ‘EYT sigorta birimine bağlar mısınız? diye kibarca talepte bulunursunuz. Sonra belli bir süre de onun bağladığı yerin çağrı sesini dinliyorsunuz, bekliyorsunuz.
Sonra birden telefon kesiliyor.
16 Haziran Cuma günü ısrarla defalarca aradım ve aynı durumu yaşadım.
En sonunda operatörünüze durumu anlattım ve ilgili birim müdürüne bağlanmak istedim.
Şikayet edecek rahatlayacaktım.
Ama o da ne?
Operatör, ‘bağlıyorum dedikten sonra yine sinir bozucu çağrı sesi dinledim ardından telefon kapandı.
Bundan sonra ne yapacağımı bilemedim.
Lakin böyle dolu kalmak istemedim.
Size yazmaya karar verdim.
Ve istedim ki, bu mektubumu herkes okusun!
İşin ilginç yönü herkes okuyacak ama siz okumayacaksınız .
Olsun, benim için ‘herkes’ yani halk sizden çok daha önemli…
Ha!
‘Çok yoğunuz telefonlara yanıt veremiyoruz’ diyorsanız kapatın santral sisteminizi müdür bey.
Vatandaşı kandırmanış olursunuz en azından.
Bir daha ‘ha!’ bu köşeyi özel işlerime alet ettiğimi falan sanmayasın sakın.
Bir anket yap, bu yazdıklarımdan çok daha fazla şikayetler duyacaksın.
O nedenle mektubu “herkesin” adına yazdığımı bil…
Kolay gelsin(!)”
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
" Körfez Ölüyor "
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?